YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

İSTANBUL KAZAN BEN KEPÇE (5) TANKER YANGINININ SÜRPRİZİ

15 Kasım 1979 tarihinde İstanbul Boğazı’nda Yunan bandıralı  Evriali  şilebi  ile çarpışarak yanmaya başlayan ham petrol yüklü Romen bandıralı İndepententa  tankeri Kadıköy açıklarında günlerce yanarak İstanbul’da yaşayanların ilgi odağı olmayı sürdürdü.

Sonunda güncelliğini yitirerek hurda görünümüyle kaderine terk edildi.

Tam unutulmaya başlanmıştı ki bu kez bir başka şekilde gündeme geldi.

Deniz yüzeyinde olan biten görüneceği için,bazı uyanık KORSANLAR denizaltından tankerin içine girerek kendilerince para edebilecek bir şeyler aramaya koyuldular.

Bu durum, deniz polisini alarma geçirdi hem su yüzeyinden hem de altından dalgıçlarla yapılan aramalar sıklaştırıldı.

İstanbul  Boğazı’nda meydana gelen bu deniz kazası ile ilgili ilk gün çektiğim  görüntüler gündeme oturdu; çünkü daha öncede söylediğim gibi önemli olan olayın fotoğraflarının ertesi günkü etkinliğiydi.16 kasım 1979 günü en net ve ayrıntıları gösteren fotoğraflar sadece Cumhuriyet’te vardı.Ve benim için bir ödüldü; çünkü amatör,gariban Yaşhica marka makinamla çekmiştim.Öteki gazetelerde tanker siyah dumanlar içinde görünüyordu; çünkü ya tekneyle çok açıktan ya da Haydarpaşa Mendireği’nden çekilmişlerdi.Oysa ben tankere dokunacak kadar yakından çekmiştim.Bu yaşamsal olarak benim için bir riskti ve bu riski alacak kadar ,mesleğimi seviyor,çalıştığım Cumhuriyet Gazetesi yönetimine güveniyordum.Başıma kötü bir şey gelmesi durumunda eşimin ve oğlumun mağdur edilmeyeceklerine inanıyordum.İşte benim ve birçok kişinin Cumhuriyet Gazetesi’ne BABA OCAĞI demeleri bundandır.

İzmir’de Demokrat İzmir Gazetesi’nde çalışırken Kıbrıs Barış Harekatı olmuştu.Gazete yönetimi askerliğimi Kıbrıs’ta yaptığımı bildiği için Savaş Muhabiri olarak Kıbrıs’a gitmemi istemişlerdi.Yetkili kişiye,görev sırasında ölebileceğimi belirterek ailemi maddi açıdan korumak için İzmirli İşadamlarının da imzalarının bulunduğu 200 bin liralık bir teminat senedi istemiştim.Yetkili kişi (adı bende) ‘Bize güvenmiyor musun ?’ diye sorduğunda.’Güvenmiyorum; çünkü bu gazeteye emeğini veren tüm çalışanları eziyorsunuz’ demiştim.Aynı yetkili,’Yeni Asır’da olsaydın gider miydin?’ diye ikinci bir soru sorunca,’Giderdim; çünkü o gazetede Cemil Devrim,Saruhan Ayber ağabeyimle,Dinç Bilgin benim ailemi güvence altına alırlardı.’demiştim.Zaten bu olaydan kısa bir sonra da Demokrat İzmir’den kovuldum.

Meslek yaşamımdaki bu olay, benim, çalıştığım her yerde sadece kendimin değil,tüm çalışanların haklarını  savunmak,korumak adına rehberim  ve  asıl görevim oldu.O zamandan beri ,TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası) üyesi olmaktan hep gurur duydum.

İndepentanda tankeri Kadıköy açıklarında kaderine terk edilmişken,ben bir sürpriz yaşadım.

Her ayın birinci gününde gazeteye geldiğimizde,muhasebeye uğrar,bordroyu imzalar maaşımızı alır,sonra servise çıkardık.

Maaşımı alırken bana bir de ayrıca makbuz imzalattılar,sormazdık nedir,neyin nesidir diye,dedim ya bir emekçinin işyerine güven duyması onun gücünü arttırır.Makbuzu imzalayıp içinde para olan  zarfı aldıktan sonra servise çıktım,niyetim  ayrıca ödenen bu para kaç liraydı ve neden verilmişti.Bunu merak ederek  yerime otururken,Reha Öz, ünledi,’Atilla akşam rakılar senden’ Baktım orada olanların çoğu Reha’yı destekliyor,doğru Selahattin abime gittim,’Abi bu ne iş?’

Rahmetli Selahattin Güler ağabeyim,konuştu:’senin fotoğraflarını UPİ’ ye ( United Press İnternatioral,haber ajansı) satılmış, oda senin  payın,güle güle harca.’

Benim haberim bile yoktu..

Evladın haberi yok; ama BABA ,BABA OCAĞINDAKİ evladının hakkını verir.

Mesleğimde aldığım en büyük ödül CUMHURİYET GAZETESİ’NDE çalışmış olmaktır.

Gerçekten Cumhuriyet Gazetesi ailesinin bir evladı olan CUMHURİYET’E İHANET ETMEZ..edenler vardır,onlar emperyal güçler tarafından aileyi bozmak için görevlendirilmiş uyruğu belli olmayan GELİNLER,DAMATLAR dır.

Ve onlar; CUMHURİYET ‘in kutsal işlevine uyamayacaklarını bildiklerinden  kendilerine uygun uyruğu seçerek kaçacaklardır.Bunu hep birlikte göreceğiz.

GAZETECİLİK ANILARIMI SİZLERLE PAYLAŞMAK BANA GÜÇ VERİYOR SEVGİLİ DOSTLAR; AMA

AYDIN’A SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN ASLİ GÖREVİ,CANLIYA,TOPRAĞA,SUYA,HAVAYA ÖLÜM GETİREN JEOTERMA ÖLÜM ÇUKURLARINA KARŞI MÜCADELEMİZ HEPİMİZİN GELECEĞİDİR.

BU SANTRALLERİN YETKİLİLERİNİ TARTIŞMAYA DAVET EDİYORUM.

ONLAR KAÇ KİŞİ OLURLARSA OLSUNLAR,KİMDEN GÜÇ ALIYORLARSA ALSINLAR; AMA HİÇ BİR ZAMAN YAŞAMA SAHİP ÇIKANLAR KADAR GÜÇLÜ OLAMAZLAR..

 

14.11.2016
Bu yazı 762 defa okundu.

Diğer Yazıları