YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

AYDINSPOR 1966’NIN TEMEL TAŞLARINDAN

GOL KRALI

KALECİLERİN VE SAVUNMA OYUNCULARININ KORKULU RÜYASI

BULDOZER FAİK

Yıl 1971 Yeni Asır Gazetesi’nin Aydın muhabiriyim. SSK Pasajındaki küçük büromda sabah saat: 08 otobüsüne yetiştirmek üzere yazdığım özel haberleri ve fotoğrafları hazırlıyorum.

Birlikte çalıştığımız rahmetli Tümer Onat, sabah erkenden gelip hazırladığım zarfı Yeni Asır

Gazetesi’ne göndermek için Aydın Belediyesi’nin İzmir’e giden otobüsüne verecek.

Saat: sanırım 23.30 suları, büroya, hem lokantacılık yapan hem de Aydınspor’da yönetici olan rahmetli İrfan Sucuoğlu abim geldi, hoş-beşten sonra bana, ”Ati, İncirliova yolunda trafik kazası olmuş ,Demokrat İzmir Gazetesi’nde çalışanlardan bazları hayatını kaybetmiş.” dedi.

Durur muyum, ”abi bir araba çağırayım gidelim.” dedim.

-Gerek yok ben de motor var, dedi.

İrfan abinin vespa motoruna bindik olay yerine hareket ettik. Trafik kazası İncirliova yolu üzerindeki İkizdere köprüsünde olmuştu, mahşer yeri gibiydi.

Fotoğraf makinamı ve flaşımı hazırlayıp çekim yapmaya gittim, bir, iki kare çekmiştim ki, neye uğradığımı şaşırdım, birden ayaklarım yerden kesildi, havalandım yol kenarındaki şarampol denilen bölmeye sırtüstü düştüm, kendimi toparlamaya çalışıyordum; ama manda yavrusu malakların altında kaldığımı gördüm, kimisi basıp geçtiğinde kırılan kaburgamın sesini duyuyordum, kimisi de üzerimden atlıyordu. Sadece “İRFAN ABİİİİİ” diye bağırıyordum.

Ayağa kalkmaya çalıştım; ama sağ ayağımı oynatamadım. Yattığım yerden kalkmaya çalışırken sesler duyuyordum, birileri bizlere yardım etmeye çalışıyordu. Ben tam da su kuyusunun yanıbaşına düşmüşüm, farkında değilim, birbirlerine seslenenler arasında tanıdık bir ses duydum, ”İşte burada da biri yatıyor!”diyerek bana yaklaştı, yüz yüze geldiğimizde gördüm ki bana yardım etmek isteyen kişi Aydınsporlu futbolcu, can dostum FAİK AKTAR…

Faik’e sağ bacağımı oynatamadığımı söyledim, beni kucakladı, Almanya’dan gelmiş gurbetçi bir arkadaşımızın arabasına bindirdi ve Aydın’a hareket ettik. Faik’e İrfan abiyi sordum, ”Ati, İrfan abi motosikletiyle birlikte kamyonun ön camından içeri girmiş, onu çıkardım

merak etme yaşıyor, hastaneye yolladık.” dedi.

Daha sonra öğrendim ki Afyon’dan hareket eden hayvan yüklü bir kamyon, İkizdere köprüsündeki trafik kazasını görmemiş ve bize bodoslamadan bindirmiş.

Faik, Aydınspor’da top oynarken başlayan dostluğumuz, bu olaydan sonra daha güçlendi, yıllar sonra Aydınspor ’da birlikte yöneticilik yaptık.

Aradan tam 44 yıl geçmiş, bu olay hakkında ne düşünüyorsun diye sordum:

-Ati, biliyorsun ben o sezon Balıkesirspor’a transfer olmuştum, Pazar günü de Aydınspor’la oynadık, hayatın cilvesi benim attığım iki golle Aydınspor’u yendik, arkadaşların arabasıyla Aydın’a geliyorduk, kazayı gördük yardım etmek için durduk. Bir kamyonun ön camından içeri girmiş motosiklet gördüm, yanına gittiğimde İrfan abiyle karşılaşınca çok şaşırdım, kendimi toplayıp İrfan abiyi oradan aldım, ve hastaneye gönderdik. Sonra çevreyi tararken yerde birisinin yatığın gördüm, bir de baktım ki sen, bu sefer iyice şaşırdım.

FAİK AKTAR KİMDİR ?

Faik Aktar, 1944 yılında Çine’nin Karakollar köyünde doğdu. 10 yaşına geldiğinde hem çiftçi olan babasına yardım ediyor hem de arkadaşlarıyla birlikte buldukları meşin yuvarlağın arkasından koşuyordu.

