YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

DÜN-BUGÜN-YARIN

SİZ BENİM YERİMDE OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ ?

Nerede kalmıştım ? sorusunu kendime sorup yeniden Gazete Flaş’ta yazmaya başladığımdan beri, belleğimde med-cezir etkileri oluşmaya başladı…

Bir taraftan elli yıllık birikimi gözden geçirirken, öte yandan günlük olaylara da duyarsız kalmamak sorumluluğu beni, geçmişle, şimdiki zaman arasında çalkalayıp duruyor.

Yaşam, sadece geçmişle, şimdiki zaman arası değilki. Geçmişi, şimdiyi en gerçekçi şekilde değerlendirip enaz yanılgıyla geleceği görmekte sorumluluk..

01 Nisan 1965 yılında Ali İliş ağabeyimizin Hüraydın Gazetesi’inde başlayan, sonra Ali Taşkın ağabeyimizin Mücadele Gazetesi’inde süren meslek yaşamımız, askerlik dönüşü Yeni Asır Gazetesi Aydın Muhabirliği ve iki yıl içinde İzmir’de Yeni Asır ve Demokrat İzmir Gazetelerinde Ege Masası Şefliğinden sonra İstanbul’da Akşam Gazetesi, Akajans ve Akajansta 610 gün süren Türkiye Gazeteciler Sendikası görevinden sonra Cumhuriyet’te yeniden mutfaktan başlamak. Yıllar süren bu yolculuğun birikimlerini paylaşırken kendime “hangisi” diye sorduğumda kartopunun zirveden aşağı doğru cığ olarak akışı  gibi zihnime hücumlar başlıyor.

Belleğimde, istediğim zaman istediğim kadar büyütüp ayrıntılarını görebileceğim ve her karesi için birkaç söz söyleyebileceğim, bilgi verebileceğime Aydın’ın BÜYÜK FOTOĞRAFI var.

Siyaset, siyasetçiler, spor, sporcular, sosyal yaşam, renkli kişilikler, kısacası BÜYÜK FOTOĞRAFI oluşturan küçük küçük; ama hem kendi döneminde hem de şimdi değer kazanan ayrıntılar…

Eski; ama eskimeyen dostlarımdan Aydınspor’un gerçek Aydınsporlu futbolcularından Faik Aktar’la bir söyleşimiz oldu. Gazete Flaş bu söyleşiye iki sayfa ayırdı, oysa yazdıklarım, yazmak istediklerimin yarısı bile değildi. Bir çok eski dosttan teşekkür aldım, bu tür söyleşileri sürdürmemi istiyorlar. Elbetteki sürecek, Aydınspor demek  sadece Faik Aktar değil ki.. Kimler geldi kimler geçti.

Geçmişe bağımlılık derecesinde bağlı olmadan şimdiki zamanı da kaçırmadan yazılarımı sizlerle paylaşmaya özen göstereceğim.

Önceki Gün Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin ödül törenine katıldım. Tören kısa bir süre önce vefat eden Nazilli Havadis Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Şevket Altınayar meslektaşımızın adına düzenlenmiş. Ödül alacaklar arasında eski arkadaşım ve meslektaşım Tuncer Altıntaş’ı gördüm, birden yıllar öncesine gittim, Ben, Tuncer ve rahmetli Mehmet Panayırcı bir cinayet olayı ile ilgili  bilgi toplayıp, fotoğraf çekmek için Köşk’e gitmiştik.

Sansürün kaldırılışın bu yıldönümünde Mehmet Panayırcı’nın da anılmasını isterdim.

 Törende ilk konuşmayı CHP Aydın Milletvekili Fatih Atay yaptı. Atay, konuşmasında, ”Eğer basın olmazsa Türkiye de yaşanan birçok olayı öğrenemeyeceğiz, örneğin yolsuzluk ve hile yapanları. ”Fatih Atay, yanlış iş yapanların basından korktuğundan sözetti.

Daha sonra konuşan AKP Aydın Milletvekili Sadık Atay’ın, CHP Aydın Milletvekili Fatih Atay’ın sözünden neden etkilendiği ve savunmaya geçtiğini anlayamadım. Jeotermal enerjinin Aydın tarımını olumsuz etkilediğini vurgulayan bir etkinlikte de o zamanki AKP Aydın Milletvekili Semiha Öğüş, verilen bilgilere tepki göstererek konuşması istenmemesine rağmen çıkıp konuşmuştu.

Fatih Atay’mı yanlış bir şey söyledi yoksa Sadık Atay’ın algılama sorunu mu var. Bu diyalog bana bir atasözünü anımsattı:YARASI OLAN GOCUNUR.

27.07.2015
Bu yazı 1182 defa okundu.

Diğer Yazıları