YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

CUMHURİYET SÜNNET DEĞİL,FARZDIR

Yıl 1923 Cumhuriyet kuruldu…

Yıl  2002 Cumhuriyet 79 yaşında

Yıl  2002  AKP tek başına iktidar..

Yıl  2016 Cumhuriyet 93 yaşında..

İnsan yaşamında 93 yıl oldukça uzun bir süreçtir. İnsan salise  salise  zamanın dişlileri arasında  tükenmeye  başlar ;kemikler erir, bel bükülür, gözlerin feri kaçar, kulaklar neredeyse duymaz olur..Refleksler zayıflar…Ve bir an içinde yumruk kadar yürek PAYDOS der

Yıl 1933 Cumhuriyet’in onuncu yılı…

Cumhuriyet’in ilanından itibaren geçen en kritik süreç…Yabancı devlet adamlarından bazıları Cumhuriyet’in sürekli olamayacağı kuşkusu içindeler..

Onlar böyle düşünceler içindeyken,

Mustafa  kemal Atatürk,10.yıl nutkunda ‘yurdumuzu dünyanın en mamur ve medeni milletler seviyesine  çıkaracağız’ sözleriyle,Türk Devrim’nin çağdaşlaşmaya yönelik hedefini gösteriyor..

Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet  Kemal Çağlar,ortaklaşa yazdıkları 10.yıl marşında;

 ‘Çıktık açık alınla on yılda her savaştan

On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan;

Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;

Demirağlarla ördük Anayurdu dört baştan.

Türk’üz,Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi,

Türk’e durmak yaraşmaz,Türk önde,Türk ileri

Bir hızla kötülüğü,geriliği boğarız;

Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız,

Türk’üz bütün başlardan üstün olan başlarız;

Tarihten önce vardık,tarihten sonra varız

Onuncu yıl marşının sözlerinin tamamı Cumhuriyetin hedefini gösteriyor.

Tarih  10 Kasım 1938…

Mustafa Kemal Atatürk devrimlerini tamamlayamadan yaşama veda ediyor..

Gözlerini kapamadan önce Cumhuriyeti,koruma ve kollama görevini  askerlerine,emanet ederken  gençlere,Ey Türk Gençliği “birinci vazifen,Türk istiklalini,Türk Cumhuriyetini,ilelebet,

Muhafaza ve müdafaa etmektir’diyerek umudunun gençler olduğunu vurguluyor.

Atatürk’ün ölümünden sonra,emperyal güçler,örgütlü ve planlı bir biçimde hareket ederek,Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın öcünü almaya başlıyorlar…

Şehid kanlarıyla  kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmeye başlayan  siyasiler,hazıra konmanın,ne oldum delisi olmanın şımarıklığı içinde,kendilerinin ve partilerinin geleceği için seçmenlerine şirin görünerek oy avcılığı fetbazlığıyla  günlerini gün etmekten çekinmediler.

Doğuda,ağaların insafına terk edilmiş insanları kurtaracaklarına,feodal düzenin daha sağlamlaşması için ağalarla ,beylerle işbirliği içine girmeyi vatana hizmet diye yutturdular.

Demokrat Parti iktidarının  Başbakanı Menderes, İsmet İnönü’nün toprak reformu projesine,toprak ağası olması nedeniyle karşı koyup,Feodal yapının baş ağalarından Kinyas  Kartal’la anlaşıp DP’yi iktidara getirdikten sonra,tekke ve zaviyeleri açabileceğini söyleyerek ikinci bir ihanetini daha göstermiş oldu.

Sonra Morrisson Süleyman’lar geldi,İmam Hatip Okullarını çoğaltarak dinci kesimin oylarına kondu.Sonra babasının kızı Çille Tansu geldi,öylesine güçlü bir siyasetçiydi ki ,dost ve kardeş bir ülkede iç darbe yapmaya kalktı.

Cumhuriyet Bayramında doğmuş Necmettin Erbakan ve şürekası  kurdukları dinci partiler kapatıldıkça yenisini kurdular.kilo kilo altınları istiflediler.Bu dünyanın nimetlerinin farkında olmadan,insanca yaşamanın ne anlama geldiğini bilmeden,öteki dünya için umut satan sahte dincilere inanarak yaşamlarını sürdüren bilinçsiz  insanlar topluluğu bunların peşlerinden sürü gibi gitmeyi inanç saydılar.

Ve  geldik bu günlere…

Ülkem yanıyor…

Ülkem kan gölü…

Ülkem psikopatların istilasında…

Ülkem insanı nasıl bir değeri göremediğinin hala farkında değil..

Bir sürü yobaz  çıkmış at oynatıyor…

Kapitalizmin uşakları kasalarına girecek paranın hesabındalar..

Cennet ülkemin dağı taşı zehirleniyor..

Türkiyemin ciğerleri yanıyor…

Adam havaalanına dalıyor,insanları tarıyor,içeri girse binlerce kişi ölecek…

Polisim şehid oluyor ve teröre geçit vermiyor…

Seyrediyoruz…

İçim sıkılıyor,gazetenin balkonuna çıkıyorum…

Bayrağım,uğruna kanlarını,canlarını veren şehidlerimin  emaneti,al bayrağım yarıya indirilmiş…

Ulusal yas ilan edilmiş…

Ve bir silkeleniş gibi dudaklarımdan dökülüyor…

 

ŞEHİTLER

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler

Dumlupınar'dakiler de elbet

ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,

siz toprak altında ulu köklerimizsiniz

yatarsınız al kanlar içinde.

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

siz toprak altında derin uykudayken

düşmanı çağırdılar,

satıldık, uyanın!

Biz toprak üstünde derin uykulardayız,

kalkıp uyandırın bizi!

uyandırın bizi!

Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

01.07.2016
Bu yazı 877 defa okundu.

Diğer Yazıları