YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

2017’ YE NE KALDI Kİ ?

Tekdüze yaşam tarzı beni sıkar.

Farklı bir şeyler yapmak,ezberbozmak,yaşamaheyecan,canlılık katar.

Hele,sevdiğim insanın bile tahmin edemeyeceği bir zamanda;örneğin Büyükşehir Belediye Binamızın önündeki Atatürk Parkı’nda yüzlerce insanın bulunduğu bir ortamda kürsüye çıkıp,sevgilime olanca  gücümle SENİ SEVİYORUM! diye bağırmak, çılgınlıksa,ben bu çılgınlığı yaparım.Bu önceden planlamış olabileceğim bir eylem olamaz,yüreğimin sesinin eyleme dönüşüdür.

Geçmişten geleceğe doğru akan yaşam nehri düz bir çizgi gibi devam ederse, nehrin her iki kıyısının derinliklerinde saklanan canlı-cansız her şey keşfedilmeyi beklerler.

Kimi insanlar bu tarz yaşamdan zevk alırlar, kimileri de dünyayı keşfe çıkarlar, onların yaşamı,dünyayı keşfetmek uğruna  sürekli zikzaklar çizerek sürer gider.

Bir insan yaşamını aynı şeyleri yapmakla geçirmekten zevk alıyorsa, kolay kolay bu alışkanlığını terk etmek istemez, ezberlenmiş yaşam tarzını bir saatin tik takları gibi sürdürmekten sıkılmaz.Hep aynı şeyi yaptığı için de rahattır; ancak  birileri bu ezberi bozmak istediklerinde,bu eyleme karşı direnir,karşıkoyar.Ona göre  eski köye yeni adet getirmenin hiç gereği yoktur.

Bazı insanlar ise hep aynı şeyi yapmaktan sıkılırlar, enerjilerini korumak için farklı düşüncelerden farklı fikirler üretirler ve bu fikirleri yaşama geçirmek için yine farklı seçenekler üretirler.

Aynıcılık ve farklılıkçılık insanları tamamiyle kesin kes ikiye ayırmış değildir.

Muhasebecilik hem aynı işi yapmak hem de ayrıntıları görmek, bilmek anlamına gelir; ama yemek konusunda hep aynı yemeği yemekten zevk alacağı anlamına gelmez.

Giyim tarzında farklılıkçı olan birisinin kıyafetleri farklı model ve  renklerden oluşurken, onun aynılıkçı yanı her gün aynı yemeği yese bile şikayet etmemesi olabilir.

 

Gazetecilik, her gün aynı aynıişi  tekrarlamak gibi görünse de öyle değildir. Muhabirlik haber toplamaktır; ama haberler tümüyle farklı ve değişiklik içerir.Röportajın,bin bir çeşidi vardır,hem konu olarak hem tarz olarak zenginliklerle doludur; çünkü doğrudan insanla ilgilidir.

Gazete Flaş’ta yazmaya başlayalı 20 ay oldu.Köşe yazılarımın ve röportajlarımın konularının farklı ve renkli olmasına özen gösterdim; çünkü mesleğime 50 yılımı verdim.Aydın’daHüraydın ve Mücadele Gazeteleri’nde başlayan yolculuğumu, yine Aydın’da Yeni Asır Gazetesi temsilcisi olarak 2-3 yıl sürdürdükten sonra Yeni Asır ve Demokrat İzmir Gazetelerinde Bölge Haberleri sorumlusu olarak İzmir’de çalıştım.

Demokrat İzmir Gazetesi’nde rahmetli Bülent Ecevit’in Barış Güvercini uçurduğu resmin altında çalışırken,’EMEĞİN ONURU SENDİKALI OLMAKTIR’ ilkesinden hareket ederek basın emekçilerini TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası) çatısı altında toplamaya çalıştığım için ,’GÖRÜLEN LÜZUM ÜZERİNE’ yazılı gerekçeyle kovuldum.

