YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

BİNDİK Mİ BİR ALAMETE GİDİYOR MUYUZ KIYAMETE?

Adam evleniyor…

Düğün dernek,cümbür cemaat,vur patlasın çal oynasın..

Müzik sustu,konuklar gitti,genç evliler ilk gecelerini geçirecekler,heyecandan tirtir titriyorlar..

Damadın eli ayağı birbirine dolanıyor..

Siz nasıl tanıştınız?

Tanıştıktan sonra nişanlandınız mı?

Nişanlandıktan sonra hiç el ele tutuşup gezdiniz mi?

Sen genç adam punduna getirip nişanlını hiç öptün mü?

Sen genç kadın,tenhalarda  el ele gezerken nişanlının seni ne zaman öpeceğini düşündün mü,bunu bekledin mi?

Hatta biraz daha ileri gideceğini hesaba kattın mı? Bunlara kendini hazırlamış mıydın?

 Sen genç adam,demek ki  nişanlılık  dönemini  gerektiği  gibi  değerlendirememişsin..

Neyse,her şey geçmişte kaldı,şimdi gerdek gecesindesiniz..

Hadi bakalım..

O da ne ?

Gelinin başı döndü, gözleri karardı yarı baygın yatağa uzandı…

Damat nasılsa ambülance çağırmasını becerdi..

Siren sesi sokağı ayağa kaldırdı..

Mahalleli  ambülancenin yeni evli çiftin evlerinde durmasını  kendilerine göre efsaneler yaratacak şekilde öyküleştirdiler bile..

Hastanenin acil servisinde yatan gelini, doktor muayene etti, başlangıçtaki anlamsız yüz ifadesi giderek sevimli,neşeli bir  bir şekli büründü.

Doktor,damada döndü ve neşeli bir şekilde,’GÖZÜNÜZ AYDIN,EŞİNİZ 6,5  AYLIK HAMİLE…’ dedi.

KÜT…

Damat  acil servisin soğuk zeminine boylu boyunca uzandı..

Adliye koridoru oldukça kalabalık…

Damat kendini harbiden  salak hissediyor…

Gelin 6,5 aylık hamileliğini nasıl yutturduğunun zafer sarhoşluğu içinde..

Hakim, dosyayı  göz ucuyla okuduktan sonra iyice şaşırdı…

-Allah,Allah,dedi,bu adam hiç mi dikkat etmemiş..

Duruşma  bitti, karar BOŞANDILAR.

Merak ediyorum, gerdeğe girmeden boşanan çiftin  gerekçeli  kararına ne yazılacak?

Saf damat, kurnaz gelinin ağına düşmek üzereyken son saniye de kurtuldu .

Peki ya gelin deseydi ki,’biz işi 6,5 ay önce hallettik’ o zaman hakim ne  karar verirdi?

İşte o zaman 60 lı yıllarda seyrettiğimiz filmlere benzerdi..

Damat, gelini ailesine teslim etmiş…

Güzel,peki gelinin ailesi nasıl karşılamış..

Yoksa  oyun içinde oyun mu vardı..

Allah ..Allah, damat kardeş sen anandan,başka kadın görmedin mi?

Aklıma  bir fıkra geldi…

Uzaydan  gelen çift,Temel’e misafir olmuşlar..

Temel,uzaylıya sormuş:’ uşağım siz nasıl çocuk yapıyısınız?’

Uzaylı ,karısının bedeninden çıkan kabloları kendi bedenindeki  kablolara bağlamış…

15 dakika sonra INGAAAAA nur topu gibi  bir uzaylı doğmuş dünyada

Bu kez  uzaylı Temel’e sormuş,Temel’de Fadime ile uygulamalı olarak göstermişler..

Aradan 15,20,25 dakika geçmiş..uzaylılar merak İçinde bekliyorlar..

Uzaylı ,dayanamamış Temel’e sormuş,’Hani çocuğunuz?’

Temel ,yanıtlamış:9 ay 15 gün sonra’

Uzaylı şaşırmış ve Temel’in gözünün içine baka  baka..

PEKİ DEMİNKİ  TELAŞINIZ NEYDİ?

TÜRKİYE  BÖLÜNÜR  MÜ?

Başbakan Binali Yıldırım,’Başkanlık Sistemi gelmezse Türkiye bölünür’ diyor.

Türk Milleti kimliği içinde bir araya gelmiş,Türkler,Kürtler,Lazlar,Çerkesler,Boşnaklar,kısacası Türkiye Mozaiği içinde sadece PKK yanlısı Kürtler Türkiye’nin bölünmesini isteyebilir.Terör örgütünün istemesiyle  bu birlik bozulsaydı şimdiye dek çoktan bozulmuştu.

Başbakan Binali  Yıldırım,ABD ağzıyla konuşuyor.ABD’nin barış getireceğim diyerek girdiği,işgal ettiği,kan döktüğü ülkelere bir bakın hangisine  demokrasi geldi? Tam tersi demokrasi getireceğim adı altında devletler parçalandı. Niye ? ;çünkü ABD emperyalizmi bütün dünyaya egemen olmak istiyor.

Başbakan Binali Yıldırım,halk deyimiyle  aba altından sopa göstermiyor,açık açık tehdit ediyor.Şöyle bir düşünelim şimdiye dek ABD emperyalizmi Türkiye’de  bu kadar etkili olabilmiş miydi?

ABD’nin kendi çıkarları için demokrasi  getirmek  adına uyguladığı  emperyalist politika kendi gibi düşünenlerle bir olup, onları eğiterek,yöneterek tüm dünyayı yaşanmaz hale getiriyor.

ABD’nin ilk hedefi Türkiye’den başlayan, İran ve  Arap ülkelerini de kapsayan orta doğuyu böl-parçala-yönet yöntemiyle tamamen etkisiz hale getirip kendi gücünü pekiştirmek.

Bunu yaptıktan sonra da sıra Çin’e,Japonya’ya ve Avrupa ülkelerine gelecek.Tabi bu arada İngiltere,Fransa,Almanya,Yunanistan,İtalya da pastadan paylarını kapmaya çalışacaklar.

Rusya, Çin ve Japonya ile demokrasi maskesi altında saman altından su yürütemeyeceğini bilen ABD, şimdilik bu ülkelerde soğuk savaş stratejileri uygulayarak temel taşlarına dinamitleri yerleştirmeyi yeğlemektedir.

ABD’nin gücü; iktidara kim gelirse gelsin değişmeyen,değiştirilmeyen dış politikasından gelmektedir; çünkü bu ABD’nin milli politikasıdır.Bu milli politikanın gerçek adı da emperyalizmin  anayasası BÖL-PARÇALA-YÖNET kuralıdır.

Bizde ise  iktidar değiştiğinde,yönetime gelen siyasi parti önce bir önceki iktidarın dış politikasını eleştirerek işe başlar ve kendi parti programındaki dış politikayı uygulamaya koyar.Sonra da Adalet Partisinin Dışişleri Bakanı  İhsan Sabri Çağlayangil ,’CIA ALTIMIZI OYUYOR’ der.

CHP’nin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’te,Türk Ordusu’nun Kıbrıs Barış Harekatı’nı ‘AYŞE TATİLE  ÇIKIYOR’ şifresiyle açıklar.

Bizim de Milli Eğitim tabelalı eğitim politikamız var; ama komisyon başkanı Amerikalı..

Yani Tevfik Fikret’in dediği gibi ‘GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE’

Bir atasözümüz vardır:HERKES KENDİ EVİNİN ÖNÜNÜ SÜPÜRSÜN.

Biz de Aydın’da yaşadığımıza göre kendi evimize dönelim.

Aydın yok etmeye programlanmış jeotermal ölüm kuyuları ile ilgili tepkiler, yazılar giderek artıyor; ama bu görüntü GAZ BOŞALTMAK için olursa, yine eski tas eski hamam olur.

Aydın’daki tüm kurumlar bu konuda seminerler, konferanslar düzenlemeliler.

Bu kutsal eylemin ilk adımını Aydın Gazeteciler Cemiyeti atmalıdır.

Yerel basında ki  gazetelerin imtiyaz sahipleri, gazeteciler sadece farklı kuruluşların  bu konudaki gişimlerini, eylemlerini haber olarak değerlendirmemeli, Aydın’a sahip çıkmak,

Aydın’da yaşayan herkesi bilinçlendirecek eğitsel çalışmalar yapmalı.

Başta Aydın Büyükşehir Beledi Başkanı Özlem Çerçioğlu, olmak üzere tüm belediye başkanları halkı bilinçlendirecek,sonunda olumlu sonuçlar alınacak bilimsel konferanslar,seminerler düzenlemelidirler.

Burada en büyük sorumluluk  Aydın’da yaşayan herkese düşmektedir. Aydın’ın yok oluşuna seyirci olmak, sonra da bir film seyretmiş gibi eve gitmek değil, zehirin her türlüsünü alarak saniye saniye ölmenin ne demek olduğunu hissederek dik durmak ve yaşama sahip çıkmaktır.

Okurlarımdan,meslektaşlarımdan ve facebook arkadaşlarımdan jeotermal ölüm kuyuları hakkında yazdığım yazılarımı paylaşarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamalarını rica ediyorum.

02.11.2016
Bu yazı 897 defa okundu.

Diğer Yazıları