YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

CUMHURİYET GAZETESİ :BABA OCAĞI NEREDE KALMIŞTIK?

Akdeniz Haber Ajansı’nda başlattığımız grev 610 gün sürdü.

Greve gitmeden önce, işveren çalışanlar arasında grev oylaması yapılmasını istedi.

Kısa adı Akajans olan Akdeniz Haber Ajansı’nda İstihbarat, Dış Haberler ve Spor Servisinde çalışan 33 emekçi direnişe başlamıştık.İçerde çalışanlarda vardı ve onların çalışması bizim eylem gücümüzü kırıyordu,bunu önlemek için çoğu sendikacının ve grev yapmış emekçilerin bildiği bazı yöntemlere başvurarak haklılığımızı göstermeye çalıştık.Zaten çalışanların çoğu naylon kadroluydu.Grev öncesi bizden yana olan muhasebe bölümündeki arkadaşımız Cüneyt’ten hepsini almıştım.Bu belgelerin fotokopilerini  bağlı olduğumuz TGS İstanbul Şubesi yönetimine teslim etmiş,asıllarını da  kendime saklamıştım.

Grevin en ilginç yanı Akajans’ın genel koordinatörü olan rahmetli Kemal ağabeyimizin kızı Zeliha da bizimle birlikte çadıra çıkmıştı.Zeliha aynı zamanda  İKD (İlerici Kadınlar Derneği) üyesiydi,arkadaşlarımın da izinlerini alarak Zeliha’ya greve  katılmamasının uygun olduğunu söyledik.Zeliha direndi,onu kırmamak için bir süre bekledik,sonra o bize hak vererek eylemsel olarak aramızdan ayrıldı.

NOT:TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI’NIN AKDENİZ HABER AJANSI’NDA 610 GÜN SÜREN GREVİN  GÜNAHIYLA SEVABIYLA İLGİLİ HERŞEYİ İSTANBUL ANILARIM DA ANLATACAĞIM.)

…………………………

Grev bittikten sonra sıra grev süresince disiplinli bir şekilde eylemi sürdüren arkadaşlarımın işe yerleştirilmelerine gelmişti.Bu gerçekten çok zor bir süreçti; çünkü Babıali’de bir gazetecinin adı grevciye çıkınca iş bulması oldukça zordu.

Bu dönemde Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Genel Kurulu yapıldı.O dönemki Genel Başkanımız rahmetli karikatürist Semih Balcıoğlu abimiz görev almadı ve Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni rahmetli Oktay Kurtböke ağabeyimiz Genel Başkan seçildi.

Oktay abi tam bir eylem adamıydı. İlk işi grevle ilgili bizden bir rapor istemek oldu.

Arkadaşlarımla bu raporu hazırlayıp verdik.Oktay abi yönetim kurulu üyeleri Ziya Sonay ve Acar Şölen ağabeylerimizle birlikte yaptığı ilk toplantıda İşvereni ikna etmeyi başardı.

Bir ya da iki ay gibi çok kısa bir süre içinde tüm arkadaşlarıma iş bulundu, hepsi işbaşı yaptı.

Sıra bana gelmişti.

Rahmetli Oktay Kurtböke ağabeyim,şöyle demişti:’Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sırasında İşveren greve katılmış olan arkadaşlardan bazılarını yeniden işe alabileceklerini; ama seninle çalışmak istemediklerini söyledi;ama  yönetim kurulu üyesi Özcan Ergüder ,’Asıl Atilla’yı işe almalıyız; çünkü o kendisi için değil arkadaşları için bu eylemi başlattı.’dedi.İşverenler kendi aralarında benim hakkımdaki düşüncelerini paylaşırken,Oktay abim o her zamanki düşündüren gülüşüyle,’yok yok rahat olun Atilla bizde çalışacak.’ Demiş.

Gerçekten de Akdeniz Haber Ajansı’nda kıdemli gazeteci olarak çalışan rahmetli Ruhan Önal,Atilla Dağlı ve ben 3.877.13 kuruş net  maaş alıyorduk; ama arkadaşlarımın çoğu 750-1000 lira arasında maaş alıyorlardı ve çoğu sigortasız çalışıyordu.

Zaten ben de işe buradan başladım.Tıpkı İzmir’de Demokrat İzmir Gazetesi’nde yaptığım gibi…

24 Ocak 1977 günü Oktay ağabeyi  ayağımda postallar, sırtımda yeşil parka ve Castro sakalımla İstihbarat Şefimiz rahmetli Selahattin Güler ağabeyimizin yanına götürdü.

İki istihbarat şefimiz vardı:Selahattin Güler ve İhsan Onur.Masaları yan yanaydı.

‘Atilla, yarından itibaren Cumhuriyet’te.610 gün çadırda yattı.Gerisi size ait’ dedi ve gitti.

Rahmetli Selahattin abi, gözlüklerini başının üstüne koydu ve süzerek baktıktan sonra.’

‘Oktay abi doğru söylüyor,bayağı göbeğin çıkmış’ dedi.Beni ise rüya alemindeydim,hiç uyanmak istemiyordum.Selahattin abim bağırdı,’Alo..yarın jilet gibi gel’

Reha Öz ve Refik Durbaş’la Kadıköy’de Ahmet abinin meyhanesinde  zom oluncaya kadar içtikten sonra bi şekilde Kanlıca’ya  eve gidebilmiştim.

Çalışmayı öylesine özlemiştim ki sabahın köründe kalktım, neredeyse iki yıl uzattığım Castro sakalımı kesmek oldukça zor oldu.Yüzüm soyulmuş yumurta gibi pürüzsüzdü.Güldüm.Takım elbiselerimi giydim,kravatımı taktım,ayakkabılarımı boyadım.Fotoğraf makinamı koyduğum çantamı omuzuma asıp evden çıktım…

Kanlıca iskelesine doğru yürüyor muydum yoksa kayıyor muydum farkında değildim. Sadece verilecek görevi düşünüyordum…

Cumhuryet’in kapısından içeri girdiğimde Göksun’la sarıldık. Göksun şimdi Çanakkale Üniversitesinde  öğretim üyesi.

Yukarı çıktım, rahmetli Selahattin abim masasında oturuyordu.Yanaştım ve tekmil verdim.

‘BEN ATİLLA DAĞISTANLI.610 GÜN AYRILIKTAN SONRA CUMHURİYET’TE YENİDEN GÖREVİMİN BAŞINDAYIM.EMREDİN SAYIN ŞEFİM.’

Rahmetli Selahattin abim,gözlüklerini alnına  kaldırıp garip garip yüzüme baktıktan sonra:

‘yıkıl karşımdan!’ diye bağırdı…

Bu; ‘git haber bul’ demekti…

Astım  çantamı omuzuma düştüm İstanbul yollarına..

YARIN:İSTANBUL KAZAN BEN KEPÇE

 

08.11.2016
Bu yazı 782 defa okundu.

Diğer Yazıları