YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ALIŞKANLIKLAR

Ramazan ayının ilk günü, alışveriş merkezlerinde ve fırın önlerinde kuyruk. Tabi ki geleneksel ramazan pidesi kuyruğu…

Eskiden Aydın’da sadece Salı günleri Pazar kurulurdu. Şimdi neredeyse haftanın hergünü bir semtte Pazar kuruluyor. Niye ?; çünkü Aydın genişliyor, nüfus artıyor..

Ramazan ayı boyunca fırsat buldukça fırın önlerini gözlemledim..Pide kuyruğu..

Ramazan Bayramı yaklaşınca kent merkezi ana-baba günü herkes bir alışveriş akıntısına kapılmış gidiyor..

Arefe günü kalabalık iyiden iye hareketli…tatlıcı dükkanları önü sıra sıra insanlar..baklava,

Kalbur bastı, tekmil tatlı türleri tepsi tepsi görücüye çıkmış..

Mezarlık önleri mersin satanlarla dolu..insanlar yakınlarını ziyarete geliyor, sesini duymasa da, elini öpmese de, sarılamasa da…dal dal mersinler, testi testi sular bayram ziyareti için..

Ya çikolatalar, tek tek markalarını ve çeşitlerini saymaya kalksak herhalde birgün sürer…

Giysi satan mağazalar..yetişkinler ve de özellikle çocuklar…model model, çeşit çeşit, renk renk.. desen desen..

Ayakkabıcılar..kadın, erkek, çoluk, çocuk…

Bayram namazı..camiiler hınca hınç dolu, insanlar yan yana omuz omuza Bayram Namazı kılıyorlar..İmam fırsatı yakalamış…öğütler, kurallar birbiri ardı sıra gidiyor. Nereye ? önemli değil, imam söylüyor, alan alır, almayanın ki gökkubbenin içinde dolaşır durur..

Bayram Namazı bitti. Camii biranda hızla boşalıyor..kapının önünde bir önüne leğen koymuş, bağırıyor:”Allah kabul etsin, boş geçmeyelim..”geçen de var geçmeyen de, duyan da var duymayan da…

Birileri tanıdık birileriyle sarılıp, öpüşüp bayramlaşıyorlar, küçükler büyüklerinin ellerini öpüyor.. Kimileri de sağlarına sollarına bakmadan  hızla camiden çıkıyor..peki biraz önce aynı safta namaz kıldığın adamla bayramlaşman gerekmiyor mu ?  Bilmem..Niye bilmiyorsun ? Bayramlaşmanın anlamını öğrenemedin mi şimdiye dek ?

****

Varsa dedeler, babalar, oğullar camiden döndüler, evde yemek hazır.. oğullar, kızlar, gelinler,

damatlar.. önce el öpüp bayramlaştılar, sonra sofraya oturdular.. çocuklar yeni giyisileri içinde, sevinçli, neşeli.. el öptüler, harçlık aldılar…

Cep  telefonlarına boyuna mesajlar geliyor, aile bireyleri birtürlü iki lafı bitiremiyorlar.. dııt didadıt. Ivırcık zıvırcık..

“canım, babacığım/anacığım/ablacığım/ağabeyciğim..bayramınızı kutluyor, ellerinizden öpüyorum. Sizi çok özledim  v.s. …”   Ulan madem özledin, niye konuşmuyorsun da mesaj atıyorsun ?

*****

“Babacığım/anacığım bize müsade daha arkadaşlara gideceğiz”

“oğlum, biraz daha kalsaydınız, ne güzel suböreği almış babanız, ondan da yerdiniz.”

Benim anımsadığım eskiden su börekleri, baklavalar evde açılırdı, hem de bir hafta önceden.

******

Bayrama bir hafta kala dedeocağında hummalı bir faaliyet başlardı.. Rahmetli babaannem sıkı bir gözlemciydi, tepsi tepsi su börekleri, baklavalar açılırken titizlikle kontrol ederdi, kete, çörek yapılırdı, gelenin gidenin hesabı yapılamadığı için  kutu kutu lokum alınırdı..

Arefe gecesi kalabalık olur diye birgün önceden rahmetli dedem tüm torunlarını hamama götürürdü, büyükler, küçüklere kese, lif yapardı. Eve gelince en büyük torun önce dedenin, sonra babaannenin/anneannenin ellerini öperlerdi, onlarda, torunlarını öper ve “saatler olsun.” derlerdi.

Bayram namazında yine dede ve torunlar en önde bulunurlardı, gerçi namaz kılmasını bilmezlerdi; ama gözucuyla dedeyi izleyerek durumu kurtarırlardı. Bayram namazı sonrası dedenin işaret ettiği her amcanın eli öpülür, hayır duası alınır bir de verirse kaç kuruş verdi diye yan gözle bakılırdı

Kurban bayramlarında kasaplar ilgimi çeker; çünkü hemen hemen hepsinin camında, ”KURBAN ETİ ÇEKİLİR, DOĞRANIR” gibi duyurular bulunur. Bir köşeye çekilir seyrederim, orada da kuyruk oluşur. inşaatlarda malzeme taşıyan el arabalarıyla et getirenler gördüm. Oysa dini kurallara göre Kurban etinin 7 de birisini kesen alacak gerisini dağıtacak diye anımsıyorum. İşin özeti kurban kesen önce birkaç aylık et ihtiyacını buzdolabına ya da derin dondurucuya koyarak sağlama alıyor, geri kalandan da el kadar parçaları dağıtarak sözüm ona kurban eti dağıtmış oluyor. Bence HAK İÇİN KURBAN, KÜB İÇİN KAVURMA denilse daha anlamlı olur..

 

Bir dakika pardon daldım gittim sahneleri birbirine karıştırdım, afedersiniz…

“  AYNI NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ”

 

HERAKLEİTOS

Herakleitos, değişimi bu sözleriyle ifade eder. Diyelim ki Büyük Menderes nehrine artık kirlendiği için giremediniz de havuza girdiniz, çıktınız bir daha girdiniz. Evet aynı havuza girdiniz; ama aynı suya değil; çünkü ilk girdiğinizde bedeninizden suya bir şeyler braktınız ya da sizin girdiğiniz bölüm aktı gitti, siz sonrakine girdiniz…

Önceki yıl (2013) Ramazan bayramında çocuklar gelir diye çıkolatalı şekerler almıştım. Değil bana siteye bile gelmediler. Sonraki yıl ve bu bayramda da çocuklar şeker almak için ellerinde torba kapı kapı gezmediler. Niye; çünkü babadan oğula, dededen toruna uygulamalı öğretilen

Gelenekselleşmiş dini kurallar, değişen yaşam koşulları içinde ya yeni şekil alıyorlar ya da eriyip gidiyorlar; çünkü DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR.

******

Birileri, deniz kıyısında rakısını yudumlayıp, balığını yerken, birileri çöp bidolarından yiyecek bir şeyler bulmaya çalışıyor. Birileri arabasını değiştirirken birileri ayakkabısının deliğini gazete kağıdıyla kapatıyor, kimileri sabaha dek eğlenirken, kimileri de hastanelerde yaşam savaşı veriyor. Yaşam dramatik akışıyla da değişimin kurallarına uyuyor; çünkü yaşamın olmazsa olmazı bunlar.

Peki kaçımız uzaktan kumanda robotlar gibi alışkanlıklarımızın bizi yönettiğinin farkındayız ?

20.07.2015
Bu yazı 983 defa okundu.

Diğer Yazıları