YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

İNANMAK

İnanmak sözcüğünün anlamı, bir şeyin doğru olduğunu benimsemek…

Çocukken, anamızdan, babamızdan, doğru söylediğimize inanmaları için “vallahi billahi”diye yemin etmeye başlamaz mıydık ?

Mahkemede tanıklık ederken, doğru söylediğimize inanmaları için hakim, ”doğruyu söyleyeceğine namusun ve şerefin üzerine” diye yemin ettirmez mi ?

Toplumda bir de “doğru söz yemin gerektirmez” inancı vardır..

-Doğruyu söylediğinden emin misin ?

-Doğruyu söylüyorum, ister inan istemezsen inanma

İnanmak sözcüğü bizde, genel anlamından çok  dinsel anlamda daha çok algılanır; çünkü geçmişten beri süre gelen bir gelenek vardır, eğer birisi inanılan bir şeyi sorguluyorsa, ona kuşkuyla bakılır. Örneğin, bir din adamı kendi söylediğini Tanrı ya da peygamberlere dayandırarak  söylüyorsa, siz de bunu sorgulamak cesaretini gösteriyorsanız, başkaları sizi inançsızlıkla suçlayabilir; çünkü din adamının, hocanın yalan söylemeyeceği inancı yaygındır.

Düşünün, adamın birisi bedenine patlayıcıları sarmış, canlı bomba olmuş, kendini patlatacak zamanın bildirilmesini bekliyor; ama olmuyor eyleme geçemeden yakalanıyor. Üst arama sırasında çok garip biri durum ortaya çıkıyor. Adam, penisini korunak içine almış. Bu ne diye sorulduğunda, kendini patlattıktan sonra öteki dünyaya vaat edilen hurilere sağlam gitmek istediğini söylüyor. Adam üzerindeki patlayıcıların patlamasından sonra hiçbir organın sağlam kalmayacağını düşünemiyor; çünkü buna inandırılmış; ama aslında o buna inanmak istediği için inandırılmasına izin vermiş.

Tüm zorluk inandırıncaya kadar. İnandırdıktan sonra siz istediğiniz kadar “ben yanlış bir şeye inanmışım ve seni de inandırmışım, kusura bakma gel vazgeç.”deseniz de artık hiç bir şey eskisi gibi olmaz; çünkü o kişi inanırken aynı zamanda bağlanmıştır. İnanmak, bağlanmak güçtür, kimse o gücü yitirmek istemez.

-Sen de mi Brütüs ?

-Güvendiğim dağlara kar yağdı.

-Söylediğin her söze inanmamın cezasını çekiyorum..

-Vallahi billahi kandırıldık,öyle güzel anlattı ki hepimiz inandık..

Üst yönetimlerde birisine  birlikte çalıştığı insanların hangilerine inandığını sorun, mutlaka sizi ikna edecek anlatımı olacaktır, bu övgü dolu sözleri aslında onun kuşkuları olduğunu;ama araştırma yapmaya niyeti olmadığını gösterebilir; çünkü düş kırıklığına uğramaktan korkuyor olabilir. Böylesi durumlarda o üst düzey yönetici,mağduriyetini ve inanmak istemediği şeyi duygusal savunmalarla anlatmaya çalışır: ”Arkadaş kime güvenip,kime inanacağımızı şaşırdık,bana bunu yapacağını bir saniye bile aklımdan geçirmemiştim, bir daha kimseye inanmayacağım, güvenmeyeceğim.” Geçmiş olsun derler..

Oysa, her şeyin anında değişebileceğini, özellikle insanın her saniye değişeceğini kabullenerek sorgulamanın inançsızlıktan değil de tam tersi doğruyu öğrenmenin ilk adımı olduğunu kabul etmiş olsaydık şuan yaşadıklarımızı hak etmiş olmayacaktık.

İlkel dönemlerde doğa olaylarını sorgulamayan insanlar, korktular ve korkularını tanrılaştırarak bağlandılar. Yunan mitolojisinde neredeyse her doğa olayının tanrılaştırılmış bir adı vardır: Rüzgar tanrısı, fırtına tanrısı, deniz tanrısı, ve daha bir çok örnek. Zaman geçti, şimdi biz diyoruz ki, sera etkisi yüzünden ozon tabakası delinmiş. Sera etkisi yüzünden kutuplardaki buzullar erimeye başladı, teknolojik deneyler yüzünden doğanın dengesi bozuldu. Japonya”da deniz altında meydana gelen deprem yüzünden oluşan tusinami, tam bir felaket getirdi.

Bu örneklere karşın hala birileri çıkıp, mini etek yüzünden deprem olduğunu, birilerinin hırsızlıkla zengin olduğunu söylemek yerine yılbaşı eğlencesinin haram olduğunu ve daha benzeri bir çok safsatayı savunabiliyor. Neden ? çünkü işine öyle geliyor, birilerini buna inandırarak kendi çıkar çarkını çeviriyor.

Bu konuda ABD”li , İngiliz, Fransız, Alman,  Arap politikacı ve psikolog çok iyi çalışıyorlar; çünkü başka ülkelerde kendileri gibi düşünenleri bularak kullanıp insanları istediklerine inandırarak canlı robotlar üretiyorlar..

Hadi ya..doğru mu söylüyorsun ?

Ben söylemiyorum, oku, araştır, incele ve SORGULA..sonra da İSTER İNAN İSTEMEZSEN İNANMA

05.01.2016
Bu yazı 982 defa okundu.

Diğer Yazıları