Köylerinde yine çiftçilik yapan Tuncelili Mehmet Gündoğan adında eski bir maraton şampiyonu yaşıyordu. Mehmet Gündoğan, yaşadığı Karakollar köyünde bir futbol takımı kurdu: UYANSPOR

Mehmet Gündoğan’a niye takımın adını UYANSPOR kurdun diye sorduklarında verdiği yanıt çok ilginç: KARAKOLLAR KÖYÜNDE YAŞAYAN GENÇLER UYANSIN !

UYANSPOR 1962 tescil edilerek 2.Amatör Kümede  oynamaya başlamış, Faik bu arada vatani görevini yapmak üzere Kars’a  gitmiş, Jandarma Gücü’nde futbol oynamış. Sonra memleketi Çine’ye dönmüş. Amacı çiftçilik yapmayı sürdürmek; ama peşini bırakmamışlar. Çine Eski Belediye Başkanlarından Raşit Kalkan, Faik’i çağırmış ve ”sana haftada 50 lira vereceğim, sen Madranspor’da oynayacaksın.” demiş.

AYDINSPOR 1966

Yıl 1966, Aydın, amatör küme takımlarından SARI-SİYAH RENKLİ FORMALI AYDINSPOR, MAVİ-BEYAZ RENKLİ FORMALI ESNAFSPOR, YEŞİL-BEYAZ RENKLİ FORMALI HİLALSPOR VE KIRMIZI-BEYAZ RENKLİ FORMALI AKINSPOR birleşerek yeni  SİYAH-BEYAZ RENKLİ FORMALI YENİ AYDINSPOR 1966’YI  KURDU.

Aydınspor 1966’nın logosundaki siyah-beyaz yonca yaprağı bu 4 takımı, beyaz renk pamuğu, siyah renkte zeytini temsil eder.

Aydınspor, 1966 yılında başladığı profesyonel futbol hayatının ya tamam ya devam kırılma noktasına gelmişti.

Aydınspor, olmak ya da  olmamak kader maçını kendi sahasında Edirnespor’la yapıyordu ve ligde kalması için mutlaka iki puan alması gerekiyordu. Anımsadığıma göre Aydınspor’un antrenörü Tarık Gencay, maçın hakemi de Ziya Türkdoğan’da. Maçın bitmesine 20-25 dakika vardı ve durum sıfır-sıfırdı, böyle biterse Aydınspor amatör kümeye dönecekti.

Edirnespor’un kalesi  okaliptüs ağaçlarının olduğu tarafdaydı, Aydınspor atağında sanırım Musa düşürüldü ve hakem penaltı verdi. Aydınspor’un penaltılarını  Savaş Yarbay atardı. Savaş kendinden beklenmeyen bir davranış sergiledi, penaltı atmak istemediğini  sırtını dönüp yürüyerek uzaklaştı. Adnan Menderes stadı hınca hınç dolu; ama bir ölüm sessizliği içindeydi. Hakem, Tarık hocaya penaltıyı “kim atacak ?” gibi bakarken, sol bek oynayan rahmetli Baba Kemal (Erkut) geldi, topu noktaya dikti. çıt yok saha da çıt yok Aydın’da..bir iki adım geri gitti, hafiften koşarak geldi, sağa yattı, vurdu, kaleci kendi sağına yatarken, baba Kemal’in vurduğu meşinyuvarlak  sol alt direği yalayarak ağlarla kucaklaştı..

GOOOOOOOOOOOOOOOOOOL…GOOOOOOOOOOOOOOOOOL…GOOOOOOOOOOOOOOOOOL

Seyirci sarhoş gibi, futbolcular sarhoş gibi derken Edirnespor’un beraberlik golü..

ADNAN MENDERES STADI  ÖLÜM SESSİZLİĞİ İÇİNDE….

Yine bir Aydınspor atağı..Serçe İrfan’ın kestiği topa uzanan 1.85 lik Musa Maro’nun kafa golü: durum: 2-1

Edirnesporlu Güngör, yüzde yüz gollük bir pozisyonda topu auta görderiyor, neden? Aydınsporlu taratarlar  Güngör’ü durdurmak için tellere saldırıyorlar.. Güngör topu dışarı atıp ortayuvarlağa doğru kaçıyor.. Sanıyorum bir de Tomiş gol atmıştı ve Aydınspor 1966 bu sonuçla 2.ligde kalmayı başarmıştı.

 Faik, bu ölüm kalım mücadelesinde saha da seyirci konumunda, kendi kendini yiyiyor ve o gün Aydınspor da olmadığına üzülüyor…

Faik’in ısmarladığı meşhur Çine köftesini yerken, diyorum ki: Faik, ben 67 de askere gittim, sen Aydınspor’a geldin, neler yaşadın, neler oldu, hele anlat. Faik’i dinliyoruz.

