YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

HAMUR ?

 

 

HAMUR ?

 

 

Un ve suyu orantılı olarak karıştırdığımızda ortaya hamur çıkar.

 

 

Hamurdan yapılanların başında ekmek gelir..

 

 

Sonra say saya bildiğin kadar…

 

 

Su böreği, mantı, pasta, gözleme v.s.v.s.

 

 

İnsan hamuru eline aldığında ister istemez ona yeni şekiller verir, bozar yeniden yapar, ta ki hamur parmaklar

 

 

arasında kuruyuncaya kadar…

 

 

Delikanlılık yıllarımızda elastiki toplar, spor malzemeleri olmadığı için ekmek hamuru yapar, onu bol

 

 

zeytinyağıyla yuğurarak kurumasını önler ve parmaklarımızı, bileklerimizi güclendirmek için yoğururduk.

 

 

 

Başlangıçta  kolay olan sık-bırak hareketi daha sonraları ağırlaşmaya başlardı, parmaklarımızın ve bileklerimizin

 

 

ısındığını hissederdik..

 

 

 

2000 li yılların başında, İstanbul”da NLP Eğitimleri alırken, öğretmenlerimiz çeşitli renklerde  “OYUN HAMURU”

 

 

getirmemizi istediler. İlgi duyduğum için ne yapacağımızı merak etmiştim.

 

 

 

Eğitim sırasında hepimiz aldığımız oyun hamurlarını kutularından çıkararak masanın üzerine koyduk.

 

 

 

Öğretmenimiz, dilediğimiz renkli hamuru seçmemizi istedi. Seçtik, öğretmenimiz oyun hamurunu avuç

 

 

 

içlerimizde ve parmaklarımızın arasında yoğurmamızı istedi. Yaptık. 10-15 dakika sonra”ŞİMDİ  HAMURU

 

 

 

AVUÇLARINIZIN İÇİNDE VE PARMAK ARALARINIZDA YOĞURURKEN, ONA ODAKLANIN, ONU HİSSEDİN.

 

 

 

SICAK MI, SOĞUK MU, ILIK MI, SERT Mİ, YUMUŞAK MI, YAPIŞKAN MI ? NE HİSSETTİĞİNİZE DİKKAT

 

 

 

EDİN.” Dedi.

 

 

 

Başlangıçta hepimiz meraklı Melahat modunda olduğumuz arkamızdan atlı koşturuyormuş gibi  mekanik bir

 

 

 

şekilde yaptık, tabii hiçbir şey hissetmedik ve hisseden var mı diyerek birbirimize sorduk. Tabi sonuç şinanay..

 

 

 

Öğretmenimiz, ev ödevi verdi ve yazılı yanıt istedi. Yaptım, kardeşlerim merakla beni izliyorlardı, sonunda

 

 

 

dayanamadılar ve sordular: ”ABİ NE YAPIYORSUN ?”,”BİR BİLSEM” DEDİM.

 

 

 

Bu çalışmayı hergün eğitimin bitmesine bir-iki saat kalaya kadar yaptık.

 

 

 

O gün geldiğinde öğretmenimiz dediki: ”GÖZLERİNİZİ KAPATIN VE  HAMURU PARMAKLARINIZ ARASINDA

 

 

 

YOĞURURKEN, ZİHNİNİZİ BERRAK TUTUN VE PARMAKLARINIZA KARIŞMAYIN,NASIL HAREKET ETMEK

 

 

 

İSTERLERSE ETSİNLER”

 

 

 

 

 

PARMAKLARINIZA  KARIŞMAYIN sözü hepimize garip geldi. Çok kısa süreli zihin boşaltma meditasyonu

 

 

 

yaptıktan sonra, gözlerimizi kapatıp oyun hamurunu parmaklarımızın arasında yoğurarak gezdirmeye başladık.

 

 

 

Bir süre sonra öğretmenimizin dediği gibi parmaklarım hamurun,yapısını hissetmeye başladı,daha sonra da ona

 

 

şekil vermeye başladığını hissettim.

 

 

 

Süre dolduğunda hepimiz gözlerimizi açtık,önümüzde garip garip şekiller vardı,bu nedir diye  merakla

 

 

 

bakıyorduk.

 

 

 

Öğretmenimiz,yaptıklarımıza bakarak hepimizin eserine (!) numara verdi.Ve hepimizin yaptığı şekilleri tek tek

 

 

 

“NEYE BENZİYOR ?” diye sordu.Bir arkadaşımızın yaptığı şekle hepimiz ayrı ayrı yorumlar yapıyorduk.

 

 

 

Hepimizin hissettiği bir şey vardı.Oyun hamurunu yoğurmaya başladığımız ilk günle son gün arasında bizlerde

 

 

 

farklı duygular  ve düşünceler  meydana gelmişti.Ve bir alışkanlık kazanmıştık:vapurda,metroda,otobüste,tesbih

 

 

 

çeker gibi oyun hamuru ile oynuyorduk.

 

 

 

 

 

Neydi bu başımıza gelen ?

 

 

 

Merak ediyorsanız vakit geçirmeden bir iki kutu oyun hamuru alın ve parmaklarınız arasında yoğurun..

 

 

 

Cumartesi görüşmek üzere..

 

 

 

İyi yoğurmalar…

 

 

 

 

 

 

 

15.01.2016
Bu yazı 1011 defa okundu.

Diğer Yazıları