YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

İSTANBUL KAZAN BEN KEPÇE (4) BOĞAZDA ÇARPIŞAN TANKERLER

Fotoğraf  çekmek için baş kısmında durduğum söndüren 1  teknesinin baş kısmı birde yükseldi, denize düşmeme ramak kalmıştı.Nuri kaptan arkamdan bağırdı.’Gazeteci çök !’ ,

Teknenin baş kısmında bulunduğum yerde yere çöktüm.Ve işte o zaman tankerin sac gövdesinin  ne kadar ısındığını hissettim,denizin yüzeyi bile sıcaktı.

Bulunduğum yerden geri geri giderek Nuri kaptanın yanına vardım,’Ne oldu kaptan ?’ dedim.

-herhalde teknenin altından petrol  denize aktı ya da bir şey oldu ki aşağıda basınç oluştu.’ Dedi.

Çantamdaki filmlere baktım 2 adet 36 pozluk film çekmişim,bir de makinamda vardı.Demek ki oldukça iyi çalışmışım;ama önemli olan görüntünün net olmasıydı.

15 Kasım 1979 günü yangının ilk günüydü ve gününde çekilen fotoğraflar ertesi günü gazetede yayınlanacağı için çok önemliydi.

Başka gazetelerde çalışan arkadaşların teknik donanımları benden kıyaslanmayacak kadar iyidi,onlar yarın nasıl olsa bir yolunu bulurlardı; ama ben şimdi,şu anda en güzelini yapabilmeiydim.

Birden yanmakta olan şilep bana anlamsız geldi.Nuri kaptanın yanına gittim,’Kaptan ne olursun beni karaya çıkart,çektiğim bu filmleri gazeteye götürmem gerekiyor.’Nuri Kaptan yüzüme baktı baktı,elindeki telsizle deniz polisini aradı.!5-20 dakika içinde deniz polisi geldi,onların teknesine bindim,Nuri kaptana sarılıp teşekkür ettim ve ‘kaptan seni bulacağım’ dedim.

Deniz Polisi beni Haydarpaşa Garı’nın önündeki iskelede indirdi.Koşarak telefon kulübesine gittim,gazeteyi aradım.Niyetim,ya Selahattin ağabeyiye ya da İhsan ağabeyiye  olay yerinde olduğumu ve fotoğraf çektiğimi söylemekti; çünkü yıllık izinden döner dönmez böyle bir olaya gireceğimi tahmin etmeyebilirlerdi.

CUMHURİYET NİYE BABA OCAĞI:

Telefona İhsan abi çıktı,durumu anlattım,beni dinledi ve ne hikmetse,’Atillacığım,sen o filmlerini al yarın geldiğinde getirirsin’ dedi.Buz kesmiştim.Ben mi anlatamadım, İhsan abimi anlamadı.Çok kısa sürede toparlandım ve ‘İhsan abi Oktay abi orada mı (Kurböke)’ diye sordum.

-Evet,burada’

-iyi abi Oktay abiyi verir misin?’

-Oktay Kurböke:

-söyle çocuk..

-abi,tanker yangınından 3 makaraya  yakın fotoğraf çektim,şimdi Haydarpaşa Garı’ndayım’

-Niye bana söylüyorsun,hemen gazeteye gel,,

-Abi,olay yerinde olduğumu ve fotoğraf çektiğimi  bildirmek için İhsan abiye söyledim,bana yarın gel diyor,bu ne demek?’

Oktay abinin şekeri vardı,tepesi attı.

-Oğlum,çabuk gazeteye gel,koşarak gel,uçarak gel,nasıl  gelirsen gel..

Haydarpaşa iskelesinden motor tutarak zorunlu olarak Beşiktaş’a geçtim,oradan da bir taksiye atlayıp doğru gazeteye..

Gazeteye geldiğimde,sekreterya hareketliydi,ajanslardan gelen fotoğraflara bakıyorlardı.Gelen tüm fotoğraflarda duman yoğunluktaydı, tankere ait net görüntüler yoktu.

Rahmetli Ali Alakuş’la karanlık odaya girdik,Ali filmleri tanklara yerleştirdi,zamanın dolmasını bekliyoruz; ama benim yürek Selanik,tık.tık atıp duruyor,heyecandan neredeyse düşeceğim,merak ediyorum çektiğim fotoğraflarım nasıl?

Zıırrrrrrrrrrrrr,zil sesi beni uyandırdı,filmin banyo süresi dolmuştu.Ali,filmi sudan geçirdi,yeşil ışıkta birlikte kontrol ettik,sonra hipoya attı.Ve lambaları yaktı..

Alelacele filmleri kurutup kontak aldı yukarı çıktık.Ali kontakları rahmetli Tulay abiye verdi.Hep birlikte sekreteryaya girdik.Oktay abi,Orhan abi (Erinç),Bülent Dikmener,Turan Ilgaz,Soner Girgin kontakları paylaşarak incelemeye başladılar.Masama gittim,merakla sonucu bekliyorum,bu arada Şükran ve Reha ile durumu konuşuyoruz,Reha benim orada olduğumu bildiğini söylüyor,nereden öğrendiğini soruyorum,’Gececi Selahattin söyledi’ diyor.Dayanamıyorum,İhsan abinin tutumunu anlatıyorum,Şükran’da Reha’da ‘ boş ver,sen Oktay abiyle görüşmekle en iyisini yapmışsın.’ Diyorlar.

Şükran,Reha ve ben sohbet ederken rahmetli Tulay abi yanımıza geldi,elini omuzuma koydu ve ‘ATİ ELİNE SAĞLIK HAMAMIN NAMUSUNU KURTARDIK.ÇEKİMLERİN HARİKA’ dedi.

Sonra Oktay Kurböke ağabeyim geldi,’Eline sağlık,harika iş çıkartmışsın’ dedi.

Mutluluktan uçuyordum,birden İhsan abi yanıma geldi ve ‘Atilla,eğer kabul edersen fotoğraflarına Cumhuriyet Fotoğraf Servisi diyeceğiz ve arkadaşlarımızın adlarını yazacağız’

-izin ne demek abi ..

Yıllık izin dönüşü harika bir şekilde iş başı yapmıştım.Tam 9 adet fotoğrafım gazetede yer aldı.Ertesi günü  tüm gazetelerdeki fotoğraflar dumanaltıydı…

Selahattin abimde kutlayınca iyice keyflendim.

CUMHURİYET NİYE BABA OCAĞI,anlamışsınızdır,ben canımı ortaya koyarak görevimi yapıyorum,benim istihbarat şefim bana yarın  gelmemi söylüyor,ben durumu kavrayınca Genel Yayın Yönetmenim Oktay Kurtböke’ye durumu bildirme yetkimi kullanıyorum,yani görevime,emeğime sahip çıkıyorum.

Başka gazetelerde bir muhabir kolay kolay genel yayın yönetmenine bu kadar kolay ulaşamaz.Cumhuriyet’te  herkes yerini bilirdi.Herkes birbiriyle iyi ilişkiler içindeydi,sorun olsa bile bunu dışarıya açık açık koyamazdı.

İhsan abi,’filmleri yarın getir’ dedi diye,ben emeğimden,görevimden vazgeçmedim ve böyle konuştu diye de İhsan abiye düşman olmadım,kin gütmedim;çünkü o kadar çok onure edildim ki İhsan abiye kızamadım bile..

YARIN:TANKER YANGINLARININ SÜRPRİZİ

 

14.11.2016
Bu yazı 695 defa okundu.

Diğer Yazıları