YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

SANATÇI OLMANIN SANCILARI

Bu akşam çok efkarlıyım. Aynı şarkıda olduğu gibi efkarlıyım işte. Ağlamak kesmiyor içimdeki sızıyı, hüznü, nedendir kendim de bilmem ya! Ağırıma gider işte gülmeler…  Ağlamak gelir uzun yollardan. Bakarım derinlere. Ne çok kanamış, Ne çok acımış, Ne çok acıtmış her şey. Dile getiremezsin içindekileri, bilemezsin, hangi kelime daha çok yakışır, yerine oturur.  Bilemezsin. Bağırmak gelir içinden, sessiiiz, sessiiiiz. Kimse duysun istemezsin, hatta hem istersin, hem istemezsin. Yayılır her hücrene katre katre sızılar. Çekilir sanki çengelle etlerin. Bu neyin nesi Allah ım! Yok mudur sonu, biteceğine dair bir umut, yok mudur biri söylesin. Bu böyle kanayıp durdukça şiir olacak, yazı olacak, şarkı olacak, beste, güfte olacak, resim olacak…  İşte budur sanat… Budur sanatçı… Her şeyi duyumsayarak, en derinlerde en kuytularda, en acılarda, en derin yaralarda hissederek.

       Yaratmak sancılı süreç. Hiçbir şey çok kolay değil, aynı doğum yapmak gibi. Çıkarıncaya kadar içindekini o dayanılmaz sancılar, ağrılı dönem, acılar içinde geçen saatler… Sanatçı olmak böyle bir şey. Öyle herkesin ben sanatçıyım demesiyle olunmuyor.  Doğuştan varsa var. Seninle birlikte, sen de onunla birlikte doğuyorsunuz. Aynı göz renginiz, teniniz, saç renginiz gibi. Bunu zaten hissediyor insan. Bu misyonu taşıyan her haliyle belli olur. Saçınızı, sakalınızı, bıyığınızı maviye boyamakla sanatçı olamazsınız. (öyle söylerdi rahmetli gsf hocalarımızdan biri) gibi görünürsünüz sadece, içi boş…  Sanatçılık; Saçınızı, sakalınızı, bıyığınızı maviye boyamak değil. İçimizdeki duyguları maviye boyayıp içimizdekini doğurmaktır. Ya da hangi renge isterseniz onunla duygularınızı boyamak, görsele aktarmaktır. Şiir gibi, şarkı gibi, resim gibi… Bir bütündür sanatçılık, duygularımızla, kılık, kıyafetimiz, davranışlarımızla başkaldırışımızla birbirini destekleyen. Öncüdür sanatçı bir adım önde gider hep. Tepkileriyle. Ürettikleriyle, yarattıklarıyla. Sanat birilerini taklit etmek değildir. Yaratıcılıktır.. Özgünlüktür.  Günümüzde ne yazık ki sanatın geldiği durum bu. Sanata da sanatçıya da acıyorum doğrusu. SANAT YAPMAK; Sanatla ilgili, sanatla beslenmiş birçok teorik, pratik bilgiyle olur. Mesela ikonografi, mesela sanat tarihi, mesela felsefe, estetik, mitoloji, sanat tarihi  gibi ve daha sayamadığım bir sürü bilgi içeren konulardır.  Sığ, yüzeysel bir olgu değildir. Derinliklidir, felsefidir. Gördüğümüzün arkasında anlattığı birçok başka anlam vardır.  Arındırmadır. Kısa ve öz anlatımdır. Çok küçük ifadelere çok derin anlamlar yüklemektir. Küçük şeylerle büyük şeyler anlatmaktır. Bu işi hobi olarak yapanlara sözüm yok.  Biz sanatçılar kimsenin mesleğine saygısızlık etmiyoruz.  En azından bizim işimize yapılan kadar haksızlık yapmıyoruz kimseye. Sokrat ın dediği gibi ‘’ bir konuda her şeyi, her konuda bir şeyi bilmek’’ için kendi ilgi ve yeteneğimiz alanında eğitim alıyoruz.  Ama biz bu yolda yürürken bizle birlikte birçok insan bizimle aynı kulvarda yürümeye çalışarak,  bizimle yarıştığını sanarak cahil cesaretiyle aldığımız eğitimi yadsıyacak davranışlar yapıyorlar. Bu bizi etkilemiyor görünse de yapılan haksızlığa duyarsız kalmak imkansız gibi. Burada amacım kimseyi kırmak değil. Ancak öyle kendini bilmezler var. Dolayısıyla biz de kırılmayı göze alamıyoruz. HERKES YERİNİ BİLMELİ

      Kaybolup gidiyoruz ne yazık ki bu değersizlikler içinde.  Sanat…,……,……,……,……,…,……,…çı işte bu boşluğun (noktalı yerlerin) içini yukarıda bahsettiğim konularla ve daha birçoğuyla dolduğunuzda, hatta ne kadar çok doldurduğunuz da  o kadar sanat olur, o kadar sanatçı olursunuz. Yoksa hiçbir şey öyle göründüğü kadar basit değil  KOLAY GELSİN TÜM GERÇEK SANATÇI DOSTLARIMA…

 

SÖZÜN KISASI

31.10.2016
Bu yazı 852 defa okundu.

Diğer Yazıları