YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

‘’NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR ?’’ diyor ya herkes

Bayram bitti;  Yine, hep o eskilerin özlemiyle geçen bir bayram daha bitti. Aklımda kalan, bir dolu sevinç olarak, çocukluğumun güzel,  artık erişilmesi imkansız bayramlarını hatırlıyorum.  Hiç unutmuyorum ki

  Başucumda, bir çift ayakkabı.  Askıda, bayramlık elbisem, gözümün önünde bayramlık şekerler,  çikolatalar uykusuz geçen arefe geceleri hiç aklımdan çıkmıyor. Sanki hiç ayakkabım olmamış, hiç yeni elbise giymemişim gibi o bayram sabahını getiremezdim bayram geceleri.  Bir hafta önceden başlayan telaşlar; bayram temizlikleri, bayram tatlıları, ve gelecek misafirler hepsinin ayrı bir anlamı ve önemi vardı.

 Eskiden hazır giyim olmadığı için bayramlıklarımızı mahalle terzimiz fitnat abla dikerdi. Annem bununla tatmin olmaz, üç gün ayrı elbise giydirmek isterdi bize.  Onun için üç gün ayrı ayrı giyilecek dokuz elbise hazırlanırdı. Üç kız kardeştik çünkü.  Annem de, işlenmeyen, üzerinde herhangi bir yerinde nakışı olmayan elbiselere itibar etmediği için her elbisenin üzerinde bir nakış olmasına gayret eder ya ceplerine ya da başka bir yerine mutlaka çok güzel makine nakışı yapardı. Sıra dışı kıyafetler giydirirdi bize. Modelini ve desenini kendi hazırlardı. Bu desenler bazen bir insan figürü bazen bir tavşan ya da bir kuş vs. gibi çok güzel olurdu. Makine nakışında çok maharetli olduğu için ayrıca bunları yapmaktan da zevk alırdı. Gecesini, gündüzüne katarak bize bu elbiseleri hazırlardı.  Bir de kıymetini bilseydik.  Hele ben. Biraz yaramaz bir çocuktum.  Belki de hiper aktif kimbilir? O zamanlar bilinmiyordu.

 Canım annem;  Bir bayram, bana ilk gün için kırmızı çok güzel bir elbise diktirmiş ya da dikmişti detayını hatırlamıyorum. Eskiden köşelerde elektrik direği olarak ağaçtan direkler, onların üzeri de zift kaplı olurdu. Evden yepyeni elbisemi giyinmiş bir şekilde çıkan ben. Daha bir saat olmadan gidip köşedeki o direğe kollarınmla sımsıkı sarılınca elbisenin yeni halinden eser kalmamış ben de eve korkarak gitmiştim. Olacakları bildiğim için. Bir şey söylemedi annem, ama yazık desen ağlayacaktı.  Çok haklıydı şimdi düşündüğümde biraz buruk bir şekilde gülümsüyorum.

 Konya dan gelen komşularımızın  tam caddenin üzerinde açtıkları kadayıfçı dükkanları vardı.  Ayrıca çok güzel tereyağlı tatlılar yaparlardı. Herşey inanılmaz tatda ve güzellikteydi. Oradan tereyağlı baklavalar yaptırırdık kocaman sinilerle.  Bayramlaşmaya çok gelen,  giden olurdu. Şimdi aklıma geliyor da o hiç bitmeyecekmiş sandığımız tatlılar bayramın sonunda kalmazdı bile.

    ÖZLEMEZ MİYİM ESKİ BAYRAMLARI? Annem, babam yanımdayken kaç yaşında olursam olayım onların daha büyümemiş çocukları olarak. Anneler babalar sağken çocuklar hiç büyümez…

  El öpüp büyüklerden para  aldığımız. Tereyeğlı baklavaları günün her saatinde yediğimiz, kahvaltı etmeye bile vakit bulamadan çalınan sokak kapısından gelen mahallenin ya da başka mahallelerin çocukları, onlara verilen bayram harçlıkları ve arka arkaya gelen misafirler.  Biri gitmeden ötekinin geldiği oturacak yer olmayınca bir öncekilerin kalkmak zorunda olduğu o kalabalık,  ‘’NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?’’ diyor ya herkes. Aslında çok haklılar…

  SAYGILI, SEVGİLİ, MİSAFİRLERDEN KORKMAYAN  EV SAHİPLERİNİN VAR OLDUĞU GEÇMİŞ BAYRAMLARIN ÖRNEK ALINMASI VE UNUTULMAMASI DİLEĞİYLE

07.07.2017
Bu yazı 374 defa okundu.

Diğer Yazıları