YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

AYDINLI MAHALLİ BAĞLAMA SANATÇISI

EMİN TENEKECİ

BAĞLAMA: TÜRKLÜĞÜN MÜZİKTEKİ ULUSLAR ARASI SEMBOLÜ

Farklılıkçılık başkadır, taklitçilik başka…

Farklılıkçı insanlar yaşadıkları ortamın kurallarına uymak yerine kendi kurallarını uygularlar.

Taklitçiler de genelde moda dediğimiz akımın cazibesine kapılarak kendisine yakışsın ya da yakışmasın moda olan bir şeyi kendine uygular.. Aslında modayı da yönlendiren bu akımın içindeki farklılıkçı insanlardır.. Onlar yaratır, başkaları taklit eder..

Farklılıkçı insanlar yaşadıkları ortamın kurallarına meydan okurcasına kendi kurallarını uygularlar, eleştirilmek, yadırganmak, ayıplanmak onları etkilemez, sürekli değişken oldukları için aynı şeyi yapmaktan sıkılarak yeni yeni bir şeyler bulurlar, toplumun ilgisini çekip çekmedikleriyle pek ilgilenmezler…

Aydın’ın yetiştirdiği “MAHALLİ BAĞLAMA SANATÇISI” Emin Tenekeci’de bunlardan birisidir…Bir bakarsınız gömlek, pantolon kan kırmızı, bir bakarsınız, sarı-lacivert, bir bakarsınız bir başka renk ezgileri içinde…

Emin, benim rahmetli kardeşim Ümit’in arkadaşıdır. O yıllarda kurdukları ekipte birlikte bağlama çalarlardı, ekipte kimler yoktu ki, Nevzat, Targun, Gündüz, Murat Yılgınç, Murat Çelik, Abdurrahim, Emin ve kardeşim Ümit..

Emin, uzun bir süreden beri böbreklerinden rahatsız; ama aldırdığı yok, dialize girip çıkıyor, yine yaşamını gönlünce sürdürüyor.

Emin, sosyal etkinlikleri de kaçırmamaya özen gösterir, ADD’nin ve CHP’nin  açık ve kapalı alan etkinliklerinde onu görebilirsiniz.

Emin gibi Aydın’ı yurtiçinde ve yurtdışında tanıtmış mahalli halk sanatçılarıyla yeteri kadar ilgilenilmediği için yeni kuşak onları pek tanımaz, oysa herkesin Emin Tenekeci’yi bağlama çalarken dinlemesini isterim.

Emin Tenekeci, 1990 yılında Halk Oyunları ekibi olarak gittikleri, İtalya, Macaristan, Moldova,

Bulgaristan ve Çekoslavakya’da bağlamayı, ”ULUSLAR ARASI TÜRKLÜĞÜN MÜZİKTEKİ SEMBOLÜ” olarak tanıtmışlar ve büyük ilgi görmüşler.

Emin’i her zaman oturduğu çay ocağının yanında buldum, hoş-beşten sonra: Emin, dedim, ben seni tanıyorum da, bir de sen kendini gençlere, seni tanımayanlara tanıtsan nasıl olur ?

Her zamanki gibi gülerek,

  “-İyi olur, sen sor ben anlatayım.”dedi.

Emin müziğe nasıl başladın ?

“-5-6 yaşlarındayken babam bana bir ağız armonikası almıştı, bir süre onu çalmaya çalıştım, babamın bana akordeon almasını bekliyordum. Birgün elinde bir bağlamayla geldi ve (al oğlum bu bağlamayı sana aldım) dedi. Babamın rahmeti Yusuf Bakan ustamızdan aldığı bağlamayı o gün bugündür çalarım.”

Emin, nasıl öğrendin, kimden ders aldın ?

“-Bizim zamanımızda kimse ders vermiyordu ki, radyodan Türk Halk Müziğini, Yurttan Sesler Programlarını  dinleyerek öğrendim. Ortaokul öğrencisiyken müzik öğretmenimiz rahmetli İhsan Ünal’ın kurduğu Halk Oyunlarında çaldım, o dönemlerde çok şey öğrendim İhsan hocamdan.”

Peki, Emin Aydın dışına çıkmayı  düşündün mü ?

“-Elbette düşündüm ve çıktım, 1966-67 yılında öğreciyken Ahmet Gazi Ayhan ve eşi Yıldız Ayhan’ın ekibinde bağlama çaldım. Sonra Nezahat Bayram’la çalıştım. Aynı yıl TRT İzmir radyosu bağlama sanatçısı Talip Özkan’la tanıştım, okulumu bitirdiğimde konservatuara girmem için yardım edebileceğini söyledi; ama Almanya’ya gittiği için bağlantımız koptu.”

1976 yılında TRT ‘nin açtığı MAHALLİ BAĞLAMA SANATÇISI SINAVI’ nı kazanan  Emin Tenekeci’ye sordum:

Emin, bu sınavı kazanmak sen de nasıl bir duygu yarattı ?

“-Türk Halk Müziğinin en büyük ustalarının huzurunda çalmak, ne büyük bir heyecandır bilir misin?, yaradana  sığınıp elimden ne gelirse yaptım. Bir süre sonra sınavı kazandığımı bildirdiler, çok mutlu oldum. Bu arada Melodi zurna, Dem Zurna ve Davul üçlüsünü bağlamada birleştirerek yeni bir tavır oluşturdum. TRT’nin Aydın Ezgileri adlı bir programda kendi yöremizin ezgilerini çaldım.”

 Emin Tenekeci, şimdi 68 yaşında, böbreklerindeki sorunla yaşamayı öğrenmiş, yine farklılıkçı yapısıyla canı istediği renkleri seçerek yaşamını sürdürüyor, kimbilir belki de seslerin rengini ya da renklerin sesinin yarattığı enerjiyi bizlere yansıtıyor..

Aydın’ın adını yücelten; ama umursanmayan, unutulan, yok sayılan insanların, yöneticilerce anımsanarak onlara olan vefa borcumuzun ödenmesi dileğiyle ..

 

19.09.2015
Bu yazı 1098 defa okundu.

Diğer Yazıları