YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

BEDEL (2)

Her şeyin bir bedeli vardır.

İster iyi,ister kötü,ister taraflı,ister tarafsız olsun her şeyin bir bedeli vardır.

Yapmamız gerekeni yapmazsak bedel öderiz.

Yapmamamız gerekeni yaparsak bedel öderiz..

Konuşursak bedel öderiz,

Susarsak bedel öderiz,

Karışırsak bedel öderiz,

Karışmazsak bedel öderiz.

Doğarız bedel öderiz,

Yaşarız bedel öderiz,

Ölürüz bedel öderiz.

Yanlışımızın,doğrumuzun bedelini öderiz.

Seçtiklerimizin,tercihlerimizin,sahip çıktıklarımızın,sahip çıkmadıklarımızın bedelini öderiz.

Bunlar bireysel varlığımızla ilgili ödediğimiz bedellerimizdir..

Birde,ailemizden,mahallemizden,yaşadığımız  yöremizden ve ülkemizden dolayı ödediğimiz bedellerimiz vardır…

Ömer Seyfettin”in ünlü öyküsü “DİYET” teki kahramanı kılıç ustası Koca Ali”nin,kolunun  diyetini ödeyen hacı kasap  Mehmet”in manevi baskılarına işkencelerine  dayanamayarak,satırlardan birisiyle sol kolunu  bileğinden keserek hacının önüne koyması da sol kolunun diyeti ve özgürlüğünün BEDELİ olmuştur.

“Gazetecilik,birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır;gerisi halkla ilişkilerdir”diyen George  Orwel de bu sözüyle  biz gazetecilerinde  bedel ödemeyi  göze almamız gerektiğini;çünkü ,ancak bunu yaparsak gazetecilik yapmış olacağımızı hatırlatmış oluyor.

Gazetecilik yaparken iktidarların yalakalıklarını  yapmayan gazetecileri susturmak için nasıl baskı uygulandığını  ve uygulanmakta olduğunu dün olduğu gibi bu günde yaşamaktayız.

Özal döneminde övgüler dizen gazeteciler arasında en çok tiksindirici olanlar,bir zamanlar solcu olmakla,hatta eylemci solcu olmakla övünen entel kalemlerin bir Japonya  gezisine katılmak için nasıl yalakalıklar yaptıkları dilerim hafızalarımızdadır.

Yurtsever gazeteciler mahpushanelerde yatarak bedel öderlerken,yalaka basının kiralık kalemleri  methiyeler dizerek,han,hamam,mal,mülk para sahibi oldular.

Birilerine göre “BİR KERE İLE BİR ŞEY OLMAZ” kabullenmesi,aslında her şeyin  “BİR İLKİ VARDIR,SONRA ALIŞILIR” kuralını işletir.

Özal  Cumhurbaşkanı olduğu zaman,onun o makama gelmesine  alışamadığını açıklayan subaya,”ALIŞIRSINIZ,ALIŞIRSINIZ” dememiş miydi ?

O yıllardan sonra nelere  alıştığımızı  bir hatırlasak nasıl olur ?

Her şey bizim beynimizde başlar,beynimizde biter,çıkarlar her şeyden önemli kabul edilirse,insan kendisini buna yapmaya ikna edebilir.Bunun en basit anlatım biçimi de

“BİR KERE İLE  BİR ŞEY OLMAZ”  ifadesidir.

İstanbul”da gazetecilik yaptığım yıllarda çok tehlikeli sayılabilecek konulara giriyordum.

Bir gece Taksim” de  karşıma birisi çıktı.Yapılı karayağız bir delikanlıydı,cebinden albüm çıkardı,kadın fotoğrafları gösterdi,baktım,şeytan dürttü sordum:”Nerelisin ?” memleketini söyledi,ondan özür dileyerek ikinci sorumu sordum:

-Köyünde yaşadığın yıllarda sana deselerdiki ,(İstanbul”a gideceksin,iş bulamayacaksın,aç kalacaksın,inat edip köyüne dönmeyi düşünmeyeceksin;ama  muhabbet tellalığı yapacaksın),ne yapardın ?

Elindeki albümü,cebine koydu,yutkundu,yutkundu ve cevap verdi:

-Çeker vururdum.

O insana başka bir şey sormadım,söylemedim,sadece omuzuna  dokunup Tünele doğru yürüdüm.Karaköy”e gelinceye kadar o kadar çoğuna rastladım ki.Eve gidinceye kadar bu ödenen bedellerin neyin bedeliyidi diye düşündüm…

Yaşam koşullarının mı ?

İnsan olmanın mı ?

07.04.2016
Bu yazı 936 defa okundu.

Diğer Yazıları