YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ABD FİLMLERİ VE GERÇEKLER

Dünyanın dört bir bucağından insanlar yeni bir yaşama merhaba demek için,salgın ve bulaşıcı hastalıklarla  mücadele ederek,haftalar,aylar süren deniz yolculuğundan sonra Amerika’ya varırlar.

Her millet kendine göre bir düzen kurar. Sonra bu ayrı kültürlerden gelmiş insanlar,bir potada eriyerek ABD vatandaşı olurlar.

Yahudi her zamanki gibidir..iç savaş sırasında  Kuzey  ve Güney Amerika ordularına kendi ürettiği doğa koşullarına uygun Lewis elbiselerini üniforma olarak satarak her iki taraftan köşeyi döner,tabi bazı uyanık Salamon’lar da her iki tarafa silah satar.

Sığır çobanı kovboylar boy gösterirler…

John Wayne,Cari Cooper gibi kahramanlar çıkar…

Amerika Kıtası’nı kendi çıkarları için düzenlemeyi amaçlayan bu uluslar arası göçmenler, geldikleri ülkeyi unutarak Amerikan kimliği altında birleşirler; ama kendi varlıklarını sürdürmek için de yurttaşlık örgütleri,kurarlar.Bu örgütlenme,başka ülkelerden gelenlere karşı kendilerini korumak içindir; ancak,vatandaşı oldukları ABD’nin çıkarları söz konusu olduğunda,İtalyan,İtalyanlığını,İngiliz,İngilizliğini,Fransız,Fransızlığını bir kenara bırakırlar.

Dünyanın her ülkesinde koşullar ne olursa olsun,suyun içinde bulunduğu kabın şeklini alması gibi politika uygulayan Yahudiler yönetilmek yerine, istedikleri ülkeleri yönetmeyi becermekte oldukça başarılıdırlar; çünkü malzeme insandır ve insanın zaafları sınırsızdır.

Hırsına kendini adamış insanları yönetmek, şekillendirmek onlar için oldukça kolaydır.

Şöyle bir Ortadoğu haritası alın bakın, arap ülkeleri kan revan  içinde; ama İsrail güllük gülistanlık..

Yahudilerin bu becerilerini en iyi anlatan bir fıkrayı sizlerle paylaşayım:

Salomon,Moskova’dan israil’e gitmek için uçağa binerken yapılan kontrol sırasında gümrük memuru Salamon’un valizinde Lenin’in bir büstünü görür.

-Yoldaş Lenin’in büstünü nereye götürüyorsun?,diye sorar.

Salamon,cevap verir:’Yoldaş Lenin,benim rehberimdir,atamdır,nereye gidersem gideyim onun bu büstünü götürerek her sabah karşısına geçip kendisine sevgimi,saygımı sunarak güne başlarım.’

Gümrük görevlisi Salamon’un bu sözlerinden etkilenerek duygusallaşır ve geçmesine izin verir.

Uçak İsrail’e indiğinde bu kez kendi yurttaşı gümrük memuru Mişon sorar:’Bu komünist adamın büstünün senin valizinde ne işi var,niçin yanında taşırsın?’

Salamon cevap verir:’Bu komünist Lenin’in bir numaralı düşmanıyım.Nereye gidersem gideyim bu büstü yanımda götürürüm ve her sabah ona hakaret ederek,onu aşağlayarak ,yüzüne tükürerek içimi  rahatlatıp sona güne başlarım.’Gümrük memuru Mişon’da bundan etkilenerek .geçmesine izin verir.

Salamon eve geldiğinde olup biteni izleyen oğlu sorar:’Baba anlayamadım seni’ der.

Salamon oğluna kızar ve ‘bak oğlum,Rusya’dan överek çıkardığım,İsrail’e geldiğimizde söverek içeri almayı becerdiğim bu büst aslında 6 kiloluk KÜLÇE ALTINDIR ‘ der.

Yahudilerin kurnazlığı,her ortama uyma yetenekleriyle ilgili binlerce örnek fıkra vardır.

İsrail’in nüfusunun 7-8 bilemediniz 10 milyon civarında olduğunu düşünürsek, adamların yaşamak için zekalarını geliştirip kullanmalarından daha doğal ne olabilir ki?

ABD’nin dışişleri eski bakanlarından Henriy kissingeer  ne demişti:’Biz ABD olarak niye büyük devletiz? İçimizdeki  hainleri hemen öldürürüz,başka ülkelerdeki hainleri de  eğiterek yönetime getiririz.Moskova’dan haraket eden Salamon’un uyguladığı taktiği hesaba kattığımızda  her şey  anlaşılmaktadır.

Küçükken,hatta şimdi bile Amerikan kovboy filmleri izleriz.filmlerin  konularının neredeyse yüzde doksanı Amerika kıtasının gerçek sahipleri Kızılderililerle,onları öldürerek topraklarını ellerinden alan beyaz adamla ilgilidir.Ve mağdur olan hep beyazlardır.Kızılderililer vahşidir,acımasızdır,bu nedenle de öldürülmeleri gerekir.Oysa Kızılderililerin tarihleri,gelenekleri,kültürleri incelendiğinde yaşamları boyunca yaşamla,doğayla uyum içinde oldukları,ihtiyaçları dışında avlanmadıkları,hatta avladıkları hayvanlara teşekkür ederek saygı gösterdikleri görülür; ama beyaz adam güçlüdür,tüm iletişim araçları elindedir,kendini haklı gösterecek her türlü senaryoyu yazarak istediği filmi çevirebilir.

Siyasi içerikli filmlerde, ABD’nin derin devleti kendi başkanını öldürme planları yapar, gizli örgütler kurar,sürekli iyi polis kötü polis oyunları sahnelenir.

Bununla da yetinmeyerek dünya üzerinde egemenlik kurmak için dışa açılır. Niye;çünkü  o yapmazsa Rusya,İngiltere,Fransa yapacaktır.Ve bu emperyalist kurtlar sofrasında bizim gibi geri bıraktırılmış ülkeler paylaşılmaya çalışılır.

Emperyalist devletlerden birisi olmamamız insancıl olduğumuzdan mı yoksa o düzeni sürdürebilecek yeteneğimiz olmadığından mı diye düşündüğümde gerçekten milli bir politikamızın olmadığı gerçeği karşıma çıkar.

Eğer MİLLİ bir politikamız olsaydı emperyalizme karşı kendimizi koruma becerisine sahip olurduk.Olmadığına göre demek ki emperyal devletlerin iştahını kabartan yem olmaktan kurtulamayacağız.İşte dinciler ve tüm sömürücüler,hırsızlar,soysuzlar, ahaksızlar MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü bundan dolayı sevmezler ve her saniye onu öldürmekten söz ederler.

Atatürk, insanlığın aydınlatma ışığıdır,enerjisini özgürlükten alan bir ışığı söndürmeye hiç gücün varlığı yetmeyecektir.En koyu karanlık şafağın gelişinin habercisidir.

18.11.2016
Bu yazı 740 defa okundu.

Diğer Yazıları