YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

BİZİM FİLMLERİMİZ VE GERÇEKLERİMİZ

Cumhuriyet Devrimi’nin en önemli temel direklerinden birisi ve ilk adımı Köy Enstitüleri idi.

Köy Enstitüleri’nin kurucularından İsmail Hakkı Tonguç, bizdeki demokrasiyi şöyle dile getir:

“Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı… Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister. Bu zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir. İkincisi kâğıt ve sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demegojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kâğıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu, oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…”

Tonguç  66 yıl önce yani  50 li  yıllarda demokrasinin ne olduğunu tanımlarken oynanan  oyunun senaristinin de, yönetmeninin  de  baş rol oyuncusunun da  ABD ‘nin  olduğunu  açık açık  VURGULAMIŞ  ve sözlerini,’ÇOK ŞEYLER GÖRECEĞİZ  DAHA’ diyerek bitirmiş.

Görmüyor muyuz?

Görüyoruz  ve bedelini ödediğimiz gibi hala tehlikenin farkında olmadığımız ve  hatta olmak istemediğimiz için en ağır bedelleri de gelecek kuşaklara miras bırakıyoruz.

Köy Enstitüleri’nin kuruluş amacından korkan emperyalist güçler,Türk Milletinin bilinçlenmesinin işlerine gelmeyeceğini bildiklerinden kapatmak için içerden ve dışarıdan yaptıkları  baskılarla amaçlarına ulaştılar.

Köy Enstitüleri kapatılmasaydı,yetiştirdiği ve yetiştireceği öğretmenlerle kırsal kesimde devrim niteliğinde bir bilinçlenme,farkındalık dönemi başlatacaktı.Aile yapısı eğitimli olduğu için de halk,sandığa kağıt atmanın demokrasi olmadığını bilecek ve başta doğumuzdaki AĞALIK DÜZENİ’ne boyun eğmeyeceği gibi,mezheplere göre yobaz hocaların sözde din adına söyledikleri sahte bilgilere inanmayacaklardı.Eğer her şey yolunda gitseydi geçmişteki ve şimdiki siyasiler istedikleri gibi at oynatabilirler miydi?

Kontrolsüz güç, güç olmadığına göre eğitimle bilinçlendirilmeyen insanlar kendilerini nasıl kontrol edebilirler,ta ana rahminde başlayan kadercilik safsatasıyla yeni oluşmaya başlayan beyni yıkanan bir çocuğun yapabileceği ne olabilir ki?

Tecavüzcüleri koruyan bir yasanın, bırakın meclisten geçmesini, teklif bile edilse dünyanın bir başka ülkesinde yer yerinden oynardı.

İlber Ortaylı hocanın dediğine katılmamak mümkün değil, Türk kadını kendi gücüyle mücadele edip neler kazandı? Mustafa Kemal Atatürk vermeseydi başarabilir miydi?

Oysa Türk kadının sahip olduğu deneyimlerden bilinçlenmiş olarak bu tür gerici , ahlaksız ve toplumu yozlaştıran girişimlere DUR! Demesi gerekmez mi?

YARIN:      BİZİM  FİLMLERİMİZ VE GERÇEKLERİMİZ  (ÇÜRÜYORUZ)

 

22.11.2016
Bu yazı 842 defa okundu.

Diğer Yazıları