YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

DAHA DÜN GİBİ…

 

Zaman ne çabuk akıp gidiyor…

İnsan  anılara daldığında gözlerinin önünden geçen  binlerce metrelik bir filmi seyretmeye başlıyor…

Anılardan ayrıldığında sanki zaman ve film duruyor..oysa  o filmin her karesi salise salise yaşandı…

01 Nisan 1965 Merhaba  gazetecilik,merhaba Hüraydın….

Sonra Mücadele…

Sırasıyla;önce çıraklık,kalfalık..

Usta olmak  bin fırın ekmek yemekmiş,bütün bütün değil;lokma lokma.Kimi zaman taze,kimi zaman bayat ve kuru,kimi zaman bir tas çorba,kimi zaman üç-beş köfte…

Askerlik  dönüşü Yeni Asır”da başlamak,bu iyiye işaret,kalfalığın sonu gibi..ha gayret Atilla..

Kalfalık bitti,koskoca Yeni Asır”da 8 il 147 ilçeden sorumlu  Ege Masası şefliği …

Merhaba İzmir..

Sonra aynı görevle Demokrat İzmir…

Yeter mi ?

Yetmez;çünkü hedefim Babıali..

Demokrat  İzmir”de  ilk sendikal eylem,emeğe saygı ve “EMEĞİN ONURU SENDİKALI OLMAKTIR.”  erdeminden  güç alarak örgütlenmeyi başlatmak…

Patron  iltifatı:”maaşına zam yapacağız,bu işleri kurcalama.”

!?

Muhasebeci  tazminatımı önüme koydu,bir de imzalamam için bir belge..

Hayır ! bu gazetede sınıf mücadelesi verildiğini herkes öğrenmeli..

Cebimde üç-beş lira kapının önündeyim..

Ne garip duygu zafer kazanmış gibi mutluyum…

Vapur  sesleri duyuluyor..

İstanbul beni çağırıyor…

Merhaba  İstanbul,merhaba aşkım.Geldim işte …açılsın kapılar….

Çağaloğlu,gazeteciliğin beşiği…Akşam Gazetesi ilk işyerim…

Her şey yolunda..gün be gün daha da güçleniyorum..ayağımda yazlık kumaştan pantolon,sırtımda mevsimlik kırçıllı ceket..İstanbul”a kar yağıyor;ama ben üşümüyorum…

Kasaptan  veresiye aldığım yarım kilo etten eşim köfte yapıyor,oğlumuz daha küçük onu besliyoruz,ben bir iki köfte ile idare ediyorum,payımı oğlumla annesine pay ediyorum..

Ne kadar da lezzetli şu bulgur pilavı,insan hergün yese bıkmıyor..

Kardeşim Ergin bizde kalıyor,akşamları şarap içerken gazete kağıdından kese kağıdı yapıyoruz,ben ertesi günü gazeteye giderken Üsküdar”iskelesi yanındaki balıkçılara veriyorum,tartıyorlar,yazıyorlar hafta sonu hesaplaşıyoruz…

İstihbarat Şefim Aydın Apaydın bana ek iş bulmuş…

Yayınevinde düzeltmenlik..

Haftada  birkaç kitap okuyup düzeltiyorum,ay sonu geldiğinde üç-beş oradanda geliyor..

Hesap ediyorum,neredeyse maaşımın yarısı kadar ek gelirim olmuş…

Maaşım mı şimdiki parayla bir lira 25 kuruş…

Gazetede terslikler başladı,patron düzgün ödeme yapmıyor,yarısını ay başında yarısını ay ortasında veriyor,tüm çalışanların dengesi bozuldu..

Dalıyorum odasına  “bu ayda maaşlarımızı birikmişlerle birlikte vermezsen,basın ilan kurumuna bildireceğim “diyorum.Önce kem-küm ediyor,sonra  oda,benim için iyi şeyler düşündüğünü belirterek ortalığı karıştırmamamı söylüyor.

Gazete çıkışı hiç tanımadığım iki kişi gelip bana çatıyorlar….ne garip tesadüf…

Akşam gazetesi el değiştirirken Akajans”tan gelen teklifi  değerlendiriyorum…

Harika…eski parayla üç milyon,şimdiki parayla 3 bin lira…ye babam ye..

Bir yıl sonra burada da işler tersine gidiyor,durur muyum çalışan herkesi TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası) çatısı altında topluyorum.

Ve  610 gün süren bir eylem…

Türkiye Gazeteciler Sendikası”nın tarihindeki en uzun grev  33 emekçi..karda kışta birlikte..

TGS yönetimi  Ziya Sonay,Acar Şölen,rahmetli Semih Balcıoğlu,şube yönetimi  Taylan Sorgun,Ercan Hersek…bizimle…

3 günde bir evime gidiyorum…

TGS Genel Kurulu”nda rahmetli  Oktay Kurtböke Genel Başkan seçiliyor…

İşverenle  sıkı görüşmeler sonunda  toplu iş sözleşmesi bağıtlanıyor…

Greve katılan tüm arkadaşlarımı sendikamız tek tek işe yerleştiriyor..

Bana da Cumhuriyet”in kapıları açılıyor…

Maraton koşumun başlangıç tarihi:01 Nisan 1965-

İstanbul”a hedefime ulaşma tarihi:01 Nisan 1975

On yılın iki yılı askerlik,8 yılda bir çok güçlüğe,maddi,manevi sıkıntılarla mücadele ederek hedefime ulaşmış oldum..

Aydın”a döndüğümde kendi adıma iş yeri açtım,birlikte çalıştığım emekçileri kendi elimle sendikaya üye yaptım.İşveren oldum;ama emeğe olan saygım her zaman alnımın ortasında üçüncü göz  olarak durur.

Emeğim,en kutsal değerimdir,şimdiye dek kıblem olmuştur,yaşadığım sürece de olacaktır

Herkesin emeğine saygı duyarım.

Zamanı  geldi,yenildim;ama pes etmedim..

Bir takım zaaflara  emek harcamadan  sahip olmayı düşünmedim.

Şu yaşam ne garip…

51 yıla ayak basan gazetecilik yolculuğumu  anlatmak  iki sayfa bile tutmadı..

Demek ki yeterince emek vermemişim…

06.04.2016
Bu yazı 1869 defa okundu.

Diğer Yazıları