YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

“BASIN HÜRRİYETİNDEN DOĞAN MAHZURLARIN

 

“BASIN HÜRRİYETİNDEN DOĞAN MAHZURLARIN GİDERİLME VASITASI YİNE BASIN HÜRRİYETİDİR.”                                                                               Mustafa Kemal Atatürk

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Muğla Şubesinin Aydın'da düzenlediği kahvaltılı  ve “basın kartlarında yapılan değişikliklerle ilgili bilgilendirme” başlıklı sohbet toplantısındayız.

Aydın Valisi Erol Ayyıldız, Basın İlan Kurumu Aydın Şube Müdiresi Özgür Topaloğlu, Aydın  Gençlik Hizmetleri  ve Spor İl Müdürü Bekir Çeker, Muğla İl Müdürü Cavit Okur,Valilik Basın yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Şükrü Söylevci, Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Suat Deniz, Aydın Gazetecileri Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Aydın ve Aydın İlinde görev yapan gazeteciler katıldı.

Ev sahipliğini ve sunuculuğunu  Basın yayın Enformasyon Muğla Şube Müdürü Erol Kütahya'nın yaptığı kahvaltılı sohbet toplantısı oldukça ilginç geçti.

Önce kahvaltı yapıldı, sonra Vali Erol Ayyıldız  katılımcılara sorunların çözümünde yardımcı olacaklarını söyleyip ayrıldı. Kaldık biz bize..

Aydın ve ilçelerinde gazetecilik yapan bir çok genç biraya gelmişti, ben gazetecilik ve gazeteci haklarına dair can alıcı sorular sorulacak mı diye bekliyordum. Hatta onlara yardımcı olmak amacıyla kalkıp bir şeylerde söyledim;ama olmadı,arkası gelmedi. Konuşanlar, soranlar parmakla sayılacak kadar azdı.

Atatürk'ün basın hakkındaki özdeyişini başlık olarak almamın nedeni Atatürk'ün 1925 yılında söylediği bu özdeyişin üzerinden tam  YAZIYLA (DOKSAN) RAKAMLA (90) yıl geçmiş olmasına karşın değişen bir şey varmı diye merak ettiğimdendir.

212 sayılı yasa kapsamında çalışan gazetecilere kurallar gereği sarı basın kartı verilir.

Sarı basın kartının basın emekçisine getirdiği avantajlar şöyleydi. Uçak, tren, kısacası şehirlerarası ulaşımda devlet ulaşım araçlarında yüzde elli indirimliydi. Şehir içindeki belediye otobüsleri  ve vapurlar ücretsizdi. Evlerde kullanılan telefonlar da yüzde elli indirim vardı. Ayrıca itibarı vardı, sonraları bir olay nedeniyle polise “ben gazeteciyim” diye sarı basın kartı göstermek dayak yemeyi, değersizleşmeyi göze almak demekti.

Şimdi ise devletin 212 sayılı yasası bir basın emekçisinin otomobilini otoparkta ücretsiz park etmesine bile yaramıyor. Yasa belediyelerin tekelinde değil ki, 1952 yılında çıkmış bu yasa gazetecinin haklarını koruyan, kollayan tek yasadır; ama yasanın yasal çatısı altında gazetecilik yapanlar bu yasaya sahip çıkmazlarsa yasa ne yapabilir ki ?

Aklına gelen yeni bir düzenleme yapıyor gibi geliyor bana; çünkü gazetecilik mesleği her ne hikmetse iletişim fakültelerinin tekeline veriliyor, peki ben bu mesleğe verdiğim 50 yılın aşkına soruyorum. İletişim fakültesini bitiren kaç kişi gazetecilik yapıyor, yapabiliyor ? İletişim fakültesine verilmesine karşı değilim;ama gazeteci doğupta iletişim fakültesini bitirimeyenler  niye iki yıl beklemek  zorunda bırakılırlar.

Yerel basının  şu anda içinde bulunduğu en büyük sorunlardan birisi budur, ikincisi ekonomik güçsüzlük. Buna karşın  yerel basının yerine getirmek zorunda bırakıldığı koşullar vardır. Bu günkü durumuyla yerel basın resmi ve özel ilan gelirleriyle bile giderlerini karşılayamıyorlar.

Atatürk çok haklı…Basın emekçilerinin sorunlarını çözmeleri için bir arada olmaları gerekiyor, çözemedikleri sürece birileri onları piyon gibi bir oraya bir buraya oynamayı sürdürecektir.

 

04.12.2015
Bu yazı 2030 defa okundu.

Diğer Yazıları