YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

‘BİZLER MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ.HİÇ BİR ZAMAN ÖLMEYECEĞİZ.’

GÜLE GÜLE YİĞİT DEVRİMCİ

Bir süre önce yazdığım NAZLI ILICAK başlıklı yazımda, Nazlı Ilıcak’ın Tarık Akan’ın hapse girmesine  neden olan asparagas haberinden söz etmiştim.

Tarık Akan’ da  aramızdan ayrılarak bir başka boyuta geçti.

Tarık’ın sanatçılığı, duruşu ve devrimciliği yaşamı boyunca zik zak çizmeden sürdü…

Genç kızların sevgilisi olduğu dönemlerde, bile bir genç  kızın kanına girmedi.

Ününü, şöhretini belden aşağı muhabbetlerde kullanmadı.

Cumhuriyet’te çalışmadan önce Akdeniz Haber Ajansı’ndaki grevimiz  sırasında Zeki abinin Öncü Kitabevi’ nde buluşurduk. Grev çadırındaki arkadaşların okuması için kitap alırdı.

Neden greve gittiğimizi sorardı, anlatırdım, dinlerdi. Bıyıkaltından gülüşüyle,’Ne garip bir durum. Siz gazeteci olarak işçininin, emekçinin haklarını arıyorsunuz; ama sizin hakınızı patronunuz bile  vermiyor, greve gitmek zorunda kalıyorsunuz.’

Tarık, böyle söyleyince ben de ,terzinin söküğünü dikemediği  örneğini verirdim.

Grevden sonra Cumhuriyet’te çalışmaya başladıktan sonra da Tarık’la Zeki abinin Öncü Kitabevi’nde karşılaşırdık. Film teklifleri konusunda seçiciydi, eskisiden çektiği aşk, sosyete filmlerinin yerini sosyal içerikli filmlerle doldurmak istiyordu.  Kaldı ki o filmlerinde bile aşkın, sevginin kutsallığını işlerdi.

Sonra Nazlı Ilıcak’ın kin ve intikam duygularının hedefi olarak Selimiye Askeri mehkemesi’nde yargılandı; ama Türk askeri için söylediğini sadece Nazlı Ilıcak’ın yazdığı sözü  söylemediğini kanıtlayamadığı için hapis yattı. Belki, önyargısız bir mahkeme olsaydı,delil yetersizliğinden serbest kalabilirdi; çünkü  12 Eylül Faşizminin ilk hedefi devrimcilerdi. Ve Tarık da her devrimci gibi işkenceden payına düşeni fazlasıyla aldı.Tahliye edildi ve birgün olsun gördüğü işkenceleri paylaşarak,işkence edebiyatı,  duygu sömürüsü yapmadı.Sustu,o devrimci  gülüşüyle zaten her şeyi anlatıyordu.

Tarık, Almanya’dan dönüşünde Yeşilköy Hava Limanı’nda göz altına alınmış sonra da Selimiye’ye getirilmişti. Dış inzibatlar onu iç inzibatlara teslim ederken, askeri mahkemede görevli  genç bayanların Tarık’ı görmek için nasıl dışarı fırladıkları hala gözümün önündedir.

Tarık, Selimiye’ye getirildiğinde Hürriyet muhabiri arkadaşım Özkan Altıntaş ile birlikte onunla ilgilenmiştik. Duruşmadan sonra tutuklandığında askeri cezaevine girerken orada yatan Cumhuriyet yazarı rahmetli Mehmet Kemal abiyle birlikte koğuş arkadaşı olmuştu.

Mehmet abinin kızı Su,  babasına temiz çamaşır getirdiğinde bizde cezaevine girer Mehmet abinin ve Tarık’ın bir ihtiyaçları olup olmadığını sorardık.

Tarık, eylemsel bir etkinliğe katılırken , hep öne çıkardı doğal olarakta sinema emekçileri de onu izlerlerdi.Bir çekim sırasında üç –beş lira yevmiye almak için karda,kışta sırasını bekleyen gariban figüranların yanında olurdu.

Tarık’ın oynadığı filmlerde siz hiç onun kim olursa olsun rol icabı bile olsa birisini aşağıladığını, hakeret ettiğini, dövdüğünü gördünüz mü ? O hep güçlülere kavga etti.

Yılmaz Güney ve Tuncel Kurtiz’le oynadığı her rolde oyun gücü daha fazla ortaya çıkardı.

Tarık Akan, ödün vermeyen bir Atatürkçü, halktan yana eylemci,adam gibi adamdı.

Güle güle Tarık, güle güle Mustafa Kemal’in ölmeyen askeri…

 

 

 

19.09.2016
Bu yazı 1294 defa okundu.

Diğer Yazıları