YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

SAYIN CUMHURBAŞKANIM (açık mektup)

Yazımı size göndermek için bu yolu seçiyorum. Etrafınızdaki koruma ordusunu aşmamın mümkün olamayacağını bildiğim için. Postayla göndersem, elinize ulaşamayacağını bildiğim için. Birilerine verip rica etsem asla size ulaştırmayacaklarını bildiğim için. Zaten direkt olarak düşüncelerimizi bilmenizde fayda var. Buradan yazıp sesimizi duyurmak istedim. Sizden başka derdimizi anlayacak ve sıkıntılarımıza sahip çıkacak kimse yok. Bizi anlayabilecek en yüksek yerde siz varsınız.

   Devlet bir ailenin en büyümüş şeklidir. Devlet Başkanı da bu ailenin babası. Şimdi bu durumda Devletin başında olduğunuza göre, siz kocaman bir Türk ailesinin babası oluyorsunuz. Yüzyıllardır birlikte yaşadığımız böyle sürüp giden, böyle sürmeye de devam edecek olan bir büyük etnik ailenin babasısınız. Türküyle, Kürdüyle, Alevisi. Sünnisi, Lazı, Çerkezi, Ermenisi, Yahudisiyle. Ve daha sayamadığım bir çok grubun. Bir baba evlatları için herşeyin en iyisini yapmak ister. Biz de sizden bunu bekliyoruz. Vatandaşlarınız için en iyisini yapmanızı. Hani diyorsunuz ya ‘’Kandırıldım.’’ Bir Devlet Başkanı kandırılıyorsa bir sade vatandaşın kandırılabileceği gerçeğininin üzerinde durmalısınız. Sayın Cumhurbaşkanım; İnsanlar mutsuz ülkede, çoğu işsiz, evsiz, barksız kaldı. Hangi babanın gönlü böyle bir adaletsizliğe razı olur? Babalar, evlatları arasında eşit paylaşımlar yapar… Biz de sizden bunu bekliyoruz. Sizin iki dudağınız arasından çıkacak küçücük bir cümle, bizim kocaman hayatlarımızı bir çırpıda değiştirebilecek. Hergün nerede bir patlama olacak diye mutsuzuz, bu patlamalarda hangi yakınımıza bir şey olacak diye mutsuzuz, Günbegün haberini aldığımız şehitlerimizden mutsuzuz. Enerji santralleri yüzünden yok olan doğamızı ormanlarımızı zeytinliklerimizi korumak için yaptığımız mücadeleden mutsuzuz.  Yetmeyen maaşlar yüzünden çocuklarımıza gelecek verememekten mutsuzuz.Ülkeyi saran bu kaos ortamından mutsuzuz.

    O cübbeli, sarıklı adamların bize öğreteceği birşey yok. Hiç bir devlet dinle bir ilerleme kaydedememiştir. İlerleme ilimle olur. Biz de Kur’an-ı kerim okuyoruz. Bilmediğimiz yerde de en sıkıştığımız ve derinlere inmemiz gerektiği anda vicdanımıza başvuruyoruz o herşeyi çözüyor. Biz zaten inançları olan insanlardık. Annelerimizin başında eşarpları vardı. Allah nasip ettiği sürece ramazanda oruçlarımızı tutar, namazlarımıza da kılardık. Kimseye zararı olmayan kendi halinde bir millettik. Helali, haramı bilir her şeyi vicdan terazimize göre yapardık. Hani; Peygamber efendimiz S.A.V de yaptığı gibi sağ elimizin işaret parmağıyla orta parmağını kalbimizin üzerine koyarak vicdanımızla hareket ederdik. Lütfen şimdi siz de öyle yapınız iki parmağınızı kalbinizin üzerine koyarak bize evlatlarınız gibi davranınız. İnanıyorum daha mutlu ve huzurlu olacaksınız. Ülkemdeki insanlar, gülen yüzlü, Türkiye de mutlu insanlar ülkesi olsun istiyoruz. Çok şey mi istiyoruz?

    Ülkenin panoraması buradan bakıldığında inanın ki iyi görünmüyor. Bir de bizim penceremizden bakar mısınız?  Etrafınızda ki insanlar belki de size iyi görünmek için farklı manzaralar gösterebilirler ancak vatandaş olarak buradan hiç iyi bir manzara görmüyoruz. Cılız sesimizle buradan size ulaşıp sesimizi duyurmak hiç de kolay değil. Lütfen sesimizi duyar mısınız? Bizler sizi Cumhurbaşkanımız (babamız olarak) kabul ettik siz de lütfen şanınıza yakışanı yapar mısınız? MUTLU HUZURLU BİR TÜRKİYE BEKLENTİSİYLE UMUT EDEREK SAYGILARIMLA

09.01.2017
Bu yazı 1229 defa okundu.

Diğer Yazıları