YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE GÖRE TÜRKİYE’NİN BÜY

                                 ANAYASA   DEĞİŞİKLİĞİNE  GÖRE  TÜRKİYE’NİN  BÜYÜK RESMİ

                              AYDIN MİLLETVEKİLİ BÜLENT TEZCAN 35 SORU 35 CEVAPLA ÇİZDİ

 

 Bu Anayasa değişikliği geçerse ne olur?

 1. Anayasayla bir diktatör yaratırız. Her şeye dokunan ama kendisine dokunulamayan bir diktatör ortaya çıkar.

2. Demokratik rejimden tamamen ayrılıp otoriter bir rejim kurulur.

 3. Hiçbir vatandaşın, can, mal ve hukuk güvenliği kalmaz. Her kişi, kurum ve kuruluş tek bir kişinin, bir diktatörün vicdanına terk edilir.

4. Yönetimi denetleyecek hiçbir güç kalmaz. Devlet yönetiminde ve ülkede zorbalık hakim olur.

 5. Bir kişi hem hükümet, hem meclis, hem mahkeme olur. Yasama, yürütme ve yargı tek bir elde toplanır.

 6. Etkisiz, yetkisiz, aciz ve sembolik bir Meclis ortaya çıkar.

7. Meclisi mezara, demokrasiyi tarihe gömeriz.’’

CHP  Genel  Başkan yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Anayasa  değişikliğinin geçmesi durumunda ,Türkiye’nin BÜYÜK RESMİ’ni 35 soruda cevaplayarak çizdi.

Tezcan,’BU SORUDA BAŞKANLIK SİSTEMİ Mİ ÖNERİLİYOR? Sorusuna,’HAYIR.BU SİSTEM BİR BAŞKANLIK SİSTEMİ DEĞİLDİR.DİKTATÖRLÜK,TEK ADAM REJİMİ ÖNERİLMEKTEDİR.’ Yanıtını vererek kendi hazırladığı 35 soru 35 cevapla herkesin okuyup anlayabileceği bir özet hazırladı.

Benim merak ettiğim, Bülent Tezcan’ın  herkesin anlayabileceği bir dille hazırladığı bu raporun etkili olması için CHP Genel Merkezi’nin ve CHP Aydın İl Örgütünün ne yaptığıdır.

Bülent Tezcan’ın hazırladığı bu raporu okurken  faşizmin birkaç çeşidinin işbirliği içinde Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl planlı bir saldırı içinde olduklarını gördüm.

Aslında sorunun cevabında çözümün ne olacağı kendisini belli ediyor; ancak tüm benliğimizi vererek okuyup anladığımızda bunu görebiliriz.

Ayrıntıların çokluğu nedeniyle okurken dikkatiniz dağılabilir,duygusal panik yaşayabilirsiniz ve okumaktan vazgeçmeyi  düşünebilirsiniz.

Aydınlık yarınlar için okumakta yarar var.

‘ANAYASA  DEĞİŞİKLİĞİ  NE GETİRİYOR? 35 SORU 35 CEVAP’

Soru 1) Bu teklifle başkanlık sistemi mi öneriliyor?

Hayır. Başkanlık sistemi sert kuvvetler ayrılığına dayanır. Yasama, yürütme ve yargı birbirinden tamamen ayrıdır. Birbirlerini denetleme mekanizmaları vardır. Önerilen sistemde ise bütün yetkiler bir kişinin (Cumhurbaşkanının) elinde toplanıyor. Bu sistem bir başkanlık sistemi değildir. Açıkça, DİKTATÖRLÜK, TEK ADAM REJİMİ önerilmektedir.

 Soru 2) Yapılmak istenen bir hükümet sistemi değişikliği mi, rejim değişikliği midir?

 Yapılmak istenen bir rejim değişikliğidir. Egemenliğin tek bir elde toplandığı otoriter rejime geçiştir. Türkiye’de siyasal rejim demokrasi eksikleri olmakla birlikte demokratik cumhuriyettir. Bu değişiklik demokrasi eksikliğini gidermeye dönük yapılmıyor. Tam tersine eksik demokrasiyi de sonlandırıp, otoriter-totaliter bir diktatörlüğün anayasal zemini oluşturuluyor. Cumhuriyet rejimi, kurulduğu günden bu yana egemenliği Saraydan alıp halka verme ve demokratikleşme çizgisini benimsemiştir. Bu ise açık bir karşı devrim hareketi olarak, egemenliği tekrar halktan alıp Saraya (bir kişiye) verme girişimidir. Demokrasiye yönelen gidişin kesintiye uğrayıp, diktatörlüğe yönelmesidir. Bu nedenle yapılmak istenen basit bir hükümet değişikliği değil, rejim değişikliğidir.

 Soru 3) Cumhurbaşkanını halk seçiyor.

O halde egemenlik neden halktan alınmış olsun? Egemenliğin halka ait olması için seçim tek başına yeterli bir mekanizma değildir. Egemenliğin yansıması olan erklerin 2 (yasama, yürütme, yargı) kullanılma biçimi de en az o kadar önemlidir. Cumhurbaşkanı geçerli oyların çoğunluğuyla seçilir. Bu, milletin %51’inin altındaki bir temsil oranıyla dahi seçilebileceği anlamına gelir. Ayrıca partili sıfatı ve yürütme organının başı olması nedeniyle milletin tümünü değil belirli bir siyasi görüşe sahip kısmını temsil edeceği açıktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, iktidar ve muhalefetiyle her zaman milletin çok daha büyük bir kesiminin iradesini temsil eder. Bu çerçevede milletin egemenliğini en geniş şekilde yansıtabilen araç meclistir. Ayrıca egemenliğin millete ait olmasının bir diğer güvencesi, egemenliğin kullanımının (erklerin) dağıtılmış olmasıdır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirini denetleyecek şekilde ayrılıp, anayasal zeminde birbirini denetleyebildiği ölçüde egemenliğin tek elde toplanması önlenir. Bu da egemenliğin millette olmasının güvencesidir. Yapılan teklifle tek elde toplanan egemenlik, artık millete ait değildir. Şahsa aittir.

 Soru 4) Güçler ayrılığı korunuyor mu?

Bu rejim, güçler ayrılığı rejimi değildir. Güçleri bir kişinin (Cumhurbaşkanının) elinde toplayan bir rejimdir. Cumhurbaşkanının hem yürütmeyi, hem yasamayı, hem de yargıyı eline geçirdiği bir dikta rejimdir.

Soru 5) Denge ve denetleme mekanizmaları var mı?

Denge ve denetleme mekanizmaları kurulmamıştır. Tam tersine başkanlık sistemlerinde denge-denetleme mekanizması olarak çalışan, Meclisin onama yetkileri, meclisle başkan seçimlerinin ayrı tarihlerde yapılması, fesih yasağı, bağımsız yargı gibi 3 kurumlar, sistemin tıkanma sebebi olarak görülüp yok edilmiştir.

 Soru 6) Yürütme yetkisi kimde?

 Cumhurbaşkanı yürütmeyi tek başına temsil ediyor. (Teklif m.9; Anayasa m.104) Bugünkü sistemde yürütme yetki ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu (Başbakan ve bakanlar) tarafından paylaşılıyor. Hükümet sorumluluğu ise Bakanlar Kurulunda. Getirilen sistemde ise hükümet etme yetkisi Cumhurbaşkanına veriliyor. Devletin yönetimi tek başına Cumhurbaşkanına devrediliyor.

Soru 7) Başbakan ve bakanlar olacak mı?

Bu sistemde başbakanlık kalkıyor. Bakanlar kurulu da kalkıyor. Bu günkü anlamda bakanlıklar kalmıyor.  Cumhurbaşkanı istediği kişileri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atayabilecek. Ayrıca hangi bakanlıkların kurulacağına kendisi karar verecek ve bakanları da kendisi atayacak. İstediği zaman bunları görevden alabilecek.

Soru 8) Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar kime karşı sorumlu olacak?

 Meclisin bunları onaylama ya da denetleme yetkisi olacak mı? Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacaklar. Atanmaları ve görevden alınmaları tamamen Cumhurbaşkanının yetkisinde olacak. TBMM’nin bunların atanmalarında hiçbir onama yetkisi 4 yok. Ayrıca görevden alınmalarını isteme, düşürme ya da başka bir şekilde denetleme yetkileri de yok.  Meclis Cumhurbaşkanını da denetleyemeyecek, hesap da soramayacak. Cumhurbaşkanı hiç kimseye karşı sorumlu değil. Kimseye hesap vermeyecek. Ayrıca denetlenmeyecek.

Soru 9) Güvenoyu ve gensoru olacak mı?

 Hükümetin kurulması ya da göreve devam etmesinde Meclisin onayı anlamına gelen güvenoyu kurumu ile başbakan ve bakanların güvensizlik oyu ile düşürülmeleri imkânını sağlayan gensoru kurumu yok. Meclisin hükümeti (yürütmeyi) en güçlü denetim yolları olan güvenoyu ve gensoru kaldırılıyor?

