YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

DENİZCİLİK BAYRAMI

Şimdi,viraneye dönmüş görüntüsüyle,kaderine terk  edilen Pınarbaşı’ n daki Yüzme Havuzları, bir zamanlar,Aydın’ın Su Sporları’n da yüz akıydı.

Olimpik ölçülerdeki büyük havuzda, yüzmenin bütün dallarında yapılan yarışmalara,su topu maçlarına, 3 ve 5 metre yükseklikteki tramplem atlama  yarışmalarına İstanbul’dan,İzmir’den ve Adana’dan yüzme takımları katılırdı.

O zamanın ünlü yüzücüleri,Selma Hasan’larını,Erdal Acetleri’ni bu yarışmalarda tanımıştık.Aydın’ı ise,Arap Güven, Özer Orhon,Güven Mıhçı,Balta Burun Dündar’,Oktay,Meral,Ayla Dikmen kardeşler, ve adlarını anımsayamadığım  ablalarımız,ağabeylerimiz  temsil ederlerdi.

Haftanın,üç günü sabahları ve akşam üzerleri hiç yüksünmeden bizleri çalıştırırlardı.

Bizler, yüzmeyi  tabakhane çayında öğrenmiş ve daha sonra  o  zamanki adı Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü olan kuruma kayıtlı yüzücülerdik. Hafta sonları yapılan yarışmalarda aldığımız derecelere göre atlet,şort,gömlek gibi ödüller alırdık.Aldığımız ödüllerin maddi değeri değil, yarışmalar sonunda düzenlenen törende adımızın ve derecemizin okunması bizleri teşvik ederdi.Çoğumuz bir an önce büyüyüp Su Topu Takımı’na girmeyi isterdik.

Her yıl Haziran ayı geldiğinde sabah ve öğleden sonra,hatta gece bile antrenman yapardık.

Hepimizin,beklediği merak ettiği,kendini odakladığı o muhteşem gün 1 Temmuz günüydü; çünkü her yıl 1 Temmuz  günü otobüslerle Kuşadası’na giderdik, orada yüzme yarışmaları,su topu maçları,yağlı direkten bayrak kapma, tramplemden atlama yarışmaları yapılırdı.Biz,Aydınlı yüzücüler çalışmalarımızı tatlı su da yaptığımız için denize girdiğimizde attığımız kulaçlar bizleri adeta uçururdu; çünkü tatlı suyun özgül ağırlığı fazla olduğu için ağırlık çalışmış gibi olurduk, denize gittiğimizde de tuzlu suyun kaldırma gücünün özelliği bizim avantajımız olurdu.Tabiri caizse adalı yüzücülere ‘nal toplatırdık’

O yıllarda bu etkinliklere ‘Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ denilirdi. Denizciliği anlardık; ama Kabotaj ne demekti bilmezdik.

Osmanlı Devleti’nin, kapütilasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine tanıdığı kabotaj ayrıcalığının Lozan Barış Antlaşması ile kaldırıldığını öğrendiğimde daha çok ilgimi çekmişti.

1 Temmuz 1926 yılında yürürlüğe giren bu yasa ile artık yabancılar bizim karasularımızda,göl-lerimizde ,Marmara Denizi’nde ve Boğazlarda ki körfezlerimiz de, koylarımız da artık at oynatamayacaklardı.Bizim değerlerimizi biz kullanacaktık.Bu eylem de emperyalistlere bir tokattı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün geleceğe, ne denli ayrıntılı ve geniş bir açıdan baktığını ve Türkiye’nin geleceği için  emperyalist güçlere ödün vermeden  kararlı bir şekilde yoluna devam ettiğini görmek onun eşsiz ve tek dünya lideri olduğunu  göstermeye yeter.

Fazla değil 2000 li yıllar öncesi  her 1 Temmuz günü Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlanırdı.

ABD,Avrupa ve arap emperyalizmi yerli işbirlikçileriyle planlı bir şekilde hareket ederek  Cumhuriyet Devrimi’nin kutsal  temel taşlarını oynatmaya başladılar.

Bir yandan ekonomik ambargolarla,bir yandan sahte,hain din adamlarının hiçbir dayanağı olmayan;ama din de olduğunu söyledikleri telkinlerle,zaten inanmaya hazır kitleleri uyutmayı başardılar.

Atatürk’ün liderliğine canlarını adamış olanlar,koşullar ne denli ağır olursa olsun,mücadelelerini sürdürüyorlar.Cumhuriyetimiz  içerdeki ve dışarıdaki hainlerin ihanet eylemleriyle kemiriliyor,kan kaybediyor; ama bilinmeli ki kaybedilen her damla kan için hesap sorma günü  gelecektir.

Dün olduğu gibi,vatanı ABD ye satıp,sonra  Rusya’ya dönen iktidarlar,ihanetlerinin cezasını darağıcında ödedikleri gibi,bu vatana ihanet eden her hain de bedelini ödeyecektir.

DENİZCİLİK VE KABOTAJ  BAYRAMI  KUTLU OLSUN..

NE MUTLU  TÜRKÜM DİYENE !

03.07.2016
Bu yazı 849 defa okundu.

Diğer Yazıları