YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

AYDIN’IN GÖKKUŞAĞININ RENKLERİ

Şimdiki durumu nasıldır tam olarak bilmiyorum;ama eskiden ALBÜMLER evlerin en göze yakın yerlerinde dururdu.Örneğin:bizim evde  enaz 5-6 adet büyük albüm vardı.Ben ve kardeşlerim,anamızın,babamızın çocukluklarını,analarını,babalarını bu albümlerde gördüğümüz fotoğraflarıyla tanırdık.

Albümlerdeki asker de  ya da gurbette olan birisinin gönderdiği fotoğrafların arkasında ‘sabahın güneşi kalbime doğsun,şu cansız hayalım hatıra olsun.’ Yazardı. Bu dizeleri okuduğumda kendi kendime’ hayalin canlısı da mı oluyor ? ‘diye düşünürdüm.

Albümler,bir ailenin görüntülü anı deposu ve aynı zamanda o kentin,o yörenin belleği de sayılabilir.

Albümlerdeki fotoğraflar cansız ve  zaman içinde sararır,solarlar...

Ya hafızalarımızdaki fotoğraflar ?...

Çocukluk yıllarınızda yaşadığınız bir olayı anımsadığınızda görüntüler canlanır,sesler duyulur ve o an hissedilir;çünkü siz o anı hatırladığınızda şimdiki zaman sürecinden ayrılıp o anı yaşadığınız geçmiş yaşam sürecine girersiniz ve görsel,işitsel ve dokunsal bellekleriniz aynı anda harekete geçerek size o anı yaşatır.Mutlu bir anınız ise neşeli,hareketli ve duygusal olursunuz.Mutsuz bir anınız ise içe dönük,öfkeli,kırgın olursunuz.

Kentlerin hafıza kartları o kentte yaşayan insanların anılarından oluşur.Bir insanın yaşadığı kente ait anılarının tamamının o kentin hafızası olması olası değildir,olsa olsa bütünün bir pasçadır.Aynı dönemde yaşayan insanların anıları bölüm bölüm ayrıştırıldığında  o kentin tarihinin bir bölümü hatta halen bilinmeyen bir kısmı bile kendiliğinden meydana çıkabilir.

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şubesi Başkanı Yrd.Doç.Dr.Günver Güneş akademisyen tarihçi kimliğiyle Aydın tarihiyle ilgili derlemesine  araştırma yapar,dost sohbetlerimizde sürekli  çocukluk,delikanlılık yıllarımdaki Aydın’ı,gazetecilik yıllarımı ve Aydınspor’la ilgili anılarımı yazmamı telkin ederdi.

Geçtiğimiz Cumartesi günü yayınlanan  ‘AYDIN’IN GÖKKUŞAĞINDAN BİR RENK:RİSALET GERMEN’ başlıklı röportajımı son baktığımda 884 kişinin okuduğunu gördüm.

Evet Risalet Germen hanımefendi gerçekten Aydın’ın gökkuşağının bir rengidir.

1973 yılında üye olmak için gittiği Türkiye Yardım Sevenler Derneği”Aydın Şubesi’nin 40 yıldır başkanlığını yapan,geçmiş yıllarda Aydınlı hanımları  sosyal aktivitelere davet eden,etkinlikler düzenleyerek Aydın’da farklı gelişmelere önderlik eden Risalet Germen ablamızdır,buradakı ablamız hitabımı salt kendim için değil onu yakından tanıyanlar adına saygıdeğer,anlamında kullandığım içindir.

Hayat arkadaşı Yalçın ağabeyimiz  tanıdığımdan beri hep güleryüzlü,ışık saçan,sorumluluğunun farkında olan bir Aydınlıdır.Yalçın abi Aydınspor’da yöneticiyken neredeyse günün her saatinde birbirimizi görüyorduk.

Bir sezon Aydınspor çok kötüydü,üst üste yenilgiler aldığı için taraftar panik halindeydi ve patlamaya hazır bomba gibiydi.Maçlarda akla zarar verecek her türlü küfür vardı,hakemler bundan şikayetçiydiler ve tekrarı durumunda maçı tatil edecekleri anonsu yaptırıyorlardı,başlangıçta bu uyarılar etkili olsada sonradan tepkisi katlanarak geliyordu.Aydınspor’un bir yönetim kurulu toplantısında Yalçın abi,yönetim kuruluna maçlara bayanların davet edilmesini önerdi.Gelirler mi gelmezler  mi  git gelleri sonunda kabul edildi.

O haftaki maçta Risalet Germen hanım ve bir çok Aydınlı hanımefendi kapalı trübündeki yerlerini aldılar.

Örneğin: kapalı trübünde oturan bir vatandaş tam hakeme küfer edecekken hanımları gördüğü için küfür edemedi,ayağa kalkıp  ‘HAKEM HAKEM  SEN BENİM NE DEDİĞİMİ ANLADIN DEMİ ?’  deyince onu duyan herkes gülmüştü..

Başta Risalet Germen hanımefendi olmak üzere o dönemki Aydınsporlu yöneticilerin eşleri ve Aydınlı hanımların maça gelmesi daha sonra ilginç bir gelişmeye dönüştü:

Ne mi oldu ?

Bu sefer hanımlar küfretmeye başladılar…

Belleğimde,’AYDIN’IN  GÖKKUŞAĞINDAN RENKLER’ den çok var…

Kimisi aramızdan ayrıldı,kimileri yaşıyor,yaşanlardan bulabildiklerimle röportajlarımı yaparak,Aydın’ın tarihi üzerine bana düşen sorumluluğu yerine getireceğim…

Her sezon sonu lokantasında veresiye yemek yiyip,sonra başka takıma transfer olan futbolcuların veresiye defterini yırtıp atan rahmetli İrfan Sucuoğlu’nu,değişmez genel kaptan Oktay Eyin’imi,hem yöneticilik hem amigoluk yapan İlhan Bülbül’ü mü,,totocu Mitat İnceoğlu’nu  mu,Yüksel Sertçetin’i mi ,Selahattin Pehlivanoğlu’nu mu,Mehmet Ulaş’ımı yoksa Fehmi babayı mı (Fehmi Tuğrul)..

Lastikçi  kör Ali abi,Fikret Cambazoğlu,Fikret Süvarioğlu,demirci  Kazım abi,define meraklısı  dökümcü Nevzat abi,babayiğitin kahvesi Hakkı Babayiğit..

Dedim ya Aydının gökkuşağını oluşturan çoğu renk belleğimde..

İlk aklıma gelenle devam etmek niyetiyle …

 

17.05.2016
Bu yazı 913 defa okundu.

Diğer Yazıları