YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Atilla Dağıstanlı

KIBRIS ŞEHİDİ PİLOT YÜZBAŞI CENGİZ TOPEL

KIBRIS ŞEHİDİ PİLOT YÜZBAŞI CENGİZ TOPEL  VE  AİLESİ  KATLEDİLEN

DOKTOR BİNBAŞI  NİHAT İLHAN ANISINA

                                                  BİR SEVDADIR KIBRIS

21 Eylül 1967 Perşembe günü İskenderun Sarıseki İskelesinden Onaran gemisine bindiğimizde hepimizin yüreğini garip bir hüzün ