YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

İKİ YARIMDAN BİR BÜTÜN OLMAZ...

Gülşen’in iki oğlu var…

Emin ve Salih..hatta bunlar ikiz…

Emin  evli ve bir kızı var…

Salih,  zeka özürlü,çocuksu tavırları ağırlıkta;ama 35 yaşında

Gülşen,analık duygusallığı içinde yarım olan oğlu  Salih”i korumaya alır..

Bulduğu çare,onun kurallarına uygun yarım bir kız bulup evlendirmek ve böylece

İKİ YARIMDAN BİR BÜTÜN YARATMAK..

Baba (Recep Yener) aradıkları yarım kızı doğuda bir köyde bulur.

Fidan (Ece Tatay),annesi babası yoktur,iki kardeşine bakmaktadır bir miktar para karşılığında teklifi kabul eder.

Fidan (Ece Tatay) kardeşlerine köyde bırakarak kayınpederi (Recep Yener) ile batıya Ege Bölgesine doğru yola çıkarlar…otomobilin plakası 48 dir,yani Muğla’ya doğru…

Gülşen (Hülya Böceklioğlu) mutludur,sonunda oğlunu teslim edeceği birini bulmuştur.

Fidan,daha önce hiç görmediği yerlerde hiç tanımadığı insanların arasındadır…

Emin (Ahmet Kaynak) birkaç dakika önce doğmuş olmakla Salih’in (Serhat Yiğit) abisi konumundadır.

Emin’in karısı Gözde Okur,Fidan”a yakınlık gösterir,yorgun olduğu için yatacağı yer gösterir.

Fidan kısa sürede yeni ailesine alışır,yöre sakinlerinin de katıldığı bir dini nikah töreniyle evlenirler…

Emin,kardeşi Salih’e gerdeğe girmeden önce  gerdek gecesi ne yapacağını bilip bilmediğini sorar.

Salih,bildiğini belli etmek için başını öne arkaya sallar..Emin,kuşkuları nedeniyle odanın kapısını dışarıdan kilitler..

Gerdek odasındaki Salih,kıyameti koparır,annesini yardıma çağırır,anası ve babası aynı anda yardıma gelirler,kapı açılır ve Salih  vın dışarı..

Fidan gelin,yatakta öylece kalır…

Günler geçer;Fidan ve Salih arasında garip bir iletişim başlar…

Salih,artık Fidan’la aynı oda;ama yer yatağında yatar..

Bir gece  Fidan’dan bir şey ister..

-Fidaaan.

-Evet..

-memelerini göstersene..

-olmaz,ayıp

Sessizlik..

Salih’in kafasının içi karma karışıktır;ama bu karışıklık bir gelişmeyle  ilgilidir…

Salih giderek Fidan”a yaklaşmaktıdır.Fidan ise bir kadın gibi davranmak yerine arkadaşlık ve merhamet duygularıyla hareket etmektedir.

Gülşen (Hülya Böceklioğlu) artık rahattır,oğlu Salih’i eskisi gibi salt analık duygularıyla acıyarak korumak yerine,sevgi-otorite karışımı bir ilgiyle kimi zaman okşayarak kimi zaman sesini yükseltip oğluna artık evli olduğu uyarısı yaparak yaşamaktadır.Herhalde analık sezgilerinden olsa gerek,Salih ile Fidan bahçede hortumla birbirlerini ıslatırken  kurumakta olan biber tepsilerini yere düşürmelerine öfkelenerek,evli bir çifti değil de oyun oynayan çocukları azarlar gibi  davranır..

Salih’in abisi gibi görünen Emin’in içindeki bazı duygular  kısa kısa da olsa dışavurmaya başlar.

Örneğin:Fidan,gecenin bir vaktinde mutfakta su içerken,Emin’in bakışlarından rahatsızlık hisseder..Daha sonra bahceyi hortumla sularken Emin’in sessizce onu izlemesinden yine kadınsı bir tedirginlik sezgiler ki hiç ses çıkarmaz,sadece kaşlarını çatar,sırtını döner..

Ve bir gece Emin,rakısını yudumlarken babasına,”yarın bunların enikleride olursa ben bakmam baba’der.

Baba (rahmetli Recep Yener) bir baba olarak kardeşlerin bile birbirlerine yar olmayacağını vurgulamak istercesine.(BEN BAKARIM EMİN,ŞÜKÜR ALLAHA DAHA SANA MUHTAÇ DEĞİLİZ) der.

Ağabeyisi Emin’in nikahlı karısı Fidan’a bakışları ve davranışlarından Salih de bir şeyler hissetmiş olmalı ki,ağabeyisinin ona cinsellik anlamında  el işareti yaparak,”karını doyuruyor musun ? doyurmazsan bırakır başkasına gider’ gibi konuşur.Bu sözler Salih’in hem duygusal hem de fiziksel tepkisine neden olur.Çelişki gibi görünse de bu olaylar Salih’in bir değişime girdiğinin işareti gibidir.

Emin’in,kardeşi Salih’e karısının yanında ‘geri zekalı’ demesi de hem Salih’i hem de Fidan’ı kırmaktadır.Sonunda olan olur ve Salih, ağabeyisi Emin’in oturduğu masayı darmadağın eder,elindeki rakı kadehine alarak yere çarpar..Bu olaydan sonra Salih ve Fidan birbirlerine daha çok yaklaşmaya başlarlar..Salih,Gülşen’in verdiği paradan alışveriş yaptıktan sonra artanıyla karısı Fidan’a dondurma alır,Fidan’da sorar:’hani senin yokmu ?’ Salih,’sen ye’der.

Fidan’la Salih arasında iletişim,duygusal bağ oluşmaya başlamıştır;ama farklılıklardan oluşan iki yarımdan bir bütün oluşamayacağı da görünmektedir..Zaten sonuda öyle bitmektedir…

YARIM,22 Adana Altın Koza Film Festivali’nde iki ödül kazandı.Başrolde oynayan Ece Tatay (Fidan) ‘Jüri Özel Mansiyon Ödülü’nü,Hülya Böceklioğlu (Gülşen) de ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü aldı.

Aydınlı çok  yönlü sanatçı Hülya Böceklioğlu’nun da dediği gibi YARIM gişe filmi değil.sanat filmi.Hülya Böceklioğlu’nun sanat yaşamı başarılarla dolu,anlamlı olan GALA’nın Aydın’da ve Efeler Belediyesince düşünülerek organize edilmiş olması.

Hele bir de Efeler Belediyesi Gala’ya nasıl gidileceğini  afiş,uyarı spotları ya da benzeri yönlendirmelere takviye etseydi daha çok seyircisi olurdu.

Gülşen’in o kendinden emin kadınlık ve analık tavrıyla,kocası rolündeki usta oyuncu rahmetli Recep Yener’in,oğlunun zeka özürlüsü olduğunu biran için unutup,yumruğunu havaya kaldırıp,hışımla ‘senin a…’diye küfüre başlaması ve filmin kapalı mekan içinde çekilen  her karesinin bir tiyatro sahnesi gibi olmasından çok keyf aldım.

08.05.2016
Bu yazı 1047 defa okundu.

Diğer Yazıları