YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

İnsan Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Ne zor aslında insan olmak. Bir kere geldiysen dünyaya yaşamak zorundasın sana bahşedilen bu hayatı. Var olmak zorundasın. Varlığını sürdürebilmek için. Kolay mı? Aslında hiç kolay değil insan olmak…

  Sabah uyandığında kalkacaksın sıcacık yatağından kalkmak zorundasın. Gidip elini yüzünü yıkayacaksın. Yıkamazsan olmaz. Kendine gelmek için yıkamak zorundasın. Sonra gidip kahvaltı edeceksin. Güne hazırlamak için karnını doyuracaksın. Çünkü o enerjiye ihtiyacın olacak gün boyu. Kahvaltını yapmak zorundasın. Öyle birden birşeyler yemekle olmaz.  Önce çayını demleyeceksin. Arkadan güzelce, yemek istediğin kahvaltılıkları  koyacaksın sofraya. Canının istemediklerini eleyeceksin. Belki o sabah canın tatlı birşeyler istemeyeceği için reçel koymayacaksın mesela sofraya. İnsanın canı bu; bazı şeyleri ister bazı şeyleri istemez. Gün gün değişir ağzımızın tadı. Zaman zaman keyfimiz olur. Kimi zaman neşemiz kaçar nedense. İşte;  Hayatın getirileri yüzünden belki de. İşin varsa dışarıya çıkmak için giyinmek zorundasın.  Hele bir de bu konuda ayrıntıcıysan yandın! Saatler geçer bir kaç saatlik bir kaç parça işin yüzünden aynanın karşısında. Sonra dışarıya çıkar yaparsın ne gerekliyse, yapman gerekenleri. Dönersin sonra.  Kimi zaman bir arkadaşını ziyarete gidersin. Bir şeyleri paylaşmak istediğinde canın.  Onunla konuşur içindekileri, birikenleri eritirsin. O boşluğa ihtiyacın vardır çünkü. Bazen ağır gelir duyguları tek başına taşımanın yükü. Kimbilir acını, kimbilir, sevincini, neşeni  paylaşmak istersin işte. Bölüşmek; Hayatın bize sunduklarını seçmeden belki de hepsini. Bir dostla, bir arkadaşla paylaşmayı istersin. Dertleşmek adına…Bazen ağlayarak rahatlarsın, bazen gülerek, bazen de bir dost omzu ister başın sıcacık ve yumuşak, onun için gidersin.

  Yemek zorundasın, içmek zorundasın bedenini beslemek için. Bunlar senin elinde. Ancak hepimize böyle değil hayat… Bazıları zorluklar içinde. Bu saydıklarım; Yani bir öğün yemek, içmek onlar için lüks bile olabiliyor. Sanmayın herkes öyle canı istediğin de istediği herşeyi yapabiliyor. İnsan olmak işte! Yaşamak zorundasın. Karnını doyurmak için bile çok çaba sarfeden insanlar var. Yazık değil mi? Oysa insan olmanın gereği bu. Diyoruz ya! Yükü ağırdır insan olmanın.

   Sevmek, aşık olmak zorundasın, ruhunu beslemek için. Bunlara sen karar veremezsin. Çünkü hayatta sevebileceği insan öyle her köşe başında çıkmaz insanın karşısına. Kırk yılda bir çıkar da. Ya doğru zamanda yanlış kişi, ya  yanlış zamanda doğru kişi çıkar. Kısaca hep tren kaçmış olacaktır. Oysa duygular önemli. Hatta en önemli ama bunlara biz karar veremiyoruz. Ne yazık ki. Hayatın bize verdiği ne varsa yaşıyoruz. Yaşamak zorunda ve bu yükü taşımak zorundayız. Ta ki ölene kadar. Buna da biz karar veremiyoruz. Bir gün, işte o gün arkamızdan bakakalacaklar. İŞTE BU KADAR…

   Bazen beni öyle çok yoruyor ki… Bedenim, ruhum, duygularım, insanlarım, biriktirdiklerim, hatıralarım, hatırladıklarım, unuttuklarım, sevindiklerim, sevdiklerim, sevildiklerim, üzüldüklerim, gittiklerim, geldiklerim. Öyle bir derin yara oluyor ki içimin bir yerlerinde. İnsan olmanın dayanılmazlığıyla. Acıyorsun, sızlıyorsun yine de dayanıyor katlanıyorsun. Yapmasan ne yapacaksın. İNSANSIN

   Oysa gelmeseydik hayata yaşamıyor olsaydık bunların hiç birisinin bilmeyecektik. Ve eninde sonunda ölecek olmanın verdiği o ağır diyet bunca yaşamanın bedeli olarak. ÇARESİZ… YAPACAK BİRŞEY YOK. BU İŞİN BAŞKA MODELİ DE YOK! İNSAN OLMANIN BEDELİ OLDUKÇA AĞIR…

  SÖZÜN KISASI

20/02/2017

20.02.2017
Bu yazı 742 defa okundu.

Diğer Yazıları