YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

17 AĞUSTOS 1999 MARMARA DEPREMİ 17 AĞUSTOS 2016 JEOTERMAL ÖLÜM İHALELERİ ?

17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen depreminin üzerinden yaklaşık  17 yıl geçti.

Resmi raporlara göre 17.480 kişi yaşamını yitirdi.23.781 kişi yaralandı.505 kişi sakat kaldı.285.211 ev,ve 42.902 iş yeri hasar gördü.

Resmi  olmayan bilgilere göre 50.bin kişi yaşamını yitirdi.Yaklaşık 100 bin kişi yaralandı.

Yaklaşık 16 milyon insan depremden değişik düzeylerde etkilendi.Son yüzyılın en büyük depremlerinden biri olarak kabul edilen 17 Ağustos depremi ülkemizde  büyük sıkıntılara neden oldu.

Depremlerin olması üzerinde yaşadığımız  dünyamızın yaşam enerjisinin sürdüğünün göstergesi olabilir;çünkü enerjisi  biten her şey ölür.Ve dünyamızın var oluş nedeniyle yok oluş nedenleri kendi yaşam döngüsü içinde doğal sürecini sürdürür.Bu süreci olumsuz etkileyecek nedenlerden ilki ve en önemlisi İNSANOĞLUNUN HIRSIDIR.

17 Ağustos 2016 Çarşamba günü,Didim,Kuşadası,Söke,Karacasu,Kuyucak,Nazilli,Umurlu ve Ortaklar ilçelerinde yeni JEOTERMAL SANTRALLAR için ihaleler yapılacakmış.

Yani mevcut olanlara yenileri  eklenecek.

Bu demektir ki ,Aydın ilinde yaşayanlara YAŞAM HAKKI  tanınmayacaktır.Bu demektir ki   Aydın ilinde yaşayan 1 MİLYON  50 BİN  İNSANIN YAŞAMI,SAĞLIĞI,SOLUDUĞU HAVASI,TOPRAĞI,SUYU,NEHİRLERİ, BİR AVUÇ İNSANIN PARA KAZANMA HIRSINA KURBAN EDİLECEKTİR.

NEDEN  ?

Bizlerin  yaşamını kendi çıkarları için yok etmeyi göze alan bu insanlar kimden güç almaktadırlar ki  hepimize  meydan okuma cesareti  gösterebiliyorlar…

17 Ağustos 1999 depreminde resmi rakamlara göre 17-18 bin,resmi olmayan rakamlara göre 50 bin kişi yaşamını yitirmiş.Deprem bir doğa olayı,ölenler,can çekişmeden,kanser olmadan öldüler.

Ya bizler ?

Aydın İlinde  yaşayan 1 MİLYON 50 BİN KİŞİ..

Genç,yaşlı,kadın,erkek,çocuk,anarahmindeki cenin..soluduğu havayla,içip,yıkandığı suyla,anadiye  ekip biçtiği topraktan aldığı ürünü yiyerek yavaş yavaş kanser olarak,gün gün mum gibi eriyerek, ölünceye kadar işkence görerek,jeotermal enerji kuyularını açanları zengin ederek hiç de hak etmediği ölüme koşacaktır.

NİYE  ?

Cennet  ülkemin  dört bir bucağından Aydın’a gelip Aydınlı olan hemşehrilerimiz…

Yaşadığımız  Aydınımıza sahip çıkmazsak  bu topraklar  hepimize  mezar olacaktır…

AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili ,diyor ki;

 “Aydın coğrafyasının cennet bölgeleri Uluslar arası işbirlikçi yağmacı şirketlere peşkeş çekilmesin

Bilindiği üzere 2007 yılında yürürlüğü giren Jeotermal yasası ile bu şirketlere imtiyaz hakkı tanındı. Bizler AYÇEP olarak 1.050.000 nüfuslu Aydın Halkının haklarının yüzde 70-80 oranına kadar şirketlere verilmesine karşı çıkıyoruz. Mevcut, şu anki haliyle Aydın coğrafyasının %25’ini istila eden şirketlerin yapmış olduğu hukuka aykırılıklarla havamızı, suyumuzu ve yaşam alanlarımızı kirletmesinden dolayı, sağlığımız, yaşamımız, incirimiz, zeytinimiz kısacası yiyeceğimiz içeceğimiz her şeyimiz tehlikeye girmiştir. Mevcut Şirketler 2007 de çıkarılan yasa ile uyması gereken kurallara ve prosedüre dahi uymamaktadırlar. İnsanlarımız nefes alamaz durumda olup, başta kalp, dolaşım bozukluğu ve kanser gibi çeşitli hastalıklara maruz kalarak ölüm oranları artmıştır. Hastanelerde jeotermale bağlı hastalıklardan binlerce insan tedavi görmektedir.

Son olarak 17 ağustos 2016 günü saat: 09.00 da Aydının Sekiz ilçesinde Turizmin yoğun yaşandığı ilçelerimiz olan Didim, Kuşadası, Söke ve Karacasu, Kuyucak, Nazilli, Umurlu, Ortaklar gibi yerleşim yerlerimizde Jeotermal için yeniden ihaleler yapılacağını öğrenmiş durumdayız. Bizler Çevre ve Sivil Toplum Kuruluşları olarak bu yapılacak olan ihalelerin bölgeye bir fayda getirmeyeceğini, zarar getireceğini, bu sebeple yapılacak yeni ihalelerin iptal edilmesini istiyoruz. Bu konuda gerekirse Halka sorulmasını ve kamuoyu yoklaması yapılmasını talep ediyoruz. Bölgemiz Ülkemizin önemli tarihsel dokuya haiz ekolojik ve potansiyel yönden tarımsal üretim alanlarını oluşturmaktadır. Böyle müstesna bir tarım topraklarının enerji çöplüğü haline gelmesini istemiyoruz. Tarım coğrafyası olarak kalmasını istiyoruz”

 

12.08.2016
Bu yazı 1892 defa okundu.

Diğer Yazıları