YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

GELİŞEN TEKNOLOJİ VE YOZLAŞMAK (1)

Babamın polis olması nedeniyle çocukluğumun büyük bir bölümü,Erzurum,Ardahan,Kars,

Ankara ve Aydın’da geçti…

Erzurum’da yaşadığım yıllarda Kurban Bayramı gelmeden bir hafta önce dedemin ve babaannemin köylerinden düğeler,koçlar getirilirdi.Rahmetli Feridun amcam koçların üzerine kartondan değişik maketler yapardı.Bahçedeki çeşmeden su taşıtarak koçun her tarafını yıkatırdı,renkli kağıtlardan yaptığı süslemelerle koçu süslerdi,boynuzlarının arasına kırmızı renkli bir kurdelayla bir cep aynası  yerleştirirdi.İpi,koçun boynuna değil,boynuzlarının arasından geçirerek bağlardı.Sonra,’Hadi bakalım,alın bunu gezdirin;ama zorla çekmeyin,yanınıza  biraz ot ve su alın,onun gönlüne göre davranın.’ Derdi

Düğeler için bahçede ayrı bir çukur kazılırdı.Hayvan yemini rahatlıkla yer ve suyunu içerdi.

Kasap geldiğinde birkaç kişi ona yardım ederdi.Hayvan yere yatırıldıktan sonra gözleri bağlanır,ve kurban sahibi kasabın elini tutar o ve çevresindeki herkes tekbir getirirken,kasap,’Allahuekber’ diyerek hayvanı keserdi.Sonra yardımcılarıyla birlikte derisini yüzer,eti kurban sahibinin isteğine göre parçalara bölerdi.Kesim işi başladığında bahçenin bir köşesinde de oldukça büyük bir ateş yakılarak üstüne derin ve geniş bir kazan konurdu.

Kesilen kurbanın bir bölümü küçük küçük doğranarak bu kazana atılırdı,kazandaki etler pişmeye başladığında çevreye yayılan taze et kokusu insanın iştahını kamçılardı.

Rahmetli dedemin getirdiği ekmekler dörde,beşe bölünür,arasına kurban kavurması  konur ve sokaktan geçenlere ikram edilirdi.

Parçalara bölünen kurban eti,kağıtlara sarılarak paketlenir ve üzerlerine kime verileceği yazılırdı.Bahçe kapısının önünde bekleyen fayton yüklendikten sonra sıra bana gelirdi.Rahmetli dedem ve babaannem verdiği listeye göre değişik mahallelere giderek etleri sahiplerine verirdim.

İşim bitip eve geldiğimde verilen görevi yapmanın huzuru içinde kurban kavurmasından yer,dedemin,babaannemin,amcalarımın verdikleri bayram harçlıklarını hesaplardım.

Şimdi öyle mi ya ?

Kurban pazarından alınan kurbanlık ite kalka bir arabaya bindiriliyor,toplu kesim yerine getiriliyor,bir haran güran içinde kesiliyor,derisi yüzülüyor,bağırsakları,başı,ayakları ortalık yerde,ortak alınmışsa bölüşülüyor.Eti alan arkasına bakmadan gidiyor.Nereye ?

Nereye olacak en yakın kasaba,kuşbaşı,kıyma ve parça et oluyor.

-Allah kabul etsin,7 kişiye verdin mi ?

-he verdim.

-kimlere ?

-oğluma,kızıma,kardeşlerime,babama;kayınpedere,bacanağa,hatta 7 kişiyi geçti bile..

-et alamayan komşun var mı diye araştırdın mı ?

-yoook

-iyi,Allah kabul etsin

-Amin…

Ne oldu ?

Ne olacak ? HAK İÇİN KURBAN KÜP İÇİN KAVURMA…

Ramazan ve Kurban Bayramları arefesinde gece hamama gidilir,yıkanılır,tertemiz olunurdu.Sabahtan erken kalkılır ve uykulu gözlerle de olsa bayram namazına gidilirdi.Namaz bittiğinde önce camideki tanıdık tanımadık herkesle bayramlaşılır,büyüklerine ellerinden öpülürdü.Sonra eve gelinir,varsa dededen,nineden başlayarak tüm büyüklerin elleri öpülerek bayramlaşılırdı.Sonra ailece yemeğe oturulurdu.Yemekten sonra bayram ziyaretine gelecek olanlar beklenir,onlar gelip gittikten sonra hısım,akraba,eş,dost gibi büyüklerin bayram ziyaretine gidilirdi.Bu tören bir,bir buçuk gün sürerdi.Tabi bu arada bayram getirisi de hatırı sayılır bir rakama ulaşırdı.

