YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

GÜLMEK ZENGİN İŞİ

  Gittikçe kalabalıklaşıyor şehirler.  Sokağa çıkıyorsunuz karşıdan gelenler, yanınızda yürüyenler, kaldırımlarda yürüyecek yer yok neredeyse. İnsanlar geliyor, geçiyor.  Kadınlı, erkekli. Hep yüzlerinde mutsuzluk var. Yüzleri düşük, umutsuzluk, mutsuzluk okunuyor.

  Neden herkes mutsuz bu ülkede? Nereye baksam yüzü solgun insanlar görüyorum. Hepsinin bir kaygısı olduğu belli. NE OLURDU BİZDE AVRUPA ÜLKELERİ GİBİ MUTLU OLSAYDIK MUTLU YAŞASAYDIK. Bir çok kaygılardan, tasalardan, problemlerden uzak olup. Her sene yaz tatilinde nereye gideceğimizin hesabını yapabilseydik.

  ‘’Biz bunlara layık değil miyiz?’’ diye soruyorum kendime bazen. Sanıyorum değiliz. Çünkü isteseydik, BİZ İSTESEYDİK. Her şeyin seyri başka olurdu. İmreniyorum, öyle yüzünde huzur hissettiğim insanlardan. Bizim vatandaşımızın buna hakkı yok mu? Neden bize çok görülüyor, huzur?

  Avrupalı, akşam evinde sevdiği hayvanıyla bir koltuğa oturup televizyonun karşısında birasını keyifli keyifli, patates cipsiyle birlikte içerken bizim neyimiz eksik? Ülkede bira mı yok? Ya da keyifle oturacak bir koltuk mu? Hafta sonunu iple çeker Avrupalı bütün haftanın yorgunluğunu atabilmek için. Oysa bizi??? Çoğu insan ek gelir için bulabilirse, hafta sonlarını geçtim geceleri bile çalışıyor. Bir ülkenin milli gelir düzeyi yüksek değilse (tabi ki bu söylediklerim tüm yurdum insanları için geçerli değil.)  O insanlar nasıl gülsün? Nasıl huzurlu olsun?

  Yurt dışında parklar, bahçeler, tatil günlerini en iyi şekilde değerlendirmek isteyen insanlarla dolar, taşar.  Hatta, kısa süre görünen, görünür, görünmez güneşten yararlanmak için hemen soyunup güneşe yatarlar.  Bir varmış, bir yokmuş gibi ortaya çıkan güneşin altında kendilerini kandırırlar. Oysa benim ülkemin güneşi iki dakikada yumurtayı bile pişirir de ama insanım o zenginlikten asla faydalanamaz. Çünkü güneşte debelenecek, yatacak zamanı yoktur zavallıların. O iş boş insanların, mutlu insanların işidir. GÜNEŞLENMEK!

   Bu durumda nasıl gülen yüzler olacak? Bir kurşun kalemin hesabını yapan babalarla, bir bardak sütü çocuğuna nasıl içireceğim kaygısıyla başka bir şey düşünemeyen bir annenin yüzünde nasıl gülücükler açacak? Akşam evde bırakın ‘’hangi yemeği pişireyim?’’ demek şöyle dursun.  O yemeği pişirecek tüpü bile yok bazı insanların NASIL GÜLEBİLSİN?

   Gülmek! mutluluk işidir.  Keyif işidir.  Nasıl gülsün yurdum insanı? Hesap, kitap yaparak ayın sonunu nasıl getireceğim düşüncesiyle, mümkün müdür gülümsemek?

  Mutsuz! Ülkemin insanı. Bu benim canımı acıtıyor. Oysa insan gülmeli,  gülümsemeli sevdiklerine, sevmediklerine bile. İNSANA EN ÇOK GÜLMEK YAKIŞIYOR… İnsan zaten mutluysa kendiyle birlikte herkesi de sever.  O zaman kimsenin yüzü düşmez sevilen insan surat eder mi? yüzü düşer mi? GÜLMEK İŞİ ZENGİN İŞİ, BU ÜLKEDE GÜLMEK ÇOK PAHALI

01.05.2017
Bu yazı 539 defa okundu.

Diğer Yazıları