YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

BU ÜLKEDE SANATÇI OLMAK

 Ben, hani derler ya! Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum. Sanatçı olunmaz, sanatçı doğulur. Demek ki sanatçı doğmuşum. Bizim, Dünyadaki misyonumuz da bu! Ama bir değerlendirme yaptığım zaman görüyorum ki eskiden sanata, sanatçıya verilen önem şimdi yok. Sadece var gibi görünüyor.

 Önceleri bizim şehrimiz gibi küçük yerlerde galeriler yoktu. Dolayısıyla sergi açabilmek için mutlaka büyük şehirlere gitmek gerekiyordu. Giderdik de ancak o sırada benim resim eğitimim olmadığı için gittiğim her yerde sordukları ilk soru olan’’ resim eğitiminiz var mı?’’ ya da ‘’ akademi mezunu musunuz?’’  (güzel sanatlar akademisinden bahsediyor) ben de ‘’hayır’’ diyordum.  Böyle söyleyince de o sergi açılamıyor, kapılar yüzüme kapanıyordu. İşte bundandır benim gidip resim eğitimi almamın en önemli sebeplerinden biri. Şimdi ne güzel, kimseye böyle bir soru sorulmadığı gibi, parası olan düdüğü çalıyor. Kim para kesesinin ağzını açarsa o sergi açabiliyor. Yani tamamen duygusal…

   Artık kimse, kimseye ‘’eğitimin var mı?’’ demiyor sadece gittiğinizde ‘’bu galerinin günlük kirası şu kadar, bir resminizi alırız ya da ikramlarınızı kendiniz yapacaksınız, davetiyelerinizi siz bastırtacaksınız’’ gibi sözler geliyor kulağınıza. ‘’Peki’’ . Satış garantisi var mı? ‘’yok’’ amaönceden vardı. O galerilerin müşteri portföyü vardır. Sizin bu konuda birşeyler yapmanız gerekmezdi. Sadece davet etmek istediğiniz kişilerin katılımı için galeri tarafından bastırılan davetiyelerin bir miktarını dağıtırdınız.  Galeri sizden bir resim isterdi sadece. Bunu da seve seve verirdiniz. Oysa şimdi öylemi ya! Herşey sizden gidiyor. Sanatçıdan gidiyor. Sanatında, sanatçınında ticaretini öğrendiler. Zaten zor değer bulan sanatın, sanatçının ürettiği işi alıyorsunuz bir ticaret malı gibi ortaya koyuyorsunuz. Sanatçının duygularıyla, yeteneğiyle, bilgi birikimi, yaşanmışlıkları, yaşadıklarıyla, acılarıyla sevdikleri, sevmedikleriyle ortaya koyduğu eserini ticaret malı yaparak pazarlıyorsunuz. O zaman bizim üretmek için bir sebebimiz kalıyor mu???

Atölyemde kendi kendime çalışırken, kurslarımı, derslerimi verirken Tam da‘’bir daha açmayacağım’’ derken İçime sinmiyor. Bunca yıllık emek. Güzel Sanatlara hazırlayarak sınavlardan geçen onlarca öğrenci, yaratıcılığımı kullanarak hazırladığım, sayısını bilmediğim eser ve zaman içinde açılan kırkdört sergi derken onca çalışmayı atölyeye hapsetmek yerine sergilemeliyim diyorum.

Bir çok sergi teklifi geliyoryurt içi, yurt dışıkatılmak istiyorum fakat sonra düşündüğümde vaz geçiyorum. BİZ SARAYIN SOYTARILARI MIYIZ? HEM ÜRET, HEM EMEK VER, ONDAN SONRA DA GİT MİLLET GÖRSÜN DİYE ÜSTÜNE PARA VER VE SERGİLER AÇ…Şimdi bu; sanata ve sanatçıya verilmiş bir destek midir? Hangi mantığa uyuyor. Böyle bir destek olabilir mi? İşte sanatın geldiği son nokta… (bu yazdıklarım sanat üreten bir çok kişiyi ilgilendiriyor, ilgilendirmedikleri de var.)

Yazımı, ATATÜRK ün sanat ve sanatçıyla ilgili bir sözüyle bitirmek istiyorum “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.” 

17/04/2017

17.04.2017
Bu yazı 593 defa okundu.

Diğer Yazıları