YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

DİBE VURMAK ?

Nedir dibe vurmak?

Derinlere dalmak, suyun derinliğinin bittiği zemin mi?

Yüksek bir yerden suya atlamak ve o hızla zemine ulaşmak mı?

En kısa ve etkili tanımı elimizdeki herhangi bir cismi hızla yere çarpmaktır; çünkü fizik kanunudur, yere çarpan cisim değişik yönlere doğru  yukarı sıçrar…

DİBE VURMAK sözü genelde yaşamla ilgili mücadeleler için söylenir..

Çaresizliğin, umutsuzluğun, karamsarlığın, imkansızlığın, aksiliklerin, tavan yaptığı zaman dilimidir.

İnsan dibe doğru düşmeye başladığında bilinen bilinmeyen ne kadar terslik, uğursuzluk,

bela varsa alıcı kuşlar gibi  insanın varlığına saldırırlar. Böylesi durumlarda insan ne yapacağını bilemez, sadece yaşama tutunmak için, ata sözümüzdeki gibi denize düşün yılana sarılır, sözünü  gerçekleştirir; ama tam tutunduğunu sandığı sırada her şey elinden kaçar.

Aslında bir şeye tutunmuş değildir,  içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için bir çabadır bu; içi boş, dayanaksız kendi yarattığı bir umuttur.

DİBE VURMADAN ÖNCE…

UMUT ETMEK, UMMAK…

Sorunu olan birisine ‘durum nasıl?’ diye sorduğumuzda,’Umarım,her şey düzelecek,daha iyi olacak.’ derse ,o aslında olmayacağını,olacağına inanmadığını söylüyordur.

UMMAK;umutsuzluğu açıklamanın  çaresizliği ifade eden bir başka şeklidir…

HEDEFLERİ olan insanların sözlüğünde UMMAK sözcüğü yoktur.

Dibe vuruncaya kadar direniriz, yolun sonuna geldiğimizi düşünerek panikleriz, her şeyi kaybettiğimizi düşünürüz; ama sahip olduğumuz neler var diye düşünmeyiz; çünkü varlığımızı özümüz değil egomuz yönetiyordur.

Kaybettiğimiz maddi şeylerin elimizden çıkışını başkalarının ne diyeceğini, nasıl yorumlayacağını düşünerek özümüze sırtımızı döneriz, onun sesini duymayız. Yani kendimiz için değil başkaları ne der diyerek savaşırız.Sonuç;SIFIRA SIFIR.

Dibe vuruncaya kadar geçen süreç içinde çözüme değil soruna odaklanırız, böyle olunca kendimizi suçlayarak yaşama tutunmanın değişik yollarını ararız, mucizeler bekleriz, ya alkole sığınırız,ya da tövbe edip namaza niyaza başlarız.Tüm bunlar bir sığınmanın belirtileridir.Kendimizi tanımadığımızın işaretleridir.

İçinde bulunduğumuz durum ne denli kötü olursa olsun, bu durumdan kurtulmak  için toplu iğne başı kadar bir isteğimiz, inancımız varsa bilinçaltımız bu isteğimizi gerçekleştirecektir.

Bu  fırsat karşımıza içki içerken de çıkabilir, beş vakit namaz kılarken de; ama gerçekleşmesi alkole sığınmaktan ya da namaza başlamaktan değil, inandığımız güçten değil,yapacağımıza olan inancımızdan dolayı gerçekleşir.

Başarılı yaşam öykülerini dinlediğimizde ya da okuduğumuzda, olayın kahramının mutlaka yaşamının bir döneminde dibe vurduğunu görebiliriz.

Dibe vuruncaya kadar geçireceğimiz süreçteki çabalarımız enerjimizi tüketmekten başka bir şeye yaramaz.

Gökyüzünden yeryüzüne doğru düşer gibi oluruz,tutunacak hiçbir şey yoktur; ama yine de panik içinde yuvarlanırız.İşin acı tarafı biz düşerken en yakınımızdaki ailemiz,arkadaşlarımız,yediğimiz içtiğimiz  ayrı gitmeyen dostlarımız bizim düştüğümüzü görürler,ama el uzatmazlar,feryadımızı duymazlar.

Kimimiz maceraya atılmak anlamı taşıyan riske girer, kimimiz sağlamcıdır riske girmez, oysa riske girmemekte risk almaktır.Kimimiz de ekonomik krizi fırsata dönüştür,köşeyi döner.

İşimizi kaybetmek ya da kazanmak doğrudan bizim becerimizle ilgili değildir,içinde yaşadığımız kapitalist sistemin kurallarını bilip uygulamamıza,seçimlerimize bağlıdır.Başkalarının hataları, yanlışları  birilerinin yükselişine merdiven olabilir.

Merdiven dedimde aklıma geldi, ünlü ‘MERDİVEN ALTI  FABRİKALAR’ kapitalist sistemin beslediği,yüreklendirdiği teröristlerdir.

İstanbul’da gazetecilik yaptığım yıllarda,halen faaliyette olan bir deterjan firması yetkilileri yaptıkları basın toplantısında ürünlerinin birileri tarafından taklit edilerek piyasaya sürüldüğünü açıklamışlardı.İlerleyen günlerde polisin yaptığı operasyonlar sonunda,sahte deterjan üreten firmanın deposunda çıkan ürünler gösterdi ki söz konusu firma kendi teröristini kendi yaratıyor.Günümüzde de öyle değil mi? bilgisayar dünyasında  firmalar  hem virüs programı hem de anti-virüs programı üretmiyorlar mı?

Dibe vurmanın o kadar çok çeşidi var ki hepsini işlememiz oldukça zaman alır; ama yine de parçaların yerlerine oturması için kısa kısa da olsa değineceğiz.

YARIN: BİREYSEL  VE TOPLUMSAL OLARAK DİBE VURMAK

 

21.10.2016
Bu yazı 757 defa okundu.

Diğer Yazıları