YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

ÖNCE YASTIKLARIMIZI BÖLDÜLER

  İnsanlar ne çabuk birbirlerinden bıkıyor ilişkiler ne çabuk tüketiliyor farkında mısınız? Eminim herkes böyle düşünüyordur. Bazen neden böyle olduğumuzu sorgulamadan edemiyorum.  Nedir bu tahammülsüzlüğümüz birbirimize? Hepimizde kabahat,  hepimizin suçu var kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Hele gençlere bakıyorum arkadaşlık yapıyorlar, bazen yıllarca sevgili oluyorlar ondan sonra evlenip, birkaç ay sonra ayrılıyorlar. Verilen emek, tüketilen zaman,  yapılan masraflar hepsine, herşeye yazık oluyor.  Ülkemizde de bu işler o hale geldi ki; neredeyse BOŞANMAYANI DÖVECEKLER…

  Önce yastıklarımızı böldüler;  Evde köklü bir temizleme işlemi yapmak gerektiğinde elime geçti, eski yastık kılıfları. Kullanmayı düşünsemde beceremedim.  Çünkü artık onlara göre uygun ne yastık vardı. Ne de üstünde yatacak baş. Alıştırmışlardı artık bizi tek kişilik yastıklarda yatmaya. Tek kişilik yastıklar kullanmaya. Geçmişte kullandığımız eşyaların bile bir mesajı varmış meğer. ‘’Bir yastıkta kocamak’’ deyimi. Demek ki boşa söylenmemiş. O yüzden belki de uzun, çift kişilik, tek yastıklar kullanılmış.  Keşke öyle de kalsaymış. İnsanlar daha mutlu olurdu kimbilir? Herkes kendi kolunu kendi yastığının altına sokup birbirine sırtını dönmeseydi, daha iyi olurdu belki herşey?  Yastıklar herkesin kendine ait olunca gerisi geldi. Başka eşyalarda herkesin kendine ait olmaya başladı. Önceden sabit tek bir telefonumuz vardı evlerimizde herkesin kullandığı. Şimdi kişi başına bir telefonumuz var.  Bir televizyonun başına toplanıp hep beraber aynı programı seyrderdik. Şimdi her odada, mutfakta bile herkese bir televizyon,  herkes istediği kanalı, istediği programı seyreder oldu. Hayalalerimize bile kimseyi sokmaz olduk. İnsanların diş macununu göbeğinden sıkması bahane oldu,  kısa zamanda ayrılmak için. Böyle olunca da kimsenin kimseye tahammülü kalmadı.

   Akşam ezanından önce eve girerdik, nereye gitsek eve geç gelmezdik. Perdelerimizi kapatırdık, yaşadığımız özeli kimseler görmesin diye. Çocuklarımızı da buna alıştırdık sözde.  Kardeş, kardeş aynı odaları paylaşırdık.  Herkesin kendine ait odası yoktu.  Eşyalarımızı paylaşarak kullanırdık. Büyük kardeşin giydikleri, kendisinden sonra gelen kardeşini de büyütürdü. Kimse de’’bunu giymem bana yenisini alın’’ demezdi.  Bundan mutlu bile olurduk. Aile sırrı kimseye anlatılmazdı.  Evde yaşanan herşey evde kalırdı. Çok zaman annemize,  babamıza yaşadıklarımızdan bahsetmezdik. KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIRDI. Şimdi baktığımda sanki zormuş gibi gelse de.  Çok zaman kimseyle paylaşmazdık sıkıntılarımızı sadece kendimiz bilirdik. İşimize kimseyi karıştırmayınca da bu kadar ayrılan olmuyordu.  Bu kadar çok yuva yıkılmıyordu. Daha meyvesini vermeden yepyeni fidanlar kuruyor. Başka yerlerde yeşermesine çalışılıyor ama o toprakların da ne kadar verimli olacağı tartışılır. Hele bir de çocuklar varsa?  Aslında yıkılan onların yuvaları oluyor.  En çok çocuklara acıyor onlara üzülüyorum. Yoksa erkek de, kadın da kendine başka bir yol çiziyor.  İyi kötü yeni bir hayat kuruyor.

  Acaba diyorum biz de değer yargılarımızı değiştirsek herkes gönlünün istediğini alsa, istediğine varsa yine de böyle olur mu? En azından seçimi kendisi yaptığı için kimseleri suçlamazdı insanlar. NEDİR BU MUTSUZLUKLARIMIZIN SEBEBİ? Galiba bizim çok fazla sıkıntılarımız var.  Ayrılırken herkesin bir sebebi var da, bana göre en büyük suç yastıklarda. Onları bölmeyeceklerdi.  AYNI YASTIKTA İKİ BAŞ…

  ÖNCE YASTIKLARIMIZI BÖLDÜLER!  ACABA SANDIKTAN ÇIKARSAK İKİ KİŞİLİK TEK YASTIKLARI VE TEKRAR KULLANMAYA BAŞLASAK KURTULUR MU DİYORUM VAZİYET???

 

 

10.07.2017
Bu yazı 450 defa okundu.

Diğer Yazıları