YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

AKLIN YOLU BİRDİR

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR’.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Kendi yaşam hakkımıza sahip çıkmak, yaşadığımız Aydınımızın da sorumluluğunu almaktır.

Aydın’ın  şimdiki durumundan ve gelecekteki durumundan bizler sorumluyuz.

Aydınımızın ve Aydın’da yaşayan bizlerin  yaşam hakkını savunmak  için  öne çıkarak  çok büyük bir sorumluluk alan her hemşehrimizle  birlikte bizler de  üzerimize düşen sorumluluğu almalıyız.

Üzerimize düşen bu görevi kutsal bir eylem olarak kabul ettiğimizde , bizi zafere götürecek örgütlenmeyi de kurmuş oluruz.İşte o zaman ben değil BİZ oluruz.

-haberim yoktu..

-doğru dürüst bilgi edinemedim.

-nasıl olacak ki ?

-onların arkası sağlam..

-adamlar güçlü

-biz kimiz,gücümüz ne ?

Gibi özgüvenimizi ve birbirimizden alacağımız gücü tüketen negatif  söylemleri  zihnimizden atmamız için,siyasi inanç ve görüşlerimizi bir kenara bırakarak kendimize ve yaşadığımız Aydınımıza sahip çıkmamız gerekiyor.

Madem ki Aydın’da bizler yaşıyoruz,o zaman jeotermal santraller konusunda da seçimlerimizi yapmanın zamanı gelmiştir.

Dr.Metin Aydın’ın referandum önerisini yürekten destekliyorum.

Yazımı okuyan herkes jeotermal santralar konusunda oldukça yararlı bilgiler edineceklerdir; çünkü Dr.Metin Aydın’ın hazırladığı bu bilgiler hepimizi düşündürecek niteliktedir.

Dr.Metin Aydın’a teşekkür ederek onun hazırladığı ‘AYDIN JEOTERMALLER İÇİN REFERANDUM İSTİYOR’ başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyorum.

Bu yazıyı okuduktan sonra birbirlerimizi tanımıyor olsak bile,bu kutsal amaçta yan yana,omuz omuza olduğumuzu hissederek güçleneceğiz.

 

‘’AYDIN JEOTERMALLER İÇİN REFERANDUM İSTİYOR

2007'de çıkarılan jeotermal yasası ile Aydın topraklarının %85'i jeotermal kullanımına açıldı.Aydın'da şu anda 27 jeotermal santral(JES) vardır.Aydın'daki jeotermal kapasitenin tamamı kullanılır hale gelirse bu sayı 200'ün üstünde olacaktır.Ocak 2016 itibarı ile Türkiye'de jeotermal kaynak kullanım şekline baktığımızda Türkiye'de jeotermal kaynağın %16'si elektrik üretiminde kullanılırken Aydın'da %95'i elektrik üretiminde kullanılmaktadır.Yine 2016 yılı Türkiye elektrik üretim kaynaklarına baktığımızda JES'lerin payının %1,5 olduğunu görmekteyiz.Aydın'daki JES'lerin Türkiye elektrik üretimine katkısı ise %0,7'dir.Aydın'daki jeotermal kaynaklar ile 120 bin konut ısıtılabilir,100 bin dekar sera alanı kurulabilir,300 bin kişiye iş sağlanabilir.Aydın tarım kenti olup sanayisi,ekonomisi,halkın geçimi tarıma bağlıdır.Türkiye'de incirin %63'ü,

zeytinin %20'i,pamuğun %13'ü,kestanenin %36'ı Aydın'da üretilmektedir.Aydın'da jeotermal santraller genelde 1.sınıf tarım arazilerinde,incir ve zeytin tarlalarında ağaçları sökerek kurulmaktadır.Oysaki 3573 sayılı Zeytin Kanunu'na göre zeytinlik alanlarına 3 km yakınlıkta her hangi bir tesis kurulamaz.Aydın'da tarım alanlarının tarım dışı kullanıma açılmasından dolayı son 20 yılda zeytin alanları %5,incir alanları %6,