İstanbul’a gittim, gazeteciliğime inanan ağabeylerim rehberim oldu.Önce Akşam Gazetesi’nde sonra da Akdeniz Haber Ajansı’nda muhabir olarak çalıştım.Basın emekçisi arkadaşlarım öylesine sömürülüyorlardı ki dayanamadım,bana verilen olanakları tepip arkadaşlarımın haklarını aramak için sendikal eylemlerimi daha da arttırdım.Buradan da kovuldum.7’si kadın 32 emekçi arkadaşımla  TGS’nin en uzun süreli grevi  olan Akajans eyleminde 610 gün çadırda yattık.Sonunda toplu-iş sözleşmesi imzalanarak,TGS’nin çatısı altında basın emekçileri tarihine altın harflerle yazıldık.

 

Bu benim için emek adına bir ödüldü.Bu ödülü beni, sindirmek,korkutmak,yıldırmak niyetiyle verenlere Tanrı rahmet etsin,yattıkları yer ışıklar ülkesi olsun;çünkü onlar sayesinde ’DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR’ gerçeğini öğrendim.

Kendime de teşekkür ediyorum; çünkü çok zor koşullar altında yaşadığım dönemlerde bile ‘KURBAN’ olmayı, kendimi acındırmayı  seçmedim, düştüğüm çukurun derinliğine teslim olmak yerine nasıl çıkabileceğime dair fikir ürettim ve sonunda başardım.

Geldik bu güne…

Gazeteciliğe  uzuncu bir süre ara verdim.Başka işler yaptım.

Ağabeyim,ustam Orhan İlhan’ın istediği  Atatürk ile ilgili bir belgeyi almak için tanıştığım Günver Güneş hocam sohbetlerimizin daha ilk başlarında beni mesleğe itmeye başladı,her önerisine bir bahane bulmaya çalışırken,bu kez Abdülkadir Turan karşıma çıktı.İki değerli dostum her fırsatta beni YAZMAYA daha etkili bir şekilde ittiler.

Günver hocam ve Kadir,iterken Gazete Flaş’ın imtiyaz sahibi Süleyman Kasım Şener’de çekiyordu.

ADÜ’de yapılan Fatih Portakal programını sunan Gazete Flaş’ınYazıişleriMüdüresi sevgili Semra Şener’i izledikten sonra düşüncelerim netleşti ve ben rahatladım.

Gülcan Bilir’i tanır mısınız?

Tanıyorsanız,neler yazabileceğimi üç aşağı beş yukarı tahmin edebilirsiniz; ama ben yine de yazayım..

Gülcan’ı tanımak için onun davranışlarına,sözlerine ve işine dair duyduğu o vazgeçilmez sorumluluk duygusunu anlamanız yeterlidir.

Ne tomografi,nerötgen çekmenize gerek kalmaz…

2015 yılının Mayıs ayından bu yana bir çok arkadaşımız gelip geçti.

Mehmet Sarıkaya, Burak Gül,Neşe,Sevinç ve Fatih Çayırlı.

Şimdi,Filiz ve Can var..

Bunları niye yazdım?

Yeni yıl yaklaşıyor,

Gazete Flaş’ın 2017 yılında habercilik dalında yerel olarak daha etkin olacağına inanıyorum.Bu etkinliklerde ‘Ben de olmak istiyorum’ diyecek yürekli,gazeteci doğmuş gençleri aramızda görmek gücümüzü arttıracaktır…Gazetecilik deneyimlerimi genç meslektaşlarımla paylaşmak beni de mutlu edecektir.

Süleyman Kasım Şener,SemraŞener,MesutMezgit,HalilKanargı,HavvaÇetintürk,ÖzgeÇelik,FatmaTombak,MehmetÖzçakır,AsumanDokuzlu,BediaKılınç,Gönül Şahin Mezgit,GülBayram,Mesut Çelik ve Mesut Tuna’dan oluşan köşe yazarlarımızın 2017 de daha etkin olacaklarına inanıyorum.

Ne demiştik ?

‘DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR’

Bizim zamanımızda askerlik 24 aydı…ben de 24 ay yaptım..

 

22.12.2016
Bu yazı 731 defa okundu.

Diğer Yazıları