YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ALLAH; YÜRÜ YA KULUM BAYRAM MI DEDİKTEN SONRA

SEN DE YÜRÜ YA KULUM SELİM DEDİ Mİ  (10)

HA.. ÖNCE BİR AÇIKLAMA YAPMAM GEREKİYOR..

YÜRÜ YA KULUM.. YAZI SERİSİ DOĞRUDAN BAYRAM İNCİ”Yİ  VE SELİM GÜRGÜN”Ü HEDEF ALMIŞ DEĞİLDİR. KALDI Kİ BENİM KİŞİSEL OLARAK ONLARLA BİR SORUNUM YOKTUR.

HİÇ KİMSE ; KENDİSİNİ BAYRAM İNCİ”NİN ADD AYDIN ŞUBESİNDEN SORUNLU AYRILIŞINDAN SONRAKİ DAYANILMAZ YÜKSELİŞİNİN ARDINDAKİ”YÜRÜ YA KULUM” DİYEN TANRI YERİNE KOYMASIN..

ADD AYDIN ŞUBESİNDEN TANIDIĞIM BAYRAM İNCİ”NİN SİYASET GEMİSİNİN SEYİR DEFTERİ İLGİMİ ÇEKTİ; ÇÜNKÜ HAKKINDAKİ OLUMSUZ SÖYLEMLERE KARŞIN NASIL BİR İKNA  STRATEJİ UYGULAYARAK BÖYLESİNE YÜKSELEBİLİYOR ?

ASLINDA  BAYRAM İNCİ”Yİ ANLAMAK AYDIN”DA YAPILAN  SİYASETİ DE ANLAMAKTIR..

İKİ  ÖYKÜYLE  YOLUMUZA DEVAM EDELİM..

Yağmur, bardaktan boşanırcasına yağıyor,adam şemsiyesi  olmadığı ve korunmak için bir saçak altı bulamadığından ıslanıyor. Derken yanına yaklaşan birisi onu şemsiyesi altına alarak daha fazla ıslanmasını önlüyor. Sohbet ederek otobüs durağına geliyorlar,karşılıklı  iyi günler dileyerek ayrılıyorlar.

Sonraları birbirlerine rastladıklarında şemsiyeli adam yanındaki arkadaşlarına,”ben bu arkadaşı o günkü yağmurdan kurtarmıştım.” Diyor. Bu öylesine bir hal alıyor ki yağmurda ıslanmaktan kurtulan adamın canına tak diyor ve şemsiyeli adama “gel sahilde birer çay içelim”diyerek deniz kıyısına götürüyor ve onun bakışları arasında denize atlıyor. Çıktığında,”o gün beni şemsiyenin altına almasaydın, bundan başka ne olabilirdi. İşte donuma kadar ıslandım.”

…………………………………………………………..

İkinci öykümüz bundan çok daha ağır..

Ünlü öykü yazarımız Ömer Seyfettin”i bilirsiniz değil mi ?

DİYET” i yazacağımı  anladınız…

Madem  anladınız özetini paylaşayım.

İftiraya uğrayan kılıç ustası Koca Ali hırsızlıkla suçlanır..

Haksızlığa uğrayan Koca Ali, kendini savunamaz, o günkü şer”i kanunlara göre, diyetini ödeyerek aklanma durumuna düşer, çaresizdir kabul eder.

Çevredeki eşi, dostu onun iftiraya kurban gittiğine inandıkları için, zengin olan kasap hacıdan onun diyet parasını ödemesini isterler. Hacı kasap kabul eder ve öder.

Hacı kasap diyetini ödemek için yanında çalışan kılıç ustası koca Ali”yi daha sonraları rencide edici  söz ve eylemlerde  bulunur. Koca Ali bir dayanır, iki dayanır; ama artık canına tak etmiştir.

Hacı kasap, o gün Koca Ali”ye “kolunun diyetini olan parayı  benim verdiğimi unutuyorsun galiba, ben parayı vermeseydim, şimdi çolak kalacaktın.”der. Koca Ali yutkunur, ağzından tek söz çıkmaz, kızarır, bozarır ve bilediği ağır  satırlardan  birisini sağ eline alır, acı acı gülümsedikten sonra satırı olanca gücüyle sol koluna indirir ve kestiği sol kolunu hacı kasaba verir.

Özgürlük en yüce değerdir. Kimi zaman kolumuzu, kimi zamanda canımızı vererek onu

kazanırız.

İzmir”de, Yeni Asır ve Demokrat İzmir Gazetesinde çalıştığım yıllarda, seçim dönemlerinde CHP”li milletvekili adaylarının İzmir genelindeki çalışmalarını izlerdim.

Kontenjan listesinden aday gösterilen kişi,aday adayı arkadaşlarına şaka yollu aynen şöyle söylerdi:”ben sayın genel başkanım tarafından ilk sıraya konuldum. Siz kendi derdinize yanın.”

Çok iyi anımsıyorum, Yeni Asır”ın Ödemiş muhabirliğini yapan Neccar Türkcan ağabeyimiz vardı,galiba 73 seçimleriydi CHP”den ucu ucuna 9. milletvekili seçilmişti. Kazanamaması durumunda ne yapacağını sorduğumda şöyle demişti: ”Valla şef bitmiş,tükenmiştim, hanımın kolunda ne varsa aldım,babadan kalma helvacı dükkanımda çalışan arkadaşımdan borç aldım, ekonomik anlamda tam bir çıkmazdaydım.”

Anımsayanlar olacaktır bir Süleyman Genç  vardı, seçildiğinde Ankara”ya gitmek için arkadaşlarının, dostlarının nasıl yardımcı olduğunu bilirim.

Aydın eski Milli Eğitim Müdürü vardı Hüseyin Atmaca, Denizli”de  sinemada yapılan genel kurulda sahneye çıkıp bağırmıştı: ”Beni seçmeyin,kiminin oğlunun, kiminin kızının, kiminin damadının tayin işleriyle, kredi işleriyle  ilgilenmem için baskı yapmayın.”dedikten sonra kendisine yazılan rica, dilek mektuplarını koyduğu el çantasını yere çarparak sahneden ayrılmıştı,

Rahmetli Örsan Öymen ve Ankaralı meslektaşlarımızla TBMM ziyaret etmiştik. Papyon kravatlı, beyaz takım elbiseli Zonguldak milletvekili  vardı, kendisini eleştiren muhalefet partisinin milletvekiline el çantasını atmıştı. Akşam Ankaralı meslektaşlarımız biz parlamenterlerin sürekli takıldığı otele götürdüklerinde şaşırmıştım;çünkü  papyon krav

atlı milletvekili, üzerine çantasını attığı muhalefet partisi milletvekili ile can ciğer kuzu sarması

viski içiyorlardı.

İnsan bedelini ödemeyi göze aldığı her şeye sahip olabilir.

Ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir..

06.01.2016
Bu yazı 1363 defa okundu.

Diğer Yazıları