YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN,İLK AŞKIM İLK HEYECAN: GAZETECİLİK (2)

Sabah,takım elbiselerimi giyip,kravatımı bağladıktan sonra rahmetli anacığımın hazırladığı kahvaltıdan bir iki lokma atıştırıp evden çıktım.Gazeteye gidince ne olacağını çok merak ediyordum. İşte nihayet gazetedeyim,herkese “günaydın”dedikten sonra cam kenarındaki masaya oturdum,çinko kaplı masanın üzerinde sayfaları dağıtmakla meşkul olan ser mürettip Mehmet Yalçın,gözlüklerinin üzerinden bana bakarken içeri Ahmet Akgün ile Atilla Talay girdi.Mürettip İlhami (öldüyse Allah rahmet etsin) cana yakın bir insandı,arkasında durduğu masanın yanından ayrılarak kapıya yaklaştı,elini gözlerine siper ederek bağırdı: _”Memeeet matbaaya 6 çay” Tekrar içeri girip masanın arkasına geçti. Çaylarımızı içerken içeri Ali abi (İliş) girdi,ayağa kalktık. -“Oturun “ dedi;ama biz oturmamıştık.O konuşmasını sürdürdü: Bana,”Atilla sen vilayete,Ahmet sende belediyeye,Atila sen de merkez karakoluna ve jandarmaya gidin,bakın bakalım ne var ne yok.” Ali abi gittikten sonra ne yapacağımızı birbirimize sorar gibi bakıyorduk.Hurufat dağıtmakta olan İlhami,gülerek,”beyler Ali abi görevlerinizi bildirdi,sen vilayete,sen belediyeye sen de merkez karakolu ve jandarmaya gideceksiniz.Hüraydın gazetesinde çalıştığınızı söyleyip karşınıza çıkan yetkililere”bir şeyler varmı ?” diye sorun,onlar size söylerler.” Dedi.Sonra Atilla Alpay”a ,”en kolay senki,polisten ve jandarmadan vukuat bültenini aldın mı köşeyi döndün.”

Vilayetin kapısından içeri girerken tam olarak ne yapacağımı bilmiyordum;çünkü hemen hemen tüm resmi daireler ordaydı.Emniyet Müdürlüğü,Nüfus Müdürlüğü,Milli Eğitim Müdürlüğü,Defterdarlık,vergi dairesi,bayındırlık gibi .Şimdi havuz olan yer eskiden çay ocağıydı,oturdum bir çay söyledim ve ne yapmam gerektiğini düşündüm.Çayı yudumlarken birden kafamda sanki bir şimşek çaktı. Merdivenleri üçer,beşer adımlayarak Vali tabelasının önünde durdum.Kapının önünde orta yaşlı,gözlüklü,sevimli mi sevimli bir hanım oturuyordu,( o hanımı giderek daha çok sevmiştim;çünkü rahmetli babaanneme çok benziyordu.) yanına gidip,”şey “dedim,”Ben Atilla Dağıstanlı,Hüraydın Gazetesi muhabiriyim,Vali beyle tanışmak istiyorum.” dedim. Kadıncağız yerinden kalktı,gülerek yüzüme baktı,”gel bakalım delikanlı,vali paşaya bir soralım.” Dedi.Birlikte içeri girdik,masanın üzerinde Özel Kalem Müdürü yazıyordu;ama kimse yoktu,valinin odasına açılan kapı açıktı,içeri girdi,ben heyecanla bekliyordum,valiye ne diyeceğimi düşünüyordum. Hanım,dışarı çıktı ve gülerek,”hadi delikanlı vali paşa seni bekliyor.”dedi.Elim ayağım zangır zangır titriyordu,ağzım kurumuştu,kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu.Ceketimin önünü ilikledim,açık olmasına karşın kapının kenarına bir iki kez parmak uçlarımla vurdum. İçerden gür ve kısa bir sesleniş: “geel “ Yaklaştım masaya ve “efendim adım Atilla Dağıstanlı,Hüraydın Gazetesi muhabiriyim,sizinle etanışmak istedim,beni kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.”dedim,dedim de nasıl dedim,nasıl diyebildim,sanki önceden ezberlemişim gibi sözcükler arka arkaya dizildiler.

Ayakta duruyordum,vali elini uzattı,uzattığı için de tutmak,tokalaşmak için ona yaklaşmam gerekiyordu.Yürüdüm,uzattığı elini tuttum,bir ara içimden elini öpmek geldi,alışkanlık bu ya. Vali masasına dönerken,bana “Otur bakalım delikanlı,hoş geldin,kendini tanıttın,şimdi söyle bakalım benimle niye tanışmak istedin.”dedi.Bu arada zile bastı,beni içeri götüren hanım geldi,bana sordu,”delikanlı ne içersin ?” ben tereddüt edince vali ,”söyle oğlum,söyle” dedi. “çay içebilirim” dedim.Sonra vali masanın çekmecesinden büyükçe bir çikolata kutusu çıkardı ve bana uzattı,”al bakalım,bunlara sana göre.”dedi.Bir,iki çikolata aldım,teşekkür ettim.(zaman öylesine hızlı aktı ki zaman zaman çikolata yemek için arkadaşlarla birlikte valiyi ziyarete giderdik.) Valinin masasında MUAMMER ÜLGEN yazıyordu.Babacan bir tavrı vardı,bir de hep yanında duran bastonu.Boyu azıcık daha uzun ve pos bıyıklı olsaydı sinemamızın unutulmaz babacan oyuncusu HULİSİ KENTMEN den farksız olurdu. “efendim” diyerek söze başladım:”ben Hüraydın Gazetesinde yeni çalışmaya başladım,bugün ilk günüm ve sizinle tanışarak başlamak istedim.Size niye Vali Paşamız diyorlar ?” Koltuğuna sağ tarafına yaslanarak oturan vali söylediklerimi tebessüm ederek dinledi ve “ Evlat,1960 ihtilalinden sonra emekli oldum, önce Hatay”da,sonra da burada Valilik görevine getirildim.General olarak emekli olduğum için de bana Vali Paşa diyorlar”dedi. Başka ne sorabilirim diye düşünüyordum ki babanneme benzettiğim o sevimli hanım makama geldi ve “Vali Paşam,misafileriniz geldi.” Dedi.Vali,”kimler ? “ diye sordu.kadıncağız tebessüm ederek,”Vali Paşam,ta Hatay”dan gelmişler.” dedi,Vali Hatay sözcğünü duyar duymaz ayağa kalktı ve “bekletme,bekletme al onları içeri” dedi,kendi de kapıya doğru hızlı hızlı yürümeye başladı.Dışardan enaz 10 kişi birbirleriyle yarış edercesine koşup valiye sarıldılar,elini öpmek isteyenler,boynuna sarılanlar sanki uzun bir süre birbirlerini görmemiş ailenin bireyleri gibi hasretle,özlemle kavuşmanın tadını çıkarıyorlardı.Ben de duygusallaştım,herkes biryerlere oturdu.Usulca valiye yaklaştım,”efendim,ben gidebilir miyim ?” dedim.”Peki evlat git,yine gel tamam mı ?” dedi.”Şey Vali Paşam,bu gördüklerimi,yaşadıklarımı gazetemde yazabilir miyim ?” diye sordum. Yanıma geldi,iki koluyla kollarımı tuttu,”bunlar,bu gelenler benim evlatlarım,dostlarım,HATAY”DAN BENİ GÖRMEYE GELMİŞLER,YAZ OĞLUM YAZ !”

23.09.2015
Bu yazı 1414 defa okundu.

Diğer Yazıları