YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN

İLK AŞKIM İLK HEYECAN: GAZETECİLİK

ENERJİ YENİLEMENİN KENDİMCE YÖNTEMİ: ANILARDA SÖRF YAPMAK

Sık sık olmasa da düşüncelerimde yıllar  öncesine gider, anılarımın üzerinde sörf yaparım.

Bunu yapmak, beni geçmişe bağımlı kılmaz, tam tersi o günleri yaşamış olmanın mutluluğu birikmiş olan zihinsel negatif enerjiyi atarak yerine pozitif enerji almama yardımcı olur.

Gerçi en azından traş olurken aynaya baktığımda ,”Geçti sevdalarla ömrüm, ihtiyar oldum bugün,ak-pak olmuş saçlarımla bi karar oldum bugün” şarkısını söylemiyorum dersem yalan söylemiş olurum. İşte bu nokta benim için kırılma noktasıdır, bu duygusal kırılma noktasına girdiğimi hisseder etmez hemen, gözlerimi kapar evrende dans eden KUYRUKLU YILDIZIMIN bana gönderdiği enerjiyle yaşama teşekkür ederim.

Herkesin kendisine göre anıları vardır, kimileri mutluluk, kimileri de mutsuzluk verir.

Geçmişteki anılarımızın içinde sörf yaparken, bizi mutsuz eden bir anımızı yaşarken, o günkü gibi öfkeli, kırılgan bir duygu içine giriyorsak, KATILIMCI KONUM dayız demektir, yani zihinsel ve bedensel olarak bizi üzen o olayın etkisi hala sürüyor demektir. KATILIMCI konumda olmak bizi strese sokar, bedenimiz gerilir, zihnimiz bulanıklaşır, dikkatimiz dağılır, omuzlarımız çöker ve içinde bulunduğumuz bu durum beden dilimiz olarak  dışa yansır.

Bunun tersi SEYİRCİ KONUMU dur. Yani yaşanmış,bitmiş,artık size ait olmayan, sizi ilgilendirmeyen bir zaman dilimi olarak kabul etmektir.

Bu iki konumdan birini seçmek bizim tercihimizdir. Olayın ilginç yanı ise KATILIMCI konumdan rahatsız olduğunuzu hissettiğinizde, kendinize vereceğiniz bir uyarı komutuyla SEYİRCİ konuma geçebilirsiniz. Bu da beden ve zihnin birlikte hareket etmelerinden kaynaklanır. Birini ötekinden ayıramazsınız, bu ikisi sarmal bir döngü içinde yaşam dengemizi kurmamızda etkin olurlar.

Yıllar önce İstanbul'da çalışırken bir bayan danışanım vardı, bu bayanın sol kaşının üzerinde oldukça derin bir yara izi vardı. Öyküsü hepimizin başına gelebilecek cinstendi. çocukluk yıllarında, arkadaşı ile kavga etmişler ve arkadaşı elindeki anahtarla onun kaşına vurarak  yaralamış, yara iyileşmiş; ama izi kalmış. Sonra arkadaşlarıyla yolları ayrılmış. Yıllar sonra arkadaşının evlendiğini, anne olduğunu öğrenmiş, kendisinin evlenemediğini, anne olamadığını da kaşındaki yara nedeniyle kimsenin onunla evlenmek istememesine bağlamış.

Bu hanım, bir süre çalıştıktan sonra KATILIMCI konumdan SEYİRCİ konuma geçmeyi bilinçli olarak öğrendikten sonra rahatladı ve hem arkadaşı hem de yaşama bakış açılarındaki düşünceleri değişti.

Fark ettiğiniz gibi bu yazımda sizlerle gazetecilik anılarım ile kişisel gelişim kurallarını birleştirerek kendi yaşamımla ilgili gerçekleştirdiğim öykülerimden birini paylaştım.

Askerden geldikten sonra Yeni Asır Gazetesi Aydın temsilciliği için seçmeler yapıyordu.

Aydın'da işlenen bir cinayetle ilgili olarak İzmir'den bir muhabir gelmişti, beni buldu, öldürülen genç kızın ve öldüren şahsın fotoğraflarını bulmamız  gerekiyordu.

Birlikte öldürülen genç kızın evine gittik, karşımıza çıkan aile bireyine başsağlığı diledikten sonra aklıma gelen ilk fikri uygulayarak genç kızın fotoğrafını almayı başardım. Ve hızla oradan uzaklaştık, sonra Aydın'da tanıdığım ne kadar fotoğrafçı varsa çoğuna giderek katil zanlısının fotoğrafını aradım,şansıma foto Aydın dediğimiz Aydın ağabeyi de bulduk.

İzmir'den gelen arkadaş benden fotoğrafları aldı ve İzmir'e döndü, giderken de “yarın İzmir'e gel” dedi.

Yeni Asır Gazetesi'ne giriş öykümü böyle yazdım, sonra İzmir Ege Masası sorumluluğu, Demokrat İzmir, derken İstanbul da Akşam Gazetesi, Akdeniz Haber Ajansı ve merhaba Cumhuriyet

Fotoğraflarla ilgili bilgiler: Yeni Asır Gazetesi'nde çalışırken rahmetli Erol Büyükburç Aydın'a  gelmişti. Erol Büyükburç bir hayranını evinde  ziyaret etmişti, ben de röportaj yapmıştım. Bu röportaj sadece Yeni Asır'da çıkmıştı.

Rahmetli Bülent Ecevit seçim gezileri için Aydın'a geldiğinde arkasında İzmir basınında da bir ordu gelmişti. Sırtı dönük olan rahmetli Özden Alpdağ, onun önünde duran Aydın'da yetişmiş gazeteci ustam, ağabeyim Orhan İlhan (Milliyet) rahmetli Bülent Ecevit, yanında ben, benim yanımda da Türk haberler Ajansından Işık Ersan, uzakda duranda Nazilli'den rahmetli arkadaşımız Mehmet Panayırcı, şimdiki Gar Gazinosunda sohbet etmiştik. Bu fotoğrafı çektirdiğimizde kendi kendime, bir yıl içinde İzmir'de, oradan da İstanbul'a giderek gazetecilik yapacağıma söz vermiştim.

Ne zaman kendimde dağınıklık, yetersizlik hissetsem bilinçli olarak bu ve benzeri fotoğraflara bakarak  KATILIMCI konuma girerek  enerjimi yenilerim. Fotoğraflardaki saçlarımın  siyahtan beyaza dönmüş olması beni olumsuz etkilemez; çünkü o katettiğim yolun bedelidir o bedeli de seve seve ödemişimdir…

Nereden nereye nasıl gittiğimizin farkında olmak, yol haritamızı istediğimiz gibi yapmamızı sağlar, yoksa kimse kimseye” al bu başarı senin olsun” demez dese de o başarının değeri olmaz..

27.11.2015
Bu yazı 1045 defa okundu.

Diğer Yazıları