YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

ÜÇ FİDAN ( fidanlarımızı acımadan yok ediyoruz)

  Bir bahar sabahı okula gitmek için erkenden uyandım.  O zaman televizyonlar yok.  Bir merakım vardı aynı şimdi olduğu gibi radyo dinlemeye. Açtım radyoyu.  Bir ses   ‘’ Deniz Gezmiş in, daha doğrusu Deniz Gezmiş lerin asıldığını söylüyordu.  İki arkadaşı ile birliklte Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’nın. Yani Üç Fidanın’’ O genç duygularımla nasıl üzüldüğümü anlatmama bilmem gerek var mı? Ağladım!  Sabah sabah çok üzülmüştüm.  Çok da anlamıyordum aslında ne olduğunu.  Daha çok anlayabilecek durumda değildim demek ki.  Ama çok üzülmüştüm bu gerçek.  Ne olursa olsun.  Sebep her ne ise üç tane tazecik, hayatta birçok beklentileri ve yaşayacakları olan,  bir çok seveni olan gencecik insanların hayatları bir darağacında sonlandırılmıştı. Bunu bir türlü havsalam kabul etmiyordu.  Okula gittiğimde benim gibi duyarlı olan, özellikle kız arkadaşlarımla birlikte ağlaştık.  Üzüntümüzü paylaştık. Deniz in ve diğerlerinin annelerini, babalarını düşünemiyorum.  O zaman bir genç kız duyarlılığı ile ağlayan ben,  bu sabah haberlerde yine ağladım.  Aynı duyguları daha farklı bir sıfatla, daha derinden yaşayarak.  ANNE olarak. Şimdi ben bir anneyim. Bir anne olarak duygulanıyor ve empati yaptığımda onların analarının bu acıya nasıl dayandıklarını kendime anlatamıyorum.  Dua ediyorum sadece elimden, dilimden gelen bu! ‘’ Allahım! Kimseye, hiçbir anne, babaya böyle bir acı gösterme. ‘’ Sadece bi dava uğruna;  Onlar huzurla öldüler inanıyorum.  Ama, ya onları ipe kadar götürüp ASANLAR???

NE İÇİN?

   Ölmenin erkeni geçi yok!  Hepimizin bir gün gideceği yer orası.  Ve biz adımızı en son hatırlayan da kalmayınca zaten hiç yaşamamış olacağız ya! Bu kadar acıyı neden erken yaşayalım?

   ÖLMENİN ERKENİ GEÇİ YOK!!  Önemli olan adını tarihe yazdırmak.  Tarihe yazdırmanın da önemi yok! Adını tarihe iyiliklerle yazdırmak önemli olan…İYİLİKLERLE ANILMAK!!! SAYISIZ İNSANIN ÇOCUKLARINA DENİZ ADINI VERMELERİ GİBİ=514;

 Bu ve bunlar gibi nice üç fidanların aşkları vardı.  Belki yarım kalmış ve belki hiç başlayamamış.

Çocukları vardı.  Hiç doğmamış. Ve hayata dair yaşanmamışlıkları  KİMBİLİR?

Sevdikleri vardı, sevenleri vardı arkalarında çok derin bir acıyla bıraktıkları!

NEYDİ SUÇLARI?

ŞİMDİ BİZ NE İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ?

HEPİMİZİ BİRDEN Mİ ASARLAR???

FİDANLARIMIZI YOK ETTİK!!!

 

BAHAR GELMİŞ

   Bu nasıl bir güzelliktir böyle?  Bilmem, dünyanın başka yerinde var mıdır?  Böylesine güzellik!  Şehrime bahar gelmiş.  Sokağa çıktığımda daha çok anlıyorum. Nasıl bir güzelliktir böyle?  Hele yeni kurulan.  Şehrin merkezi dışındaki mahallelere gittiğinizde bahçeli apartmanlar, bahçeli evler. Manzaraya inanamıyor insan. Şehrin merkezinde böyle görseller olmadığı için.

   Her yerde salkım saçak gül ağaçları ve gül fidanları rengarenk. Koku deseniz öyle yoğun.  Size en iyisi manzarayı anlatayım. Biz biliyoruz da Aydın dışından internet üzerinden okuyanlar vardır onlara bu manzarayı çizmem lazım…

   Sokağa çıktığınızda mis gibi bir turunç çiçeği kokusu boyuyor her yanınızı.  Biraz daha ilerleyince şehrin dışarılarına kadar,  bir bakıyorsunuz sadece turunçlar değil çiçek açan.  Zeytinler de dantel gibi çiçeklenmiş.  Onun da kokusunu alıyor burnunuz.  Azıcık etrafınıza baktığınızda mor salkımlar, erguvanlar pespembe,  kıbrıs akasyaları sapsarı manzaraya anlam katıyor. Şehrin dışına çıktıkça bahçelerden sarkan çardak gülleri inanılmaz bir manzara.  Arkasından biraz sonra akasyalar ve daha ismini bilmediğim bir çok renkte, bir çok çiçek, ağaç inanılmaz bir doğa harikası TABLO GİBİ…Hemen elinize fırçayı alıp resim yapasınız geliyor. Tabi çağın gereği olarak akıllı telefonlar sağolsun hemen resmini çekiyorsunuz. Ha!! Aklıma gelmişken bu akıllı telefonların bir de koku kaydetme özelliği olsaydı ne iyi olurdu değil mi? Diyorum.  İnanılmaz kokular,  inanılmaz güzellikler içinde yürüyüşümü tamamlıyor eve geri dönüyorum.  Sanki bir rüyadan geçmişim ve uyanmışım gibi. Yakında bu doğa tahribatından dolayı hiçbir yeşillik, hiçbir güzellik kalmayacak gibi sanki.  Ağaçlarımızı yok ettiler.  Zeytinliklerimizi,  yeşilliklerimizi saklar göstermeye korkar olduk. Ne olacak böyle?  nasıl sahip çıkacağız? Dünyanın bu en güzel coğrafyalarından birine.  Hiç durmadan fidanlarımızı öldürmeye devam mı edecekler?

FİDANLARIMIZI YOK ETTİK!!! 

08.05.2017
Bu yazı 580 defa okundu.

Diğer Yazıları