YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ÇÖPLÜK EVLER-ÇÖPLÜK ZİHİNLER

Sabahın köründe Hayır Sever Belediyesi Zabıta Amiri”nin telefonu çalıyor..

Nöbetçi zabıta memuru telefonu kaldırıyor ve

-Alo diyor..

Telefonun ucundaki öteki ses:

-Bir ihbarda bulunacağım..

-Buyrun sizi dinliyorum.

-Ben  İnanç mahallesi, temizlik imandan gelir sokağı yüz numaralı evde oturan birisini ihbar ediyorum. Adam resmen evini çöplük ev yapmış. kokudan durulmuyor…

Hayır Sever Belediyesi Zabıta ekipleri verilen adrese gittiklerinde ihbar eden kişinin söylediklerinden daha da ağır bir kokuyla karşılaşıyorlar.

Kapıyı yaşlı bir adam açıyor, o;  ne olduğunu anlayamadan zabıta memurları içeri dalıyorlar…

Aman Tanrım, neler yok ki..odanın birisinde her çeşit plastik eşya, ötekinde halı,kilim, kumaş parçaları, kullanılmış, atılmış erkek, kadın giysileri..ayakkabılar, çizmeler, bisiklet tekerlekleri, teneke kutular, renkli kırık camlar, aynalar, delik çaydanlıklar, kırık porselen tabaklar, bakır tencereler, elektrik kabloları, eski gazeteler, dergiler, kitaplar, su damacanaları daha neler neler..

Hayır Sever Belediyesi Zabıta ekiplerinin getirdiği kamyonet birkaç kez evin içindekileri yükleyip götürüyor…

Hayır Sever Belediyesi Zabıta amiri Fedakar Merhametli, yaşlı adama, ”Amca seni bir iki gün misafir edeceğiz.”diyor. Adamı alıp götürüyorlar..

Sonra sağlık ekibi geliyor, tepeden tırnağa evin her tarafını kimyasallarla temizliyor.. Onun ardından bir başka ekip, badana boya işine başlıyor..

Üç gün sonra evin içini gezen komşular şaşkınlıklarından neredeyse küçük dillerini yutacaklar..

Hayır Sever Belediyesi Zabıta Amiri, Fedakar Merhametli, yaşlı adamcağızın bir süre daha kendi tesislerinde misafir edilmesi için Hayır Sever Belediye Başkanı Kadir Kadirbiliri ikna ediyor.

Aradan bir süre geçtikten sonra yaşlı adamın misafir edildiği tesiste, işletmenin ve orada çalışanların eşyaları kaybolmaya başlıyor…

-Benim çöp kovamı kim aldı ?

-Gözlüklerimi bulamıyorum..

-Bulaşık tabakları nereye koyduğumu unuttum..

-sandalyemin arkasına astığım hırkam kaybolmuş..

Hayır Sever Belediyesi Zabıta Amiri Fedakar Merhametli, yaşlı adamı alıp bir huzurevine götürmek için tesislere gelir,hep birlikte yaşlı adamın odasına gi-rer-ler..

                                                                           XXX

NLP Eğitimleri alırken öğretmenlerimiz beynimizin veri bombardımanına tutulduğunu söylerlerdi. Her 3.000.000 (ÜÇMİLYON) BİT değerinde bilginin zihnimizi işgal ettiğini,bunun 7+2=9 ya da 7-2=5 kapasitesinin bilinç düzeyimiz olduğunu geriye kalan, 2.999.993 ününde doğrudan bilinçaltımıza gittiğini, belirterek, yaşamımızı yönlendirdiğini söylerlerdi. Bunların ne olduklarını tek tek bulmamızın mümkün olmadığını ifade etmek için de Carl Gustav Jung”un,”BİLİNÇALTI KORKULARIMIZ BİLİNCE ÇIKMADIKÇA KARŞIMIZA  KADER OLARAK ÇIKAR” sözünü tekrarlarlardı.

O yaşlı adamın sokaktan alıp evine getirip sakladığı her şeyin kendi bilinçaltında bir nedeni vardır. Kendimizi o yaşlı adamın yerine koyarak  zihnimizi  nasıl çöplük haline getirdiğimizi bulmadıkça, yani Jung”un deyimiyle bilince çıkarmadıkça bilinçaltımızın bizi yönetmesine boyun eğmiş olacağız.

Neden dünyaya geldiğimizi araştırmak yerine, mademki dünyaya geldim, o halde bilinçli yaşamalıyım,”diye düşünürsek kendimizin farkında olma fırsatını yakalamış oluruz.

İnsanın,insanı kendi gibi düşünmüyor diye hiç acımadan din adına,inanç adına, ırk adına, vahşice öldürmesi Jung”a göre bilinçaltının etkisinde etkisinde kalmasından kaynaklanan bir eylem türü ve Jung”a göre dünyanın sonunu bilinçsiz davranışlar getirecek..

 

Dünyamızda ve ülkemizde her ne adına olursa olsun olan bitene dikkatli bir gözlemci olarak baktığımızda Jung”un ne demek istediğini daha iyi anlayabiliriz.

 

27.01.2016
Bu yazı 1213 defa okundu.

Diğer Yazıları