 Soru 10) Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar suç işlerse ne olacak? Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanların suç işledikleri zaman yargılanabilmeleri için önce Meclisin 301 milletvekilinin (üye tamsayısının salt çoğunluğu) soruşturma açılmasını istemesi gerekecek. Sonra Meclisin 360 milletvekilinin (3/5 çoğunluk) soruşturma açılmasına karar vermesi gerekecek. Daha sonra da Yüce Divana sevk için Meclisin 400 milletvekilinin (2/3 çoğunluk) karar vermesi gerekecek. Bu oranlar sağlanamazsa işlediği suç nedeniyle Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların yargılanması mümkün olmayacak.

 Soru 11) Cumhurbaşkanının mevcut anayasaya göre neredeyse sorumsuz olduğu, bu düzenleme ile sorumlu hale getirildiği söyleniyor. Bu doğru mu? Doğru değil. Öncelikle mevcut anayasadaki Cumhurbaşkanı ile değişiklikten sonra ortaya çıkacak Cumhurbaşkanı aynı Cumhurbaşkanı değil. Bu nedenle sorumluluklarını, kullandıkları yetkiyle orantılı olarak ele almak gerekir. Mevcut Cumhurbaşkanı’nın yetkileri sınırlıdır. Siyasi sorumluluk hükümettedir. Cezai sorumluluğu da; tarafsız, yetkileri sınırlı Cumhurbaşkanı esasına göre belirlenmiştir. Getirilmek istenen Cumhurbaşkanı ise bütün yürütme yetki ve görevini elinde toplamış, parti genel başkanlığı yapabilecek, yasama ve yargıya müdahale edebilecektir. Şu andaki başbakan ve bakanların kat kat üstünde yetki kullanabilecek, ama sorumluluğu onlardan daha hafif olacak. Karşılaştırma yapılacaksa bugünkü hükümet üyelerinin sorumluluğuyla karşılaştırılmalıdır. Şu anda başbakan ve bakanların işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle Meclisin 55 milletvekilinin (%10 imza) imzası ile soruşturma açılması istenebiliyor, basit çoğunlukla (138 bile olabilir) meclis soruşturması açılmasına karar verilebiliyor ve 276 oyla (salt çoğunluk) da Yüce Divana sevk edilebiliyor. (Teklif m.19/E, m.11; Anayasa m.100, m.106) Teklifte ise, çok daha fazla yetki verilen Cumhurbaşkanının sorumluluğunu sağlamak ve denetlemek nerdeyse imkânsız hale getirilmiştir. Yüce Divana sevk için sırasıyla 301, 360, 400 milletvekilinin oy vermesine ihtiyaç vardır. Parti genel başkanı sıfatıyla Meclis gurubunu da kontrol eden Cumhurbaşkanını Yüce Divana sevk için bu oyları bulmak neredeyse imkânsızdır. (Teklif m.10; Anayasa m.105) 6

Soru 12) Bakanların sorumlulukları mevcut anayasadan farklı mı? Evet farklı. Onlar da işledikleri suçlar nedeniyle neredeyse yargılanamaz hale getirilmişlerdir. Şu anda bakanların işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle Meclisin 55 milletvekilinin (%10 imza) isteği ile soruşturma açılması istenebiliyor, basit çoğunlukla (139 bile olabilir) meclis soruşturması açılmasına karar verilebiliyor ve 276 oyla (salt çoğunluk) da Yüce Divana sevk edilebiliyor. Getirilen sistemde ise aynı Cumhurbaşkanı gibi Yüce Divana sevk için sırasıyla 301, 360, 400 milletvekilinin oy vermesine ihtiyaç var.

 Soru 13) Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanlar denetlenebilecek mi? Hiçbir denetim mekanizması getirilmemiş. Meclisin güvenoyu ve gensoru gibi denetim mekanizmaları yok. Meclis soruşturması ise neredeyse imkânsız hale getirilmiş. Meclis sadece genel görüşme ve meclis araştırması yollarıyla denetleyebilecek. Bunların da yaptırımı yok. Ayrıca Meclis getirilen yeni yapısı ile doğrudan Cumhurbaşkanının iradesine bağlı hale geleceğinden etkisiz olan bu denetim yollarının da kullanılması mümkün olamayacak.  Yargı da tamamen Cumhurbaşkanının etki ve kontrolü altında olacağından, yargısal denetim yolları da kapalı. Bu sistemde Cumhurbaşkanı ve yardımcıları ile bakanların denetim yolları tamamen kapatılmıştır.

02.01.2017
Bu yazı 714 defa okundu.

Diğer Yazıları