Nazillispor’da özel maçlarda oynuyordum, ayda 600 lira maaş ve 5000 lira transfer ücreti teklif ettiler, kabul ettim, bir miktar para verdiler, Çine’ye gitmek için Aydın’a geldiğimde Adnan Menderes Stadının giriş turnikelerinde Fahrettin Şalış’ı gördüm, bana (seçmeler var katılsana) dedi. Ben de sen de katılırsan olur, dedim ve seçmelere katıldım.

Seçmelerde Aydınspor’un antrenörü Bayram Dinsel’miş, bilmiyorum, oyun sırasında üstüme geldi, çekildim bir dirsek attım, Bayram Dinsel tellere yapıştı.”

Futbolcu seçmeleri sonunda Faik, Aydınspor’la anlaşır, o zaman kulüp Başkanı Behiç Tozkoparan’dır, derki, ”Başkanım ben Nazillispor’la anlaştm, para aldım ayıp olmaz mı ?” “Sen meraklanma biz her şeyi hallederiz” derler ve hallederler.

Faik Aktar 1967 futbol sezonunda artık Aydınsporludur. Hedefine ulaşmıştır.

 Faik anılarını paylaşırken sıralamaya göre değil de etkilenmeye göre yapıyordu, bu onu rahatlattığı için dikkatini dağıtacak sorulardan kaçınıyordum.

Aydınspor  antrenörü Bayram Dinsel, Faik’i kendi görüşüne göre bir yerde oynatmaya çalışırken, Faik’in takım arkadaşı Tomiş, Bayram Dinsel’e sesleniyor: ”BAYRAMMM ! BAYRAAM ! FAİK 9 NUMRA, YOK SEN DE KAFA” yani  Tomiş, Bayram Dinsel’e Faik’in  9 numara ile santrofor oynamasının gerektiğini  anlatmaya çalışıyormuş, başarılı olmuş ki Bayram Dinsel artık Faik’e hep 9 numaralı formayı giydirmiş.

Faik Aktar’ın karakteri hakkında bizlere bilgi verecek olan bir anısını yine onun ağzından dinleyelim:

“Tarsus İdmanyurdu düşme potasında ve en az bir puana ihtiyacı  var, maçta bizimle. Tarsus’a gittik, otele yerleştik, maç saati geldi, soyunma odasında giyiniyoruz. İçeri birtakım adamlar geldi. Kulüp  Başkanı, Kaymakam, Garnizon Komutanı, önce hoş geldiniz dediler, sonra takımın içinde bulunduğu durumu, Tarsussporlu taraftarları anlattılar ve aynen şöyle dediler: BİZİ YENERSENİZ BURADAN ÇIKAMAZSINIZ, SİZİ BİZ BİLE KURTARAMAYIZ “  hepimiz buz gibi olduk, onlar bize bakarken ben dedim ki Valla bana gelirse golü çakarım, acımam. Bu sefer de onlar şaşırdılar ve o zaman başınıza gelecekleri düşünün dediler, ben devam ettim, ne düşüneceğim, atar geçerim.”

Peki Ne oldu Faik ?

-Ne olacak maça çıktık, saha da küfürün bini bir para, ilk dakikalardı çok uygun bir pas geldi, çaktım gol oldu. Saha buz gibi…Yedi sülaleme saydılar, durdular.. İkinci yarıda onlar bir gol attı, hava biraz yumuşadı, maçın bitmesine çok az bir zaman kalmıştı, mesafe uzak olmasına rağmen sert bir şut attım üst direğe çarptı kaleci ne olduğunu bile anlayamadı, trübünler  donmuştu, dönüp gelen topuma koşuyordum ki hakem maçı bitirdi.”

Peki Faik, yenseydiniz hakikaten kötü şeyler olur muydu, hiç korktun mu ?

Faik’e bu soruyu sorduktan sonra birden içgüdüsel olarak kendi geçmişime döndüm. Göztepe ile yaptığımız maçta yan hakem Ethem İşler golü vermişti; ama orta hakem Hamza Işın golü iptal  etmişti, biranda kendimi Hamza Işın’ı sahada kovalarken bulmuştum, o geri geri kaçıyor ben kovalıyordum, rahmetli Mehmet Ambarlı iki kolunu yanlarına açmış beni durdurmaya çalışarak sesleniyordu, ”Atila abi ne olur yapma ? Ya Antalya’daki play-of maçlarında. Rizesporla oynuyorduk Hakem Muğla Bölgesinden Mutlu Çelik maçı yönetiyordu, golümüzü vermediği gibi Barış’ı da kırmızı kartla oyundan atmıştı. Hasan Ceylan’a seslendim Hasan ben gidiyorum, iki dakika sonra Antalya Atatürk Stadının yeşil zeminindeyim ve Mutlu Çelik’e saldırmak için çabalıyorum; ama Hasan Ceylan ve birkaç arkadaş belimi öylesine sarmışlar ki nefes almakta zorlanıyorum. Neyse bu konularda  çok malzeme var yine bir söyleşimizde sizlerle paylaşırım.