ekilen alanlar %10 azalmıştır.Aynı dönemde JES uygulamaları ise 10 kat arttı.12.04.2016 tarihinde Aydın Valiliği öncülüğünde yapılan "Jeotermal Enerji Tarım Çevre ve İnsan Sağlığına Olan Etkileri Ortak Akıl Toplantısında" JES'lerin tarım alanlarında konuşlandığı,Menderes ovasında tarım alanlarının doğrudan içine konumlanan JES uygulamalarının ovadaki tarımsal alanlarada sınırlayıcı etkide bulunduğu,JES buharlarının inciri etkileyebildiği,Büyük Menderes havzasında zeytinde verim düşüklüğü olduğu belirtilmekte.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na ait 2015 yılı "Türkiye Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu'nda" jeotermallerin en fazla toprak kirliliği yaptığı ilk üç il arasında Aydın'da vardır.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre Aydın 2014 yılında Türkiye'de hava kirliliği en fazla olan 8'ci il idi.Yine 2015 verilerine göre Aydın,Türkiye'de yaz dönemi Kükürt dioksit(SO2) kirliliğinin en fazla olduğu 2'ci il olmuştur.2013-2014-2015 yıllarında Aydın PM10 limit aşımın yaşandığı ilk 10 il arasında yer almıştır.Son 20 yılda Aydın'da SO2'in en yüksek düzeyi 6, PM10'un en yüksek düzeyi 9 kat artarken JES uygulamaları 10 kat artmıştır.Aydın'da JES'ler dışında yaz-kış SO2 salgılayan başka bir sanayi kuruluşu yoktur.2015 yılında yapılan Dünya Jeotermal Kongresinde JES bacalarından salınan gazlarda baca dışındaki yerlere göre toz,kurşun,kadmiyum,klor,Hidrojen klorür,Hidrojen florür,

Hidrojen sülfür,CO,SO2,NO2 ve toplam organik bileşiklerin hepsi 10 kat fazla bulunmuştur.N.Özcan ve G.Gökçen tarafından Buharkent JES sahasında yapılan çalışmada Kızıldere'de JES'lerden salınan yoğuşmayan gaz oranının %10-21 olduğu saptandı.Oysaki Yeni Zelanda JES'lerinden salınan yoğuşmayan gaz oranı %0.2 ,

ABD'de %1'dir.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporlarına göre Büyük Menderes nehri şu anda Türkiye'nin en kirli 3'cü nehri.Menderes nehri 4'cü sınıf su kirlilik seviyesine sahip olup bu suyun tarımsal sulamada kullanımı sakıncalıdır.Buharkent'ten Söke'ye kadarki alanda kurulan JES ve kuyulara baktığımızda hepsinin mutlaka ya nehir ya dere ya çay ya gölet yada su kanalları yanına kurulduğunu görmekteyiz.Bu sulak alanlarda kurulan JES'ler ise kurulum ve çalışma aşamalarında az yada çok akışkanlarını bu su kaynaklarına bırakarak içme ve kullanım sularında kirlilik yaratmaktadır.2010 yılında E.Ü.Fen Bilimleri Fakültesi'nden E.Aslan tarafından Germencik Alangüllü'de yapılan çalışmada JES'lerin yer üstü ve yer altı sularını kirlettiği,Hıdırbeyli sulama göletinde akışkanlar nedeni ile kirlenme olduğu,bu suların kullanımı ile besin zinciri yolu ile insanlarında etkilenebileceği ifade edildi.JES'lerin akışkanları içinde değişik oranlarda kimyasal,toksik,radyoaktif özellik taşıyan Bor,

arsenik,kurşun,Radon,mangan,kadmiyum,aluminyum,demir vs.elementleri bulunmaktadır.N.Oruç tarafından 1998 yılında Buharkent'te "JES Akışkanları B.Menderes Nehrine Deşarjdan Önce ve Sonra Toprakta Bazı Değerler Çalışması" yapılmıştır.Bu çalışmada JES'lerin akışkanlarını Menderes nehrine deşarjından sonra toprakta Bor normalden 93 kat,elektriksel iletkenlik 6 kat fazla saptanmıştır.Yani şu anda Menderes havzasında tarım yapılan topraklar Menderes nehir suyundan 6 kat daha fazla kirli hale gelmiştir.Doğan Akar'ın 2007 yılında "Jeotermal Santrallerin Çevresel Etkileri"adlı makalesinde JES'lerin akışkanlarını Menderes nehrine bırakması sonucu nehir suyunda Bor'un normalden 30 ,elektriksel iletkenliğin 2,sodyum absorbsiyonunun 2 kat fazla bulunduğu,JES atık suyunun deşarj edildiği B.Menderes nehir sularının havzada birçok kültür bitkisi sulanmasında kullanıldığını belirmiştir.

Aydın'da JES akışkanları ile kirletilen Menderes suyu ile yapılan tarımsal sulama sonrası Menderes havzasında sağlıklı ve güvenli tarımsal ürün yetiştirememe sorunu ortaya çıkmıştır.2015 yılında ADÜ Bahçe Bitkilerinden Dr.Sunay Dağ tarafından Germencik Alangüllü bölgesinde yapılan "İncirde Verim ve Kalite Üzerine Jeotermal Enerji Tesislerinin Olası Etkilerinin Belirlenmesi"adlı doktora tezinde JES'lere yakın incirlerde uzak bölge incirlerine göre Bor 2,Kükürt 2,Kadmiyum 2 ,Kobalt 25 kat fazla saptanmıştır.25.10.2016 tarihinde E.Ü.Ziraat Fakültesi tarafından Aydın Pamucak'ta incir numunelerinde yapılan analizde,incirde yüksek oranda sodyum,demir,Bor saptanmış.Bu analiz sonucu incirde meydana gelen zararın jeotermal suyun toprağa karışması sonucu olduğu ifade edilmiştir.Aydın'da JES atıkları incirde giderek artan oranda çıkmaya başladığı için yurt dışına ihraç edilen incirler geri dönmeye başlamıştır.Germencik bölgesinde bir işletmenin geri dönen incirlerinde kükürt miktarı 2015 yılında 2014 yılına göre 21 kat artmıştır.2016 yılında İtalya İhracatçılar Birliği yurt dışından ithal edilen gıdalarda en fazla toksik madde bulunan gıda sıralamasında 1.ci Fındık,5.ci İncir bulunmuştur.Efeler Belediyesi "Jeotermal Komisyon Raporunda" Aydın Ticaret Borsası mevcut JES uygulamalarından dolayı Aydın'da organik incir yetiştirmenin artık mümkün olmadığını ifade etmiştir. Dünya Sağlık Örgütüne bildirilen tüm hastalıkların %80'nin ve tüm ölümlerin %25'nin sebebi çevre kirliliğidir.Yine kanserin %90-95 sebebi çevre kirliliğidir.Aydın Tabip Odası tarafından 2015 yılında yapılan çalışmada Aydın'da ölüme sebep olan tüm hastalıkların ve toplam ölüm sayılarının Türkiye ortalamasından daha fazla arttığı açıklanmıştır.Aydın'da meydana gelen nüfus başı en fazla ölümler Menderes nehrine en yakın yerleşim yerlerinde saptanmıştır.Menderes'e yakın yerleşim yerlerindeki en fazla ölümlerde Menderes nehrinde en fazla organik kirliliğin olduğu yerleşim yerlerindedir.TÜİK verilerine göre 2010-2015 döneminde Aydın'da solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler %46,dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümler %39,kansere bağlı ölümler %39,

tüm ölümler %32 oranında artmıştır.Yaşamın devamı için olmazsa olmaz olan suyun varlığı ve kullanılabilir olmasıdır.Oysa küresel ısınma ve iklim değişikliklerine bağlı olarak dünyanın su varlığı her geçen gün azalmakta dünya kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır.Türkiye son 40 yılda su kaynaklarının %50'ni kaybetti.Yine son 20 yılda Türkiye'de kişi başına düşen su miktarı %65 azaldı.Aydın Türkiye'de en fazla su kaynakları azalan ve çölleşme tehlikesi yaşayan bölgede yer almaktadır.Aydın'da meydana gelen su ve toprak kirliliği,besinlerin gıda özelliğini kaybetmesi,hastalık ve ölümlerin Türkiye ortalamasından daha fazla çıkmasını başlatan ana sebep Menderes nehir kirliliğidir.Aydın'da yaşamın devamı Menderes nehrinin varlığına bağlıdır.

O yüzden Menderes nehrinin suyu anne sütü gibi Aydın için kıymetli ve yaşamsal önem taşımaktadır.Fakat bugün bulunduğumuz noktada Menderes nehri Türkiye'nin en kirli 3'cü nehridir ve kirletici unsurları giderek artmaktadır.Çevre Kanununa göre Menderes havzası mutlak koruma altına alınmalı ve Menderes nehrine 3000 metreden yakın her hangi alana JES yapımına ve işletilmesine izin verilmemelidir.Yine ÇED kanuna göre su kaynaklarına,nehir,çay,derelere 500 metreden yakın bir alana sanayi tesisi kurulamaz.Aydın'da jeotermal kaynak arama ve JES işletme ruhsatı alırken Çevre Kanununa ve ÇED maddelerine genelde uyulmadığında şahit olmaktayız.Bazen o kadar abartılı örneklere şahit oluyoruzki bunları anlamakta zorlanıyoruz.Örneğin Buharkent'te kurulumuna izin verilen ve çalışan JES Menderes nehrine 15-20 metre mesafede,Güney bölgesi sulama kanalına ise sıfır noktada bulunmaktadır.Aydın'daki mevcut JES'lerin yarattığı çevresel kirlilikler bir nükleer santralin yaptığı kirlilikten 3 kat daha fazladır.Türkiye'de sürekli şekilde JES uygulamalarının temiz,çevre dostu,

yenilenebilir enerji tesisi oldukları vurgulanmaktadır.Bu savı güçlendirmek içinde Türkiye'nin enerji ihtiyacı olduğuna,enerji bakımından dışa bağımlı olduğuna,enerji için yurt dışına milyon dolarlık ödemeler yapmak zorunda kalındığı vurgulanmaktadır.

Aydın'da mevcut JES uygulamalarına karşı giderek artan toplumsal muhalefete karşı sürekli şekilde yurt dışındaki JES uygulamaları örnek gösterilmektedir.Oysaki yurt dışındaki JES uygulamalarına baktığımızda Aydın'dakine benzer JES kurulumu ve faaliyetine hiç bir ülkede görmemekteyiz.Ayrıca JES uygulamaları dünyada da söylendiği kadar çevre dostu,yenilenebilir ve ekonomik değildir.Dünyada JES işletmeciliğine geçen 27 ülke var.Bu ülkelerden Yunanistan,Tayvan ve Arjantin ekonomik ve çevresel etkenler nedeniyle JES'leri kapatmışlardır.Bugün JES santrali bulunan ülke sayısı 24'e inmiştir.T.C.Anayasası Madde 17'ye göre herkesin yaşama,

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı vardır.Yine Anayasanın 56'cı Maddesine göre herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Aydın'da yaşayan herkes Anayasanın kendilerine verdiği hakları ortadan kaldıran her türlü çevresel kirliliğine,çevre kirliliği yaratan unsurlara karşı tepkilidir.Bir insanın beden ve ruh sağlığını koruma,neslini koruma ve geliştirme hakkı,adı temiz ve yenilebilir bile olsa hiç bir enerji kaynağı ile karşılaştırılması, hele hele maddi bakımdan,doğru olmadığı gibi hukuki,ahlaki ve etik değildir.Asıl olan yaşamdır ve yaşam tıpkı doğal ve kültürel varlıklarımız gibi kaybolduktan sonra asla yenilenemez,

geri getirilemez.Türkiye'de yaşamın ve yaşam gereklerinin güvencesi kanunlar ve kanun uygulayıcılarıdır.Kanunlar ve kanun uygulayıcıları ise her zaman kamunun yani halkın yanında olmak,kanunları ve yetkilerini kamu yararına,yaşamdan yana uygulamak zorundadır.

Tüm bu gerekçelerle BİZ AYDIN HALKI olarak Aydın'da mevcut jeotermal uygulamalarına karşıyız.Aydın'daki jeotermal kaynakların kullanımı konusunda esas söz sahibinin bu bölgede yaşayan Aydın halkının olduğuna inanıyoruz.Aydın halkı jeotermal kaynakların kullanılıp kullanılmayacağına,kullanılacaksa nasıl kullanılacağına esas karar vericidir.Aydın halkı olarak Anayasamızdan aldığımız yetki ve görev ile Aydın jeotermal kaynakların kullanımı konusunda karar vermek üzere Aydın'da REFERANDUM yapılmasını talep ediyoruz.Ülkemizde pek çok konuda cumhur veya millete başvurularak halkın fikri sorulmakta,halktan yetki istenmekte,halka bu hak kullandırılmakta,katılımcı demokrasi hayata geçirilmektedir.

AYDIN HALKI JEOTERMAL KULLANIMI KONUSUNDA REFERANDUM İSTİYOR.

Bu kampanyanın teslim edileceği kurum:Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti

30/03/2017

 
30.03.2017
Bu yazı 884 defa okundu.

Diğer Yazıları