YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

“ HAN”IM,” “ KADIN,” “ KARI “ SEÇİM SİZİN

Cengiz Han”ın karısını göstererek, ”Ben sizin Han”ınızım, bu da benim Han”ım” diyerek Türk”ün kadınına verdiği değeri HANIM sözcüğü ile ölümsüzleştirmesinin üzerinden yüzyıllar geçti…

Ve ne yazık ki Türkler Müslümanlığı seçtikten sonra kadınlara verilen değerler arap kültür ve inancına  göre yer değiştirdi.

Atatürk”ün kadınlara yeniden değer verilmesini sağlayan devrim niteliğindeki  eylemleri son 15 yıl içinde bilinçli olarak ortadan kaldırılarak   ortaçağ karanlığına götürüldü.

Tülay Aşkın hocamın facede paylaştığı bir fotoğraf yüreğimi ağzıma getirdi.

Yüzünün  sağ tarafı, çürümüş, sağ gözü mosmor olmuş bir kadın cehresi..

Bir yerde bir kopukluk var.. parçalar birbirinden hayli uzaklaşmış olmalı ki  iki ucu bir araya getiremiyoruz..

Kutsal kitaplar mı emrediyor kadına zulmü ? yoksa

Nikola Tesla neden “Din kitaplarını okuyup anlayana ATEİST, okuyup anlamayana DİNDAR denir” sözünü söylemiş olsun..

Tesla, bir fizikçi, elektrik enerjisi ile ilgili büyük buluşları olan bir bilim adamı, bu sözü söylemesinin altında fizik kanunları mı yatıyor ? Tesla”nın verdiği mesajı daha geniş kapsamlı beyin fırtınaları yaparak gözden geçirmek gerekiyor galiba..

Ya Anton Çehov ?

Çehov da diyorki , ”En tehlikeli insan tipi, az anlayan, çok inanandır.”

Çehov”un bu sözünü açtığımızda akla ilk olarak ALGI SORUNU geliyor; çünkü duyum yoluyla alınan bilgiler kişisel algı filtrelerinden geçtikleri için kişiye göre anlam içerir duruma geliyor.. Zaten ilk zorluk kişiyi istenilen şeye inandırıncaya kadar yaşanıyor, kişi inandıktan sonra, şaka yaptık, yanlışmış denilse de  geri dönüş olmuyor; çünkü beyin o bilgiyle programlanmış oluyor.

Ve bu inanmışlık sürekli olarak kendilerini din alimi (!) diye yutturanlar tarafından beslendiği için kişinin özgür düşünme hakkı elinden alınmış oluyor.

İnsanın egosunda da işine geldiği gibi yorumlayıp uygulama bencilliği öne çıkınca yaradana sığınıp kadın haklarını yer ile yeksan etmek inanmış erkeklere farz oluyor..

İnsanın sorunlarını çözmesi bilinç düzeyiyle orantılı; çünkü kişi bunun farkında değilse, kendinin de farkında olmayabilir…bu durumda sorunların giderek çoğalmasına neden olabilir.

Farkında mısınız ?

Uzunca bir süreden beri kendilerine din alimi (!) diyen birileri kendi kafasında ürettiği kurallarla kadınlara saldırarak toplum üzerinde egemenlik kurma yarışı içindeler…Bu yarışa diyanet işleri başkanı da katıldıktan sonra, ”anamı seven kadı,kimi kime şikayet edebilirim ki?”

sözü aklınıza gelmiyor mu ?

Bence kadınların “HAN” olduklarının farkına varmalarının zamanı geldi  de geçiyor bile…

Yoksa Sibel Üremesin denilen erdem düşmanı kadının dediklerini mi yapıyorlar ? dayak yedikten sonra canı istediği için yanlarına yaklaşan kocalarına “PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR” mı diyorlar ?

Peki demiyorlarsa çare nedir ?

Behçet Necatigil söylemiş: ”YA ÇARESİZSİNİZ/ YA DA ÇARE  SİZSİNİZ. YA UMUTSUZSUNUZ YA DA  UMUT SİZSİNİZ”

17.02.2016
Bu yazı 1586 defa okundu.

Diğer Yazıları