YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

2016’YI DEĞERLENDİRME 2017’ YE BAKIŞ

Valimiz sayın,Ömer Faruk Koçak’ın Aydınlı gazetecilerle yaptığı kahvaltılı basın toplantısının başlığı.

Valimizi dinlerken, yıllar öncesine gittim.

Rahmetli valimiz Muammer Ülgen paşada ayda bir kez kaymakamların, resmi daire müdürlerinin de katıldığı  toplantı düzenleyerek yerel basın yoluyla Aydınlıları bilgilendirirdi.

Şimdiki valimiz Sayın,Ömer Faruk Koçak’ı dinlerken,1955 yılında geldiğimiz ve ailece Aydınlı olduğumuz bu güzel kentin o günlerden kalan ve silikleşmeye başlamış fotoğrafları canlandı belleğimde.

Köyünden getirdiği taze yemiş, üzüm,domates ve salatalıkları sabahları eşek ya da katır sırtında mahalle mahalle dolaşarak satan amcalarımızın yolunu gözlediğimiz günleri anımsadım.

Valimiz, Aydın’ı bir bütün olarak ele alıp,sözcükleri renklerle boyayıp sesini bir fırça gibi kullanarak içimize sindire sindire Aydın’ın büyük resmini yaptı.

‘MUTLU,MÜREFFEH,SAĞLIKLI İNSANLARIN GÜVEN İÇİNDE UZUN YAŞADIĞI DÜNYA MARKASI BİR ŞEHİR.’

Aydın için bunları duymak, zihin ekranında bu fotoğrafı görmek her Aydınlının  rüyası değil midir?

Sayın valim;

Belleğimize ektiğiniz Aydın’ın gelecekteki büyük resminin tohumlarının yeşermesi için önce Aydınımızı ÇEVRE KATLİAMINDAN kurtarmamız gerekmez mi ?

Aydın’ın Dünya Markası bir şehir olması için yapılması gereken,bu bereketli topraklarda yetişen İncirin,zeytinin,zeytinyağının,pamuğun,susamın,kestanenin,tütünün, korunması,gelişmesini sağlamak değil midir?

Birlerce yıldır ege bölgesindeki toprağı sulayarak bu bölgeye değer katan Menderes’nehrinin kurtarılması değil midir?

Sayın valim,rahmetli babam polisti.1955 yılında Aydın’a geldiğimizde ilkokul 4.sınıf öğrencisiydim.Üç kardeşim ve iki çocuğum Aydın’da doğdular.

Gazeteciliğe Aydın’da başladım, yıllarca İzmir’de,İstanbul’da sündürdükten sonra Aydın’a döndüm,yeniden başladım;çünkü bu kente benim de borcum var,en büyük borcum da Aydın’a sahip çıkmaktır.Gücüm yettiğince şimdiye dek her alanda bu güzel şehre  olan görevlerimi yerine getirdim.

Sayın valim,Aydın ili komşularının sanayi atıkları,Aydın’ın yerel atıkları en kolay ve ucuz olan yöntemle Menderes nehrine boşaltılarak yıllarca ölüm fermanını yazdılar.şimdi bunu daha beteri eklendi.JEOTERMAL SANTRALLERİ..

Bir zamanlar suyunu içtiğimiz ,içinde yaşayan yayın balıklarını yediğimiz Menderes nehri can çekişiyor..

Aydın’da göreve başladığınızdan bir ay kadar sonra sizinle bu konuları görüşmek üzere talepte bulundum;ama olumlu ya da olumsuz dönülmedi.

Sayın valim,benim Aydın’da dikili bir ağacım,bir karış toprağım bile yok.Olanlardan kimilerinin de dedelerinden kalma toprağı yüksek ederle jeotermal santral kurulması için satmalarını da hazmedemiyorum.

Ve sayın valim bugün 19 Ocak 2017 Perşembe ,ben bu yazımı yazarken çürük yumurta kokusunu soluyorum.

Ve bu sülfür kokusunun gazı  güzel Aydınımızın suyunu,havasını,toprağını kirletip  GÜNÜNDEN VE GELECEĞİNDEN  EMİN BİR ŞEHİR PROJESİNİNİN ÜZERİNE  KARABULUT GİBİ ÇÖKÜYOR..

 

 

 

20/01/2017

20.01.2017
Bu yazı 641 defa okundu.

Diğer Yazıları