Faik’e sorduğum soruyu unutturup biraz daha kendinden söz etmesini istiyorum.

Siz Faik yazdığıma bakmayın, biz ona FAYKO deriz.

Nerede kalmıştık FAYKO ?

Fayko anlatıyor: 1971 yılı futbol sezonunda  Kırmızı Grupta  15 golle gol kralı oldum, zaten hemen hemen her sezon 8-10 golüm vardı. Yine 1971ve 75 yılları futbol sezonunda bizim grupta yılın sporcusu seçildim. O zamanlar Beşiktaş’ı çalıştıran Gündüz Kılıç beni İstanbul’a çağırdı, gittim, yöneticilerle konuştuk, Gündüz ağabeyi benden söz ederken şöyle diyordu: ”Türkiye 2. liginde 3 santrofor var. Samsunsporlu Abidin, Zonguldaksporlu Halil ve Aydınsporlu Faik” bu sözleri duymak hoşuma gidiyordu, Beşiktaş ile anlaşacak gibiydik, sonra ne olduysa yine beni çağırdılar, gittim bir yönetici oğlum buraya gelip gitmek için kaç lira harcadın? diye sordu, bende söyledim, bana fazlasıyla ödediler; ama sözleşme imzalamadılar, niye öyle oldu anlayamadım, sadece içimde kanıtlayamadığım bir şüphe var, o da Kaya Köstepen ’le ilgili; ama boş ver çok gerilerde kaldı..”

Fayko, Balıkesirspor” ’da oynarken Aydın’daki bir maçta eski takım arkadaşı Yıldır’a kafa attı, Yıldır’ın kaşı patladı. Maçtan sonra Faik Aydın’da kaldı, gece Turistik parkta sohbet ediyorduk, sordum, Fayko niye Yıldır’a kafa atıp kaşını patlattın:

-Ya Ati, ben kaleye akın edince Yıldır beni durdurmak için hep anamın hatırını soruyordu, anamda yeni ölmüştü, Yıldır, anamı bırak, ayıp oluyor diye defalarca uyarmama karşın dinlemedi, benim de sabrım kalmadı vurdum.”

Peki üzgün müsün ?

-Ya Ati elbette üzgünüm, ama o da tadını kaçırdı..

Fayko için ilginç anılardan birisi de Manisa maçı dinleyelim:

Faik, ”Manisa’ya maça gitmiştik, antrenör Bayram Dinsel’le  Savaş  soyunma odasında kapıştılar. Nereden buldularsa Bayram Dinsel’in elinde orak, Savaş’ın elinde çekiç, yerimden fırladım, Savaş’ın kollarını sıkı sıkıya sardım, arkadaşlarda Bayram Dinsel’i tuttular, benim anlayamadığım o anda orada orakla çekici nasıl buldular ?

Faik’le söyleşimizi sürdürürken o yıllarda Aydınspor’da top oynayan futbolcular tek tek gözlerimin önüne geliyor, kimisi yaşıyor, kimisi göçtü gitti. Öylesine çok, öylesine dolu anılarım var ki, bunları sizlerle paylaştığımda yüreğim burkuluyor. Kimleri anlatayım sizlere.. Deplesmana gitmek için kahveci tepsisiyle para toplayan o gün kahvecilik yapan Hulusi  Akşit’i mi, her sezon sonu futbolculardan alamadığı yemek paralarının yazlı olduğu defteri “helal olsun” deyip yırtıp atan, öldükten sonra da kimsesizler mezarlığına gömülen İrfan Sucuoğlu abimi…Daha kimler var kimler sırasıyla.

Faik ’le sohbetimiz bu sayfalarla, satırlarla sınırlı değil, yeri ve sırası geldikçe sizlerle paylaşacağım.

Güneş yavaş yavaş  başka yerleri aydınlatmak için ayrılıyor. Ve Faik konuşuyor:

-Ati, bu muhabbet bitmesin, eskiden olduğu gibi ara verip sonra yeniden başlayalım, ha bundan sonraki bölümlü Topçam’da yapacağız tamam mı ?

Tamam Fayko  tamam..

Ekrem’in, Gültekin’in, Tandoğan’ın, Erdoğan’ın, Ambarlı’nın, Kenan Korkmaz’ın İrfan Sucuoğlu’nun, Mithat İnceoğlu’nun , Mehmet Ulaş’ın,Fehmi Tuğrul’un sonsuzluğa göç etmiş, yönetici ve futbolcularımızın tebessüm eden görüntüleri ve AYDINSPOR 1966  güneşle birlikte yavaş yavaş Çine’den uzaklaşıyordu…

25.07.2015
Bu yazı 925 defa okundu.

Diğer Yazıları