Şimdi öyle mi ya ?

Daha bayram gelmeden hazırlıklar yapılıyor ve   VIIIIN   ver elini neresi olursa…

Teknoloji her geçen gelişiyor ya..eskiden ptt ile kart gönderilirdi,şimdi toplu mesaj sistemi sayesinde tek bir mesaj metniyle  herkesin bayramı kutlanıyor,bu öylesine pratik bir sistem ki (!) yan yana oturduğun komşunu bile gidep ziyaret etmene gerek kalmıyor,at bir mesaj olsun bitsin..

-Bayramı kutladın mı ?

-evet

-Nasıl ?

-Telefonla mesaj attım.

-harika,onun sesini duymana,kendi sesini duyurmaya gerek kalmadı değil mi ?

-Aynen..

-Yaşasın ruhsuz teknoloji

-niye öyle diyorsun,valla çok pratik..

-tabi..tabi..

                                                                               XXXXX

23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda  yavru kurt olmak, ya da trambet takımında bir estrüman çalmak nasıl da keyifli olurdu.Sabahın erken saatlerinde okula gidilir,öğretmenlerin yönlendirmesine göre sıraya girilir,boru ve trambet çalarak sokaklardan geçip stadyuma doğru  yürürken,kaldırımlarda duran insanların bayramı kutlamak için dalga dalga  alkışlamaları nasıl da görkemli bir birliktelikti…

19 Mayıs gelmeden enaz bir ay önce beden eğitimi öğretmenlerin gözetiminde stadyumda toplu çalışmalar, sırasında omuzların güneşten yanması  nasıl onurlu bir acı verirdi de birbirimize yanıklarımızı gururla gösterirdik..

30 Ağustos Zafer Bayramı…

26 Ağustos’ta yani Büyük Taarruzun başladığı tarihte başlardı kutlamalar….

Kentin dört bir yanı  Atatürk’ün devasa fotoğrafları ve Türk Bayraklarıyla donatılırken,kadını,erkeği,yaşlısı,genci Laik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın sınırsız özgürlüğünü  yaşamaktan ne kadar da mutlu olurlardı.

Stadyumdaki şeref Tribünündeki Vali,Garnizon komutanı,Belediye Başkanı,resmi geçit töreninde halkı selamlarken  Türk Milleti olmanın ne yüce bir değer olduğunun hazzını yaşarlardı..

Ya  29 Ekim…

Ya tutsaklıktan özgürlüğe kavuştuğumuz o kutsal gün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı..

Cumhur’un bayramı…

Herkesin yüreğinde.dilinde ‘Çıktık açık alınla.on yılda her savaştan,on yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan.Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan,demirağlarla ördük,anayurdu dört baştan.Türküz,cumhuriyeti,göğsümüz tunç siperi,Türk’e durmak yaraşmaz Türk önde Türk ileri..’

Yıllar akıp giderken birileri bize SÜT TOZU hediye etti.Kimileri SÜT TOZ’u dan süt yapıp içti.Kimileri elini bile sürmedi.

Nasıl,kimin,neyin sütünün tozuymuş,ne menem bir şey miş bu SÜT TOZU…

Sanki  yüzyıllar önce yaşanmış gibi 23 Nisanlar,19 Mayıslar,30 Ağustoslar,29 Ekimler…

Oysa daha dalya bile demediler..

Anamızın AK SÜTÜ dururken,sanki muhtaçmışız gibi içimizden birileri sütü bozukların sütünden yapılmış süt tozunu içtiler ya birilerine de içirdiler ya…içenlerin içi dışlarına çıktı ya..

 

09.08.2016
Bu yazı 912 defa okundu.

Diğer Yazıları