YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

CUMHURİYET GAZETESİ :BABA OCAĞI İSTANBUL KAZAN BEN KEPÇE (2)

NOT:

SALI GÜNÜ  ORHAN ERİNÇ AĞABEYİMLE GÖRÜŞMEK İÇİN CUMHURİYET’İ ARADIM.

TOPLANTIDAYMIŞ.

BAĞLANTIMIZI YAPACAK HANIMA HİKMET ÇETİNKAYA’YA  NASIL ULAŞABİLECEĞİMİ  SORDUM.BANA,

‘HİKMET BEY GAZETEDE SİZİ GÖRÜŞTÜREYİM’ DEDİ.

‘MERHABA  HİKMET,GEÇMİŞ OLSUN’

‘EYVALLAH  ATİLLA,’

‘HİKMET NASILSIN?,SAĞLIĞIN NASIL?’

İYİM ATİLLA,SESİNİ DUYDUM DAHA İYİ OLDUM.’

‘BEN DE KARDEŞİM’

‘SEN,AYDIN’DA MISIN?’

‘EVET AYDIN’DAYIM,GAZETE FLAŞTA YAZIYORUM.SÜLEYMAN KASIM ŞENER’İN,SEMRA ŞENER’İN SANA SELAMLARI VAR,GEÇMİŞ OLSUN DİYORLAR.’

‘SAĞOLSUNLAR, BEN  DE AYDIN’DAKİ TÜM DOSTLARA SELAM VE SEVGİLERİMİ GÖNDERİYORUM.’

Hikmet Çetinkaya ile görüştükten sonra oldukça rahatladım.

…………………………………..

 CUMHURİYET NİYE BABA OCAĞI?

Cumhuriyet’ e gireli henüz iki ya da üç ay olmuştu.Kanlıca’da oturduğum evden çıktım,bir başka eve taşındım; ancak evin ne kanalizazyonu,ne suyu ne de elektriği bağlıydı.Ev sahibi Almanya’da işçi olarak çalışıyordu, bana’eksikleri gider ve kiradan düş’ dedi. Önceleri kolay sanmıştım. İşin içine girdiğimde nasıl bir hata yaptığımı anladım, eksikleri gidermek için harcamam gereken para 20-25 bin lira arasındaydı,oysa ben Cumhuriyet’ten 8 bin 15 lira maaş  alıyordum.O zamanlar babamlara yakın olduğumuz için eşim ve oğlum  baba evimizde gün geçiriyorlardı; ama benim bir çare bulmam gerekiyordu.

Düşün…düşün… düşün…

Akşamüzeri  Reha ile gazeteden çıkıp rahmetli Kemal’in meyhanesinde bir iki kadeh içerken Reha sıkıntımın ne olduğunu sordu, ben de söyledim.BİK’ ten’Basın İlan Kurumu) para alalım dedi;ama ikimizin alacağı para benim işimi görmüyordu.O yıllarda 20-25 bin lira çok iyi paraydı.Evlere gittik.

Aradan  birkaç gün geçmişti,sabah gazeteye geldiğimde küçük kasada çalışan Yusuf,bana seslendi:’Hiiişt Aydınlı’,yanıtladım:’ne var len?,’ gel buraya gel’ gittim,önüme bir makbuz koydu ve kasadan çıkardığı 100 lük testeyi sayıp 50 bin lirayı önüme koydu,bir eli paranın üzerindeydi.Ne bu diye sordum,’bana bak,imzala şu makbuzu parayı istersen alma,gidip Çiçek pasajında yemesem şerefsizim.’ Yapar mıydı ? yapardı; çünkü adı deli Yusuf’tu..

Parayı aldım, makbuzu imzaladım,merdivenlerden çıkarken düşünüyordum.

Bu 50 bin lirayı bana niye verdiler?

a-işime son vermiş olsalar bile üç ay çalışmış olmakla bu parayı yasal olarak hak etmiyorum.

b-acaba toplu iş sözleşmesi mi imzalandı da onun için mi? Hayır görüşmeler sürüyor..Peki bu parayı bana niye verdiler?..

Servise girer girmez Reha Öz’ün yanına gittim. ‘Reha bu ne iş bana 50 bin lira verdiler?’

Reha Öz’,bilmem bana vermediler..’

‘Şükran sence bana niye 50 bin lira verdiler?’

‘Ne bileyim,Reha’nın dediği gibi bana da vermediler.’.

Allah,Allah bu işte bir bit yeniği varya bekleyelim,görelim..

Reha Kadıköy’de ben  Kanlıca’da oturuyordum. Kimi zaman ben onda ,kimi zamanda o ben de kalırdı. Rahmetli  Ahmet Erol  abimizin Olimpiyat 1 meyhanesnde soluğu aldık.

Kadehler peş peşe gidiyordu ve ben düşünüyordum.

Reha, halime acımış olacak ki, muzip muzip güldükten sonra konuşmaya başladı:

‘Atilla, geçen gün Selahattin abi bana dedi ki,’ Atilla serserisi niye böyle dalgın?’

‘Ben de senin ev işini anlattım.Selahattin abi  hiçbir şey söylemedi.’

Sonra öğrendim ki ,benim delikanlı, yiğit Selahattin abim, muhasebe müdürü Erol abiye gitmiş ve ‘bir muhabirim için 50 bin lira avans istiyorum’ demiş.Erol abi ,’Tamam Selahattin.muhabir kim?’

Selahattin abim benim adımı söyleyince, Erol abi,’Selahattin, Atilla işe başlayalı daha üç ay oldu, gerçi meslek  kıdemi fazla;ama buna ben tek başıma karar veremem,yönetime getir’ demiş.

Yiğit abim, yönetim kurulu toplantısına girmiş, anlatmış,yönetimde’ tamam;ama niye?’demiş.

Selahattin Güler ağabeyim, benim ev durumumu anlatmış ve,’Bu adam haber yazıyor, fotoğraf çekiyor, filmi yıkıyor, karta basıyor;kısacası üç kişinin yapacağı işi yapıyor,onun dalgın olmasını,kaybolmasını istemiyorum.’ Demiş.

Yönetim kurulunda bulunan rahmetli İlhan Selçuk, Oktay Kurtböke ve Orhan Erinç ağabeylerim Selahattin abimin isteğini onaylıyorlar.

Cumhuriyet gazetesinin bana verdiği 50 bin lira krediyle üç gün içinde oturduğum evin tüm sorunlarını çözdüm, geriye de 20-25 bin lira kaldı.

Ertesi günü gazeteye gittiğimde Selahattin abimin yanına gittim. Ellerini tuttum, boynuna sarıldım ve ‘teşekkür ederim ağabeyi,Tanrı gönlüne göre versin’ dedim.

İlk ay maaşımı alırken bordroya baktım bir miktar para kesilmiş.

İkinci ay baktım kesilmemiş, doğru Erol ağabeyimin yanına gittim.

-Erol abi  bana verilen 50 bin lira avanstan geçen ay kesilmişti, ama bu ay bir kuruş bile kesilmemiş.’ Dedim. Erol abi güldü ve ’50 bin lirayı gazete yönetimi sana hediye etti’ dedi.

Şaşırdım.

Şaşırmamam  gerektiğini daha sonraki günlerde öğrendim..

CUMHURİYET BABA OCAĞI…

10.11.2016
Bu yazı 760 defa okundu.

Diğer Yazıları