YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

YALNIZLIĞIMI SEVIYORUM

     Hiç tenha olmadı evimiz. Her daim misafirimiz, gelenimiz,  gidenimiz. Soyadıma uygun sayımız olurdu her dönem. Hep kalabalıktık. Kocaman tencerelerde pişerdi yemeklerimiz.  Büyük sinilerle fırına verirdik böreklerimizi.  Çünkü küçüğü yetmezdi kalabalıktık. Arkadaş aramazdık evde beş kardeşten sıra gelmezdi arkadaşlara. Birbirimizle oynar, oyalanırdık.

   Yıllar geçtiğinde üzerinden bir de baktık yapayalnız kalıvermişiz. Hiç alışmadığımız hiç tanıdık olmayan bir durumla. Herşeye alışıyor insan zamanla oysa. Yalnızlığa, yalnızlıkla başetmeye.

     Güçlüdür yalnız insanlar. Öyle sığınacak kimseleri yoktur. Kendi kararlarını alıp arkasında da dururlar. Her işlerini kendileri yapmak, her sorunu kendileri aşmak zorundadırlar.   Bazen koyar insana yalnızlık ama olsun. Tek kişilik yalnızlık iyidir. İki kişilik yalnızlıktan

     Sabah uyandığınızda bir günaydın diyecek kimse yoktur . Tutarsınız banyonun yolunu. Sonra çayınızı koyar kahvaltınızı sabah haberleriyle hazırlarsınız haberler eşiliğinde kahvaltınızı ederken yorum yapar değerlendirirsiniz yine kendi kendinize.  Günlük programınıza bakarsınız bugün neler yapılacak. Hep sizin işinizdir herşey.  Hani, kahvaltınızı tek başınıza yaptığınız gibİ. Günlük rutin işlerde size bakar.  Gün içinde bazen üzüldüğünüz olur birşeylere, yine kendi kabuğunuzda çekersiniz acıları. Sıkıntılara tek başına göğüs gerersiniz. Bir yere gideceğinizde aynanın karşısında tek başınıza karar vererek birilerine’’ nasıl olmuş ‘’ ya da ‘iyi  olmuş mu’’ deme şansınız yoktur.  Hayatın bütün ağırlığı çöker bazen üstünüze. Çaresiz gider gelirsiniz kendi içinize.

   İnsanlar yalnız doğarlar, bir çok yerlerden geçip, birçok istasyonlara uğrarlar ve sonunda doğdukları gibi yalnız kalakalırlar.  Sevdikleri gider bir bir.  Etraflarında kalabalık varken hep öyle sürecek sanırlar. O kalabalık hiç bitmeyecek gibi gelir. Taaa ki ıpıssız kalıncaya kadar. Bir bakarsınız  bir gün tek başınıza kalıvermişsiniz. İşte o zaman;  Cebinizde anahtarınızla çıkarsınız yürüyüşünüze.  Ağır gelir bazen anahtarın yükü bile. ‘’Keşke anahtar taşımak zorunda kalmasak evde birileri olsa’’ dersiniz. Yemeğe yapayalnız oturmak tek başına yiyip kaldırmak sofrayı, kolay değil.

    Kendi kendine konuşursun. Kendi kendine sorar kendi kendine cevaplarsın.  Güçlü olmak demek yalnızlık. Öyle her babayiğidin harcı değil. Herşeyini kendin düşünür kendin karar verirsin. Yıkılmaz iradenle aldığın kararların sonuçlarına iyi ya da kötü katlanırsın. Öyle naz yapacak kimsen yoktur.  Başının ağrıdığında bir ilaç verenin. Kendin alırsın suyunu. Kendin yapar, istediğin yemeği istediğin şekilde yersin.  ‘’sen nasıl istersin ‘’ diye soracak kimsen yoktur. Oysa ne kalabalıklardan geçmişsindir. Herşey hayallerde hatıralarda kalmıştır artık…

    Yalnızlık iyi terbiye eder çok şeyi çok iyi öğretir. Yine de ben beni. ben benim yalnızlığımı seviyorum              ALLAH HEPİMİZİ KALABALIK YALNIZLIKLARDAN KORUSUN…

BİRAZ ŞİİRDEN…

BİR ZAMANLAR BİZ

Ne güzel senelerdi onlar

Baharın gelmesini özlemle beklerdik,

Yaz gelecek arkasından diye.

Yazlık sinemalarda liz Taylor, Natalie Wood filmleri izlerdik.

Ağlardık Türkan Şoray la birlikte giden sevgilinin ardından.

Okşarken yüzümüzü ılık rüzgarları meltemin.

Bir hoş bakardık elimizde gazoz şişesi, yan masaya.

Biz yaşlarda ya da büyük yakışıklı ağabeylere.

Bir anda aşık olurduk.

Bilmediğimizden aşkın tuzaklarını,

Sanki ölürdük sevgimizden.

Oysa o kadar kolay değilmiş,

Büyüyünce anladık!!!

Özgürdük! Hep çocuktu duygularımız.

Korkmazdık sevgilerimizi söylemeye.

Şimdi öyle mi ya!!!

Büyüdükçe saklar olduk.

Toz pembeydi hayallerimiz,.karanlıkları görmeden önce.

Ne çabuk yitirdik umutlarımızı,

Nasıl hızla geçti zaman.

Uçuverdi yüreğimizden sevdalar kanatlanarak,

Geri dönmeye dönmeye.

Gözlerimiz ufuktan önce silmeye başladı güneşi,

Nasılda geldi gecemiz?

Daha gündüze doyamadan.

Bitirmeden duygularımızı daha,

Türk filmi gibiydi her şey.

Bir varmış bir yokmuş,

BİR BAKTIK MASAL BİTMİŞ…

asuman dokuzlu

 

21.11.2016
Bu yazı 1284 defa okundu.

Diğer Yazıları