YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

BUNDAN 30 YIL ÖNCE….

Bundan 30 yıl önce ,1 Ekim 1985 Salı günü kardeşim Ümit Dağıstanlı”yı kaybettim.. Cahit Sıtkı Tarancı”nın” Yaş otuzbeş yolun yarısı eder./Dante gibi ortasıydayız ömrün” dizelerindeki gibi göçüp gitti… Aradan 30 yıl geçti;ama bana dün gibi geliyor… Ben futbol,basketbol oynarken,kardeşim güreşi seçmişti… Arkadaşları Ahmet Tabak,Bahri Polat,Eraydın Koç,Bircan,Ziya,Erol,Raif Tüm,Azem,Dursun ve adlarını anımsayamadığım bir çok arkadaşıyla birlikte Aydın Bölgesi Güreş takımını oluşturmuşlardı.Antrenörleri de Adnan Menderes Stadı açık trübünün karşısındaki trafonun yanında Tabak,Bahri Polat,Raif Tüm ve Bircan… Kardeşim 78 kilo da güreşirdi,bir defasında şimdiki Atatürk Spor Salonunda hem hocası he rakibim rakibi olan Denizlili güreşçiyi omuzlarına alıp minderde birkaç tur attığı için galip ilan edilmişti.Kardeşim sevinmek yerine ustası ve rakibi olan güreşçinin ağlayarak elini öpmüş özür dilemişti.Hocası da ona,”Eğer beni yenmeseydin sana hakkımı helal etmezdim”diyerek kardeşimi onurlandırmıştı. Askere giden bir arkadaşım bana bağlamasını hediye etmişti,eve götürüp bir ikigün çalmaya çalıştım,sonra bıraktım.Kardeşim o bağlamayı eline aldıktan sonra bir daha bırakmadı.Bağlama ustası Yusuf Bakan”ın atölyesinden çıkmaz olmuştu.Aydın Folklör ekibinde,arkadaşı Emin Tenekeci ile birlikte bağlama çalıyorlardı,Abdurrahim”de türkü söylüyordu. 1974 yılında İstanbul”da gazetecilik yapmaya başladığımda,Aydın”daki rahmetli,annem,babam ve Kardeşlerim de İstanbul”a gelmişlerdi. Kardeşim Ümit kısa bir süre sonra İstanbul Radyosunun hazırladığı bazı programlarda bağlama çalarak daha da ilerletti. Kardeşim Ümit,fiziksel aktivitesine karşın,içine dönük duygusal bir insandı,hem kardeş hem arkadaş olmamıza karşın,ben didiklemedikçe o iç dünyasını açmazdı,güreş tutarak,folklör yaparak kendine yeterdi.Kendimce yöntemler uygulardım,örneğin sarhoş edip konuşturmak isterdim;ama ne mümkün,kafası ayarını bulduğunda bağlamasına sarılırdı. Kardeşim biraz da bürokrasinin gadrine uğramıştı…askerlik çağı gelip geçmişti,kendimiz araştıra araştıra bulmuştuk,tabi askere geç gittiği içinde “baba” lakabını almıştı. Kardeşim Ümit,1 Ekim 1985 Salı günü 38 yaşında yaşama veda etti. Aradan tam 30 yıl geçti… Yüreğindeki fırtınaları,doğmasını beklediği günü,altında iliklerine dek ıslanmak istediği yağmuru,sevdalarını alıp götürdü… Geride sadece rahmetli babamızı,anamızı üzmemek için çalmadığımız iki bağlaması,açılmamış bir paket samsun sigarası,33 lük Oltu taşı tesbihi,ağaçtan yaptığı minyatür bağlamaları,çakıl taşlarından yaptığı şadırvanlı su kuyusu kaldı… Menekşeleri vardı..o aramızdan ayrıldıktan sonra gösterilen onca ilgiye karşın onlarda kurudular… Kardeşim Ümit,şimdi İstanbul”da Kanlıca mezarlığında anamız ve babamızla birlikte yatıyor…

Cahit Sıtkı Tarancı”nın dizelerindeki gibi..

 

35 YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var

Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz

Ya gözler altındaki mor halkalar

Neden öyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

 

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim.

Nerde o günler, o şevk, o heyecan

Bu güler yüzlü adam ben değilim;

Yalandır kaygısız olduğum yalan.

 

Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.

Hayata beraber başladığımız

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,

Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

 

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

 

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar

Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

 

Neylersin ölüm herkesin başında,

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misâli o musalla taşında.

CAHİT SITKI TARANCI

01.10.2015
Bu yazı 2742 defa okundu.

Diğer Yazıları