YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ALİ YELGİN

Nasıl yazacağım, nasıl gidecek parmaklarım tuşlara ?

Nasıl yazacağım Ali Yelgin  uçtu, boyut değiştirdi diye…

Öldü  yazıp, onu kendi elimle öldüremem...

O ölmedi, ölmeyecekte; çünkü eğilmeyen, bükülmeyen, makam, mevki uğruna el etek öpmeyen adam gibi adamlar ölmez, sadece bir başka evrene geçerek boyut değiştirir…

Ali Yelgin, gümüş  saçlı, gümüş pos bıyıklı, el sıkarken içten, sarılırken dostça, gülerken yürekten, kadeh tokuştururken güven veren, sinirlenince, öfkelenince kızaran, kırmamak için hızlı hızlı yürüyen dost nereye gidiyorsun?

İki ya da üç yıl önceydi…

İstanbul’da Kadıköy’de saat:14,15 arası gibiydi, balık pazarında gezinirken uzaktan gördüm.

Çineli üç hemşehrisiyle birlikte öğlen rakısı içiyorlardı. Belli etmeden yanaştım, makinamı çıkardım bir iki poz aldıktan sonra, sanki onları görmemişim gibi yanlarından geçerken ,’Akedeş, bu Aydınlılar İstanbulu’da ele geçirdiler gari’ dedim. Arkadaşları, buda kim  diye yüzüme bakarken Ali yerinden fırladı, sarıldık, hal hatır sorduk. Arkadaşlarıyla tanıştırdı. Buyur ettiler; ama fazla kalamadım, ayrıldım.

Ali, Gençlikspor Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak yıllarca çalıştı, çözüme  odaklı yönetici kimliğini hep korudu, onunda kafasında siyasi görüşleri vardı; ama terfi edeceğim diye bir gecede renk değiştirmedi, değiştirmediği için de  onu müdür yapmadılar, oysa Ali Yelgin yönetici-müdür yeteneğine sahipti. Hem çalıştığı arkadaşlarıyla, hem sporcularla, hem de  kulüp temsilcileriyle kurallara sıkı sıkıya bağlı bir yönetici olarak değil, sporun gelişmesi için çareler üreten bir yönetici oldu; ama egemen çark onun bu erdemini gördügü halde onu müdür yapmadı.

Ali Yelgin, milletvekili ya da  belediye başkanı olmak için seçimlere katılmadı, görevinden istifa edip kazanamayınca inşallah bir daha ki bahara diyerek, tekrar görevine dönmedi.

Ali, bir spor yöneticisi olarak  düz çizgisini sürdürdü. Müdür olamadı diye biz arkadaşlarına bile dert yanmadı.

Ali Yelgin, çalışmaktan yorulmadı, uğradığı haksızlıklardan, vefasızlıklardan yoruldu, emekli olmayı  seçti. İstanbul’da  rakımızı içerken emekli olmanın onun rahatlattığını  söylemişti.

Ayrılırken, ‘ yaz gelsin, yazlığa kaçacağım.’ Demişti.

Ali Yelgin’in eşi bildiğim kadarıyla Urfalı’lıydı, lojmanda otururken ben de deniz apartmanında oturuyordum.TV de Urfa Sıra Geceleri olduğunda içli köftem ve  bir duble rakım gelirdi,ben de gönderirdim.Şimdi Bu yaşanmışların hepsi anılarda kaldı…

Güle güle Ali Yelgin..

Eğilmeyen, bükülmeyen, el etek öpmeyen, rüzgar gülü gibi  fırıl fırıl dönmeyen,adam gibi adam.

Ali seni hep özleyeceğiz, ne zaman rakı içsem seni anacağım,ne zaman kazancı Bedi dinlesem yine seni  anacağım..

Yurdun, ışıklar ülkesi olsun, güzel arkadaşım, Aydın sporu sensiz eksik kalacak…

İstanbul'da karşılaştığımızda Çineli dostlarıyla birlikteydi

26.09.2016
Bu yazı 3132 defa okundu.

Diğer Yazıları