YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

CAHİL KİM ?

Yıllar önce Söke, Bağarası, Aslanyaylası köyünde bir süre vekil öğretmenlik yapmıştım.

O yılların anılarını yazmıyacağım, sadece birisini sizlerle paylaşacağım.

Okulda iki öğretmendik. Okul Müdürü İrfan Algür ve ben. Ben 2.ve 5.sınıflara aynı sınıfta ders veriyordum.

Köyün iki kahvesi vardı. Yukarıda ki kahvehanede Adalet Partililer, aşağı kahvehanede de Cumhuriyet Halk Partililer. CHP'lillerin çoğunlukta olduğu kahveyi İsmet Paşa'nın askeri olmakla övünen kambur Mehmet dayı işletiyordu.

Kahve, yatsı namazından sonra dolardı. Sözü dinlenen, hatırı sayılan kişilerin çoğu burada otururdu. Kağıt oyunlarından en çok atmışaltı, prafa, bom, pişti ve domino oynanırdı.

Birgün İrfan hocam, Söke İlköğretim müdürlüğüne gitti, dönüşünde okulun bahçesinde tur atarken kendisine verilen resmi yazıyı çıkarıp okumam için bana verdi. Okudum.

İlköğretim müdürlüğü'nün İrfan hocama verdiği yazının yanında bir de el afişi ölçülerinde  büyük ve siyah harflerle yazılmış bir metin vardı. Metinde, su işleyenin, toprak köylünün, olandan alınıp olmayana verilecek gibi ifadeler vardı. İlköğretim müdürlüğü de bu metnin yazılı olduğu bildirilerin köyümüz de olup olmadığının araştırılmasını ve toplanarak müdürlüğe getirilmesini istiyordu.

İrfan hocamla anlaştık. Kahveye gittik, selam sabah, hatır sorma faslı bitti, kendimizce yoklamaya başladık. Kimsede çıt yok. Ne yapacağız diye bakışırken, yan masada domino oynayanlardan birisi oyun oynadığı arkadaşına, ”Len…hep kahbelik yapıyon, yine oyunu sattın, bende kaldı, emme bundan sona senin zeytinliğinde yevmiye ilen çalışmayacam; çünkü o zeytinliklerden benede verecekler, ben de ağa olcem.” gibi bir şeyler söyledi. Len…. diye hitap ettiği köylüsü de, ”de bakem, kim benden alıpta seni vecek, bubasının malını mı veriyo ?” dedi. Öteki, cebinden çıkardığı kağıdı uzattı ve “aha bak” dedi. Kağıt bizdekinin aynısıydı.

Tartışma-muhabbet karışımı sohbet giderek koyulaşmaya başladı ve birileri daha cebinden o bildirinin yazılı olduğu kağıtları çıkardılar. İrfan hoca da ben de şaşırmıştık. Kahvedeki hatırı sayılır dayılar, emmiler İrfan hocaya bu kağıtlarının ne demek olduğunu sordular, o da bir şeyler anlattı ve ilköğretim müdürlüğünden gelen yazıyı okuyunca herkes elindeki kağıtları bize verdi, saydık, muhtar Fevzi ağabeyi ile tutanak hazırladık ve İrfan hoca teslim aldı.

Ortalık yatıştı; ama herhalde şeytan beni dürttü. Arkadaşının zeytinliklerinden pay alacağını söyleyen ve ilk bildiriyi çıkaran ……..emminin yanına sokuldum. Emmi dediğimiz kişi İlkokulu 2.sınıfına kadar okumuş bırakmış birisiydi. “ Emmi, tut ki sana  1500 zeytin ağacı verdiler, ne kadar zeytin, ne kadar zeytinyağı elde edersin ?” diye sordum. O zamanki adı SABİT KALEM olan bir kalem vardı, dile değdirildiğinde  mavi yazardı, onu cebinden çıkardı, masanın üzerindeki kağıtlardan aldı ve başladı hesap yapmaya. Sonunda öyle cevaplar verdi ki benim diğen matematikçi, ekonomist  herhalde şaşırırdı; çünkü” bir zeytin tanesinden ne kadar yağ çıkar” diye sorduğumda, iki elin içini dışını sıvayacak kadar yağ çıkacağını söyleyince zeytin ve zeytinyağı konusunda ne denli cahil olduğumu anlamış oldum. Ve şunu öğrendim insanoğlu kendi çıkarı söz konusu olduğunda yeterince okuma yazması olmasa bile çıkarının Prof.u olabiliyor.

Değişik meslek ve iş sahibi olanlar, bilmedikleri konusunda cahil değilmidirler ?

BİRİLERİ BİZİMLE DALGA GEÇİYOR..

1 Kasım seçimleri yaklaştıkça  bizimle dalga geçenlerin sayısı da artıyor.

C.Başkanı dahil hemen hemen hergün birileri çıkıp, ”KANDIRILDIK, ALDATILDIK” diyor.

Ardından  4,5 günlük tatille seçmen kandırılmaya çalışılıyor.

Onlar kandırıldık derken bile bile lades yapıp aptalı oynarken içlerinden kıs kıs gülüp bizi nasıl aptal yerine koyduklarını kutluyorlar…

Ben insanların cahil olduğuna inanmıyorum. İnsan kendisini bir şeye inandırabilir, bunu yapıyorsa kesin bir çıkarı vardır.

Kandırıldıklarını söyleyenlerin gemicikleri var, bankalarda bol sıfırlı servetleri var, kandırıldıklarını söyleyenlerin makamları, terfileri var. Kandırıldıklarını söyleyenler kendi çocuklarını ve torunlarına kolejlere, yurtdışına gönderirken, halk çocuklarına imam hatip okullarının yollarını gösteriyorlar. Niye ? yönetenlerle yönetilenler belli olsun, saltanatları sürsün diye..

26.10.2015
Bu yazı 999 defa okundu.

Diğer Yazıları