YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

ERGENEKON”DAN AYDIN ÇAKIRBEYLİ”YE: ERGÜN POYRAZ

BİZLER ATATÜRKÇÜYÜZ,TARİKATÇI BİR HAKİM BİZLERİ YARGILAYAMAZ”

Gazetecilikte,röportaj (söyleşi) yazarlığı ayrı ve farklı bakış açılarının,konunun potasında uyum içinde birbirleriyle kaynaşmalarını hedefler.Röportaj yazarlığında da habercilik kuralları geçerlidir;ancak haberde olduğu gibi kesin ve belirgin değildir ve röportaj yazısı belli bir dille yazılacak diye de kesin bir kuralla sınırlandırılamaz;çünkü konudaki öykünün içinde var olan farklılıkları görmek ve okuyucunun ilgisini çekecek bir anlatımla paylaşabilmek yazana da,okuyana da ayrı bir haz verir.

Ergenekon davasında tek soru sorulmadan 7 yıl hapis yatıp,11 Mart 2014 yılında tahliye olan Yazar Ergün Poyraz”ın yaşam öyküsünü röportaj olarak paylaşabilmem için,onun,farklı ve ilginç yanlarının yaşam öyküsüne yansımasını bulmam gerekiyordu.

Ergenekon davasında enaz Ergün Poyraz kadar haksızlığa uğramış ve tahliye olduktan sonra sesi-soluğu kesilmiş insanların,suskunluklarına karşı Poyraz”ın her fırsatta siyasal iktidara meydan okuyan tavrı ve okuduğum kitaplarındaki dik duruşu,yazarlığı konusunda da ilgimi çekiyordu ve üstelik Aydınlıydı ve ben onu nasıl tanımazdım ?

Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şubesi Başkanı Günver Güneş hocamla birlikte,ADD Davutlar Şubesi”nin düzenlediği geleneksel kahvaltıya gitmiştim.Yazar Ergün poyraz”da oradaydı.Sessiz;ama bilinçli bir farkındalık içinde çevresindeki insanları gözlemliyordu. Ben de onu izliyordum.Kendisinden konuşma yapmasını istediklerinde yine kendinden emin bir tavırla.”YEDİ YIL BOYUNCA NE SAVUNMA YAPTIM,NE DE TAHLİYEMİ İSTEDİM;ÇÜNKÜ KENDİ KENDİME DEDİM Kİ BEN MUSTAFA KEMAL”İN ASKERİYİM VE BUNLAR BENİ ÖLDÜRMEYE KARAR VERDİLERSE MUSTAFA KEMAL”İN ASKERİ OLARAK ÖLMELİYİM.”

Ergün Poyraz”ın bu sözleri ilk kez bana “keşke bir gazetede yazıyor olsaydım.” Dedirtti.

Ergün Poyraz 31 Ocak 1963 yılında İstanbul”da Kartal semtinde doğmuş,babası Mustafa Poyraz”da Çine Karpuzlu”da doğmuş ve İstanbul Şehir Hatları Vapur İşletmesinde kaptan,Poyraz soyadı buradan geliyor. Sade bir vatandaş olarak Kartal”da yaşayan Ergün Poyraz manifaturacılık yapıyor,arasıra arkadaşlarıyla birlikte futbol oynuyor,koyu bir Galatasaraylı. Poyraz ailesinin yaşadıkları Kartal”da kendilerine ait tapulu arsaları var,birileri kendi projelerini gerçekleştirmek için gözlerine kestirdikleri arsaları kendi yöntemleriyle alıyorlar;ancak Ergün Poyraz kendi arsalarını satmak istemediğini belli edince birileri onu sık sık yoklamaya,görünmeye ve rahatsız etmeye başlamışlar. Onların bu davranışları arı kovanına çomak sokmaya benzemiş;çünkü: -“adamlar sık sık gelip gitmeye ve rahatsız etmeye başladıklarında,işi gücü bırakıp bunların kim olduklarını araştırmaya başladım,karşıma Kartal Refah Partisi ileri gelenleri çıktı,arazi mafyasının adamları onlarınmış ve böylece mücadelem başladı.”

Ergün Poyraz”ın yazarlık öyküsün ilk adımı böyle başlıyor. Ergün Poyraz bu olaydan sonra içindeki araştırmacı yazar Ergün Poyraz”ın dışavurumuyla kitaplarını birbiri ardı sıra yazmaya başlıyor.

O anlatırken ben farklı bir şeyler bulmak için çapraz sorular soruyorum: -“İçki içer misin ?” -“bırak içmeyi,koklamadım bile “ -“ya sigara ?” -“42 yaşına kadar içtim sonra bıraktım.” Ergün Poyraz,yazırlık serüveniyle ilgili konuşmasını sürdürüyor: “Refah Partisiyle ilgili derin bir araştırmaya girdim.Hasan Mezarcı,Şevki Yılmaz,Recep Tayyip Erdoğan”ın ve Necmettin Erbakan”ın hac ve kahve toplantılarında yaptıkları konuşmaların Orijinal kasetlerini buldum,tv lere verdim,kitaplarımda kullandım.Bu nedenle REFAH”IN GERÇEK YÜZÜ” kitabım partinin kapatılmasında delil oldu.Ayrıca Kanal D de Teke Tek programında yayınlandı. Ergün Poyraz o günleri yaşarcasına heyecanla konuşmasını sürdürürken ben yine çapraz sorularla bir şeyler bulmaya çalışıyorum ve pat diye soruyorum: -“Korkar mısın,ne tür korkuların var ?” Kısa bir süre soruma odaklanıyor ve konuşuyor: “Korkum yok demek ya da hiç bir şeyden korkmam diyen yalan söyler;çünkü korkular bir reflekstir.” Ve anlatımını sürdürüyor: -“2007 yılı Nisan ayında Musa”nın Çocukları adlı kitabım yayınlandı.Kitabım en çok okunanlar arasındaydı.Ardından Musa”nın Gülü ve Mücahit yayınlandı,bunları Musa”nın AKP”si izl edi.O dönemde şimdiye kadar olmayan bir şey oldu,en çok okunan 10 kitaptan ilk dördü benim kitaplarımdı,kitaplarım çok ses getirdi.Recep Tayyip Erdoğan,Odalar ve Borsalar Birliğinde yaptığı konuşmada,(bana Musa”nın çocuğu diyorlar,kardeşim Gül”e de Musa”nın Gülü diyerek adeta ağladı.Burada ilginç bir olay daha yaşadım,kitaplarımın dağıtımını Alfa yayınevi yapıyordu,Alfa Yayınevinin sahiplerinden Faruk Bayrak aynı zamanda AKP Şanlıurfa milletvekiliydi.Tayyip dağıtılmamamıs için onu tehdit etti;ama Faruk Bayrak ben işimi yapıyorum,dedi,Tayyip”te onu yeniden milletvekili yapmadı beni de TSK”ya karşı planlanan ve gerçekleştirilen Ergenekon operasyonuna dahil ettirerek 27 Temmuz 2007 tarihinde tutuklattırdı.” Zamanı gelmişti çapraz sorumun. -“Yemeklerle aran nasıl ?” Güldü,düşündü ve : -“Bamyayı sevmem;ama patlıcan yemeklerine,pilava bayılırım.” -Eee sonra ne oldu,artık cezaevindesin,farklı bir yaşama başladın.. -“evet 27 Temmuz 2007 tarihinde tutuklandıktan yaklaşık 16 ay sonra 20 Ekim 2008 yılında ilk duruşma yapıldı.32.celsede Hakim Sedat Sami Haşıloğlu”nun tarikat bağlantısını buldum. İfadem sırasında,”BİZLER ATATÜRKÇÜYÜZ,TARİKATÇI BİR HAKİM BİZLERİ YARGILAYAMAZ” dedim ve bir daha hiçbir duruşmaya katılmadım.Musa”nın çocuklarını ve Musa”nın Gülü”nü toplattırmak istediler;ama mahkemeler ve savcılar reddeti,bunun üzerine örgüt üyesi olduğum iftirasını attılar;ama yargı süresince hiçbir hakim,hiçbir savcı örgüt ile ilgili tek bir soru bile sormadılar.” Tekrar çapraz bir soru: -“müzikle aran nasıl ?” -“Güzel olan her müziği dinlerim,halk müziğini ve Türk Sanat Müziğini severim.” Çapraz soruları soruyordum;ama sorguda neler yaşadığını da çok merak ediyordum. -sonra ne oldu ?,dedim.

-“Sorgu sırasında savcı bana hangi okuldan mezun olduğumu,askerliğimi nerede yaptığımı sordu.Bende savcıya hitaben,”BENİ AİLENİZE DAMAT MI ALACAKSIN,ÖRGÜTLE İLGİLİ SOR.”dedim.Savcı başka bir soru daha sormadı.” -Peki cezaevinde baskı gördün mü ? -“Cezaevinde genel olarak yazma dahil pek baskı görmedik;ancak zaman zaman baskıyı da geçen olaylarda oldu.İlk tutuklandığımda bypaslı olmama rağmen kalp ve damar ilaçlarımı vermediler,hatta cezaevi müdürü “sıkıysa avukatın verdirsin” dedi.Bende avukatım geldiğinde ona ilettim,oda noterden cezaevi yönetimini dahil,gazetelere,yazarlar Derneğine,savcılıklara noter ihtarlı ihbarlarda bulundu,bunun üzerine cezaevi idaresi panik halinde ilaçlarımı getirdi.” Ergün Poyraz anlattıkça,onun yaşadıklarını daha çok merak etmeye başlamıştım;ama yine bir çapraz soru geldi. -El becerilerin var mı ? “evet,marangozluk,ağaç oyma,ahşaptan heykel yapımı gibi meraklarım vardır.” Sonra ne oldu ? KOĞUŞU YAKACAĞIM -“Kandıra”dan F tipi cezaevinden Silivri cezaevine sevk edildikten sonra birgün dişim apse yaparak şişti,revire gittiğimde görevli memur Salı gününe kadar hiç bir şey yapamayacaklarını söyledi.Günlerden Cuma idi ve apseli dişime dört gün hiçbir şey yapılmayacağı söyleniyordu.Dayanamadım,ne yani Salı gününe kadar bu ağrıyla mı duracağım,dedim.”EVET” dedi.Bende memura dönüp,bende şimdi gidip koğuşu yakacağım,yapacağım bu mücadleyle diş ağrımı unuturum dedim.Onlarda beni aceleyle hastaneye sevk ettiler.Sonra dişlerimi tedavi ettirmeye başladım,günde 8 iğne olmama rağmen ne bana ne de dişçiye oturmak için sandalye verdiler,diş doktoru ayakta ben ayakta.”

YUMURTA OLAYI Yazar Ergün Poyraz,sohbetimizde yumurta olayı deyince ilgimi çekmişti,merak ettim ve sordum,nedir bu yumurta olayı ? -“Cezaevlerinde yemek yapmak yasak;ancak kantinde salata yapmak için sıvı yağ,domates,biber,soğan ve haşlanmış yumurta satılıyor;ama bizler yağda yumurta ve melemen yemeğe hasret kalmıştık.Cezaevine çiğ yumurta sokmak yasaktı,düşündüm,kafa yordum onunda çaresini buldum.Yaşlı bir ağabeyimiz vardı ona birkaç çiğ yumurta verdim,yağa kırıp yemiş,ertesi günü ağlayarak bana teşekkür etti.” -Dayanamadım sordum: -“çiğ yumurtayı cezaevine nasıl soktun ?” -“Yazmayacağına söz verirsen söylerim”dedi. -SÖZ” dedim… -Peki cezaevinde başka neler yapıyordun,zamanı nasıl değerlendiriyordun ? -“Sabah kahvaltısından sonra bilgisayar odasına çıkıyordum,öğle yemeği için koğuşa,sonra yeniden bilgisayar odasına.Cezaevinde,Takunyalı Führer,Amerikadaki İmam,İplikçi,İsa ve havarileri,Takunyalı Leydi”yi yazdım.Açık öğretim İktisad Fakültesini bitirdim”

Yazar Ergün Poyraz,Ergenekon davasında örgüt üyesi olarak yargılanıp 7 yıl hapis yattıktan sonra 11 Mart 2014 yılında tahliye oldu. Faşizmin yalanları Ergün Poyraz gibi çok insanın yaşamından yılları çaldı,Ergün Poyraz”ı çok sevdiği Çakırbeyli”de dinlerken zaman zaman 12 Eylül 1980”e gittim. Cumhuriyet Gazetesi”adına sıkıyönetim duruşmalarını izliyordum,Metris Cezaevinde yatan devrimci öğrencilerden üç kardeş vardı,yaşları 17-18-19 gizli örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle yargılanıyorarlardı;ama gizli örgütün ne olduğunu bilmiyorlardı. Çevirdiği filmlerden aldığı senetlerin karşılığı çıkmadığı için intihar eden Üsküdar İskelesi filminin unutulmaz oyuncusu rahmetli Suphi Kaner”in kızı Aşkın Kaner”de idamla yargılanıyordu.

Yine gizli örgüt üyesi olduğu iddiasıyla idamla yargılanan Hasan Şensoy,Metris Cezaevinde hem yabancı dil hem de üniversite sınavlarına hazırlandığında birisi,”oğlum seni asminacaklar niye bunları yapıyorsun ?”diye sorduğunda,o şöyle demişti.”Sana göre öyle;ama suçlamaların boş olduğu anlaşılacak ve beraat edeceğiz,buna inandığım için ders çalışıyorum.” Sonunda Hasan Şensoy haklı çıkmıştı.

İnsanı düşündüren,Hasan Şensoy,Ergün Poyraz gibi kaç yiğit kişi aynı iradeyi gösterebilir.. Ergenekon davasında kanser olup ölen insanları anımsadıkça,”KAHROLSUN FAŞİZM!” demek yerine,emperyalizmin her türlüsüne karşı birlik beraberlik içinde savaşım vermek,ve birbirimize sahip çıkmak,Atatürk”ün,Bursa Nutkunda belirttiği gençlik olmak asıl görevimiz değil midir ?

10.10.2015
Bu yazı 1968 defa okundu.

Diğer Yazıları