YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

64 YIL ÖNCE BUGÜN

‘EGEMENLİK  KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR’.

MUSTAFA  KEMAL  ATATÜRK

Gün doğumuna birkaç saat kalmıştı…

Hepisi  tatlı bir yorgunluk duygusu içinde  sevenlerine kavuştuklarını hayal ediyorlardı.

Bekleyenlere kavuşmayı düşlemenin  heyecanı, onların  göz kapaklarını kapatmaya çalışan uykuya karşı direnmelerini sağlıyordu…

Saat:02:15’i gösteriyordu ki,

Kimse ne olduğunu anlayamadan bulundukları bölümü karanlık sular doldurmaya başladı…

                                                                          xxx

 

Tarih 04 Nisan 1953

Yani bundan 64 yıl önce bugün  sabaha karşı,

DumlupanarDenizaltısı,Ege’de katıldığı NATO tatbikatından Gölcük’teki Denizaltı Komutanlığı Ana Üssü’ne dönüyordu…

 Dumlupınar Denizaltısı,su üstü seyir  yaparak Çanakkale Boğazı’nda Nara Burnu’nu dönerken karşıdan gelmekte olan İsveç bandıralı Naboland şilebi ile boğazın ortasında çarpıştı…

 

Dumlupınar Denizaltısı’nın 86 kişilik personelinden  8’i köprüde seyir halindeyken çarpışma sırasında denize düştü…3 yiğit asker Ege’nin sularında can verirken,denizde kalan 5 askeri balıkçılar kurtardı, batan Dumlupınar Denizaltısı’ndaki 81 yiğit askerde 90 metre derinlikte yatan denizaltının içinde şehit oldular.

Ve hepsinin son sözleri :’’ VATAN SAĞ OLSUN’’ oldu.

 

O günkü teknik ve imkânlarla çok uğraşılmasına rağmen gemiyi ve içindeki 81 kişiyi çıkartmak mümkün olmamıştı. O gün için Türkiye nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkartacak imkânlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı. Şamandırayı bir balıkçı motoru görmüştü. Şamandıranın içinden bir de telefon ve bir yazı çıktı: “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun! '' .

Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında, Boğaz'ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanıyordu. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar'ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu.

Facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçmişti. Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırası balıkçılar tarafından bulunmuştu. Konuşma gemidekilerle bu telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo işte bu konuşmayı veriyordu, kalabalık bunun için toplanmıştı. İlk telefon bağlantısında “Oğlum merak etmeyin... Sizi kurtaracağız... '' .

 Kurtaran Gemisi kazadan on saat kadar sonra olay yerine gelmişti ve çalışmalar başlamıştı, akıntı çok kuvvetliydi dalgıçlar 11 dalış yaptılar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalıştılar. Fakat teknik yetersizdi, en son dalgıç 80 metreye kadar inebildi ve baygın halde yukarı aldılar. 15 saat sonra basınç odasında hayata döndürüldü. Hâlbuki gemiye ulaşmaya daha 11 metre vardı; başarılamadı.

Kazadan yaklaşık on saat sonra olay yerine gelen Kurtaran gemisi personeli aşağıdaki arkadaşlarını kurtarmak için büyük gayret gösterdi. Ancak daha çalışmanın ilk adımında denizaltının battı şamandırası koparıldı ve Dumlupınar la irtibat kesildi. Çan kılavuz teli olmayan denizatlıya ulaşmak daha da imkânsız bir hal aldı. O anı yaşayanlardan Dalgıç Astsubay Yılmaz Süsen; “Eğer Dumlupınar ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti. Ancak şamandıranın teli kurtarma çalışmalarının ilk adımında koptu '' .

Denizcileri kurtarma şansı kalmadı...

Eğer Dumlupınar'ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti ama olmadı.

Aşağıdan gelen son sesler:

— Alo Dumlu.

— Evet, Dumlu.

— Ben Üsteğmen Suat.

— Evet, efendim ben Selami

— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.

— Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı

sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.

— Kaç kişisiniz orada?

— 22 kişiyiz.

— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?

— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.

— Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız.

— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?

— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.

— Peki efendim...

Denizaltındaki subay ve astsubay ve erlerin tümüne korkunç gerçek söylendi; kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını buna imkân olmadığını bildirildi. Artık kendilerine başta söylenen “gerekmedikçe konuşmayın ve sigara içmeyin '' telkininin yerine “konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler '' denildi. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun! '' oldu. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar ve “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım, sen sallan gel ben boyuna bakayım… '' türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle son nefeslerini verdiler.

Son sözleri “Vatan Sağ Olsun! '' diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazı nın derinliklerinde ebedi uykularındalar.(alıntı)

Dumlupınar Denizaltısının  battığını radyodan duymuştum,babamın ertesi günü aldığı gazetelerin 1.sayfalarında ki başlık ‘’VATAN  SAĞ OLSUN’’ du.

Daha sonraki yıllarda  Dumlupınar Denizaltısı’nda şehit olan 81 yiğit asker her yıl 4 Nisan tarihinde anıldı,sonra giderek ihmal edildi ve neredeyse unutuldu.Ayağımızı bastığımız yeri görmeden,önümüze bakmak yerine boşluğa bakarak yaşadığımız için değerlerimizi tek tek yitiriyoruz.Ve böylesine umursamaz,saygısız yaşadığımız için hala içine düştüğümüz çukurun farkında değiliz..

04/04/2017

04.04.2017
Bu yazı 476 defa okundu.

Diğer Yazıları