YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

GAZETECİ

İşiniz vardır çalışırsınız,yasal süreyi doldurduktan sonra emekli olursunuz,çekilirsiniz bir köşeye ya da bir başka iş yaparsınız,yahutta bahçeniz varsa eker biçersiniz,sebze yetiştirirsiniz. Bir meslek sahibi iseniz uzun yıllar emek verirsiniz ve yasal süreyi tamamladıktan sonra emekli olursunuz,kendinizi yeni yaşamınıza alıştırmak için bir şeyler yaparsınız.

Gazeteciyseniz ya da ustamız Şinasi Nahit Berker”in dediği gibi gazeteci olmamış,gazeteci doğmuşsanız gazteciliğe başladığınız ilk günden yaşama veda edeceğiniz güne kadar gazetecisinizdir.Evet,yasal süreyi doldurmuş emekli olmuşsunuzdur;ama toplum,yaşadığınız ortam bir kere size “GAZETECİ” etiketi yapıştırdığı için kurtulmanız olası değildir.

Dostlarınızla bir kahvede oyun oynuyor olabilirsiniz,ya da bir meyhanede arkadaşlarınızla kadeh tokuşturuyor olabilirsiniz,yahutta deniz kıyısında balık tutuyor olabilirsiniz,birisi gelir güncel bir olayı sorar,”bilmiyorum” dediğiniz an yandınız;çünkü alacağınız ilk eleştiri:”Sen nasıl bir gazetecisin ,dünyadan haberin yok !” olur,siz istediğiniz kadar “ben emekli oldum.” deyin,cabanız boşunadır.Bu tür eleştiriye başlangıçta tepki vermiş olsanız bile,bu eleştiri çok kısa bir süre sonra hoşunuza gitmeye başlayacak ve aktif gazetecilik günlerinizi anımsayacaksınız,mutlu olacaksınız,kimbilir belki de içinizden,”vay be hala unutulmamışım” duygusunu geçireceksiniz.

Mayıs ayından beri Gazete Flaşta yazıyorum,ebadımızı büyüttük,4”ü renkli 12 sayfa olarak yayın hayatımızı sürdürüyoruz.Hemen hemen her sabah Süleyman Kasım Şener,Yazıişleri müdürümüz Semra Şener ile birlikte balkonda çaylarımızı içerken gazetecilik konusunda sohbet ederiz.Ailemize yeni meslektaşların katılması için neler yapmalıyız diye fikir üretiriz;ama çoğu zaman bir sonuca ulaşamayız,bu bizden değil yasal kurallardan kaynaklandığı içindir.Yasalar İletişim Fakültesi mezunlarına öncelik tanıdığı için,bir tıkanma meydana gelmektedir,sanki İletişim Fakültesi”ne giren öğrenciler,gazetecilik yapıp yapamayacakları konusunda yetenek testinden geçerli not almışlar gibi bir izlenim bırakmaktadır.Oysa şimdiye dek İletişim Fakültesi öğrencisi ve mezunu olan bir çok kişiye çağrı yaptık,gelenlerin ne bildiklerini anlamaya çalıştık,neredeyse tüm görüşmelerin sonu hüsranla bitti.Haberin 5 N 1 K kuralına göre hazırlandığını teorik olarak biliyorlar;ama bu kurala göre haber yaz dediğinizde,oldukları yerde kalıyorlar.

Ülkemizde Devlet Konservatuarları var,oyunculuk,spikerlik,tiyatro,diksiyon eğitimleri veriyor;ama ne gariptir seslendirme eğitimi yok. Her iki meslek dalında da alaylı-mektepli kavramları var,bu kavramlar sık sık gündeme gelir,tartışma konusu olur;ama hepsinin özünde yatan YETENEK kavramı yeterince ilgi görmez.Elbetteki yeteneğin eğitimle geliştirilmesi olması gerekendir;ama bunu MEKTEPLİ-ALAYLI kavramını canlı tutmanın neye faydası var ki ?

Süleyman Kasım Şener,20 yıldır gazeteci yetişmediğini söylüyor,bu kuralların egemen olduğu bir düzende gazeteci nasıl yetişecek ki ?

Şinasi Nahit Berker yıllar önce tanımını yapmış:”GAZETECİ OLUNMAZ DOĞULUR.” İyide gazeteci doğanlara fırsat tanınmazsa,illede İletişim Fakültesi mezunu olmak gerekiyorsa ve bu kişi gazeteci doğmamışsa siz onu istediğiniz kadar İletişim Fakültesi mezunu yapın.O halkla ilişkilerden öteye gidemeyecektir. Gazeteciliğe değer verilecekse eğer,İletişim Fakültesi”ne girişte gazetecilik testi yapılır ve mektepli yetenekler belirlenmiş olur.Alaylılar ve başka okul mezunları içinde yine gazetecilik testi yapılarak onlarada yeni fırsatlar yaratılır.

Bir gerçek daha varki o daha vahim…Gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi olmayanlar,bir satır bile haber yazmayı bırakın haberin ne olduğunu bile bilmeyenler parayı bastırıp gazete,tv satın alarak DÖNDÜNCÜ GÜÇ” ü ellerinde tutuyorlar.

Hürriyet Gazetesi”nin kurucusu Sedat Simavi yıllar önce “KALEMİNİ KIR;AMA SATMA” demiş. Çevrenizde kalemini satmayan kaç gazeteci tanıyorsunuz ? bu yalaka basın nasıl türedi ki ?

Mesleğe yeni başladığımız zamanlarda İktisat Fakültesi”ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü vardı,2 yıllıktı,çoğu kişi askerliğini yedeksubay olarak yapmak için bu okula giderdi.Askerlik bittikten sonra çoğunu araki bulasın.

Yıllar sonra Gazete Flaş”ta yazmaya başladığımda yarım yüzyıllık birikimimi gazeteci doğmuş olanlarla paylaşacağımı,bildiklerimi onlara aktaracağımı düşünerek ne kadar da mutlu olmuştum. Böyle giderse gazeteciliğin de kaybolmuş meslekler sınıfına girmesi uzak değil…

06.11.2015
Bu yazı 1018 defa okundu.

Diğer Yazıları