YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Asuman Dokuzlu

YERLİ MALI

Yerli malı haftası kutlardık biz eskiden. Küçük bir çocukken. İlkokula giderken. Ne çok sevinirdik o hafta geldiğin de. Öğretmenlerimiz tembih ederdi ''yarın herkes evinden ülkemizde yetişen meyvelerden, kuru yemişlerden istediğini getirebilir'' Nasıl heyecan yapardık. Eve gittiğimizde annemiz de sanki bizim sevincimize ortak olurcasına bize yarın için ne hazırlayacağını şaşırırdı. Ertesi gün okula musmutlu koşarak giderdik. Çünkü o gün bütün gün boyunca dersimiz, yemek içmek, YERLİ MALI HAFTASINI KUTLAMAKTI. 
    Öğretmenimiz sıraları masa şeklinde düzenler, herkez evden getirdiği bütün yiyecekleri ortaya koyar, kocaman bir meyve masası görüntüsüyle önce gözlerimiz bayram ederdi. Hep birlikte masanın etrafında toplanarak meyvelerimizi keyifle yemeye başlardık. Elma, mandalina, portakal, havuç, muz, kuru incir, kuru kayısı, leblebi, nohut, keçi boynuzu, kuru üzüm, ceviz, badem saymakla bitmeyecek  daha bir çok şey. İçimizde acaba doğal mı? Organik mi korkusu taşımadan. Zaten o zamanlar bilmiyorduk ki organik nasıl olur. Ne demek? Doğal olmayan nasıldır? Çünkü herşey olduğu gibiydi, katkısız. Belki çok üretilemezdi, çok bol değildi, ancak herşey son derece lezzetliydi. Herşey mevsiminde yenirdi, seralar yoktu. Turfanda diye bir kavram vardı. Herşeyin tazesini mevsiminde yerdik. Dolayısıyla her şeyin mevsimini de bilirdik. Evimize küfeyle gelirdi pazar alışverişi o zaman naylon poşetler olmadığı için herşey üstüste konur sebzeleri ve meyveleri evde seçerdik. Hepsini sofra bezinin üzerine döker, sonra tek tek seçer ayırırdık. Yaklaşık mayıs sonunda ya da haziranın başında ilk domatesler, patlıcanlar ve biberler çıktığında önce defa karışık kızartma yapılırdı bizim evde. Domates soslu. İşte onun tatı dünyanın hiç bir lezzetine benzemezdi. Yazın gelmesini iple çekerdim. Şimdi yazı beklemeye gerek yok. Her mevsim herşeyi yemek mümkün. Ama tadı varmış yokmuş mühim değil.
     Şimdi çocuklarımız domatesin mevsimini bilmiyorlar. Bir onunla kalsalar iyi ya! Hiç bir sebzenin, meyvenin hangi mevsimde çıktığını bilmiyorlar BU NE KÖTÜ! Ben buna çok üzülüyorum. Yediğimiz içtiğimiz herşey katkılı. Yediğimiz her şeyi sorgular olduk. Biz sorgularken diğerleri de, bunu satanlar da, yetiştirenlerde herşeyin organik olduğunu söyleyerek kandırmaya başladılar bizi.  Ne olurdu domatesi kışın yemeseydik. Bizim kışın yiyecek ne çok şeyimiz vardı oysa… Bir çok sebzemiz, binbir çeşit otlarımız, kışın ayrı yazın ayrı güzelikte pazarlarımız vardı. Çoğu zaten evlerinin ki olan küçük, büyük bahçelerinde yetişirdi herşeyi. Kahvaltıda bir iki salatalık, birkaç biber ve domates yerdik ağız tadıyla. Herşeyimizi bozdular, ne eski tadı kaldı yediklerimizin ne de eski güzelliği… ÖNCE TUZLAR BOZULDU. BİZ KİME NEYE İNANACAĞIMIZI ŞAŞIRDIK KALDIK.
Sözün kısası

06/02/2017

06.02.2017
Bu yazı 733 defa okundu.

Diğer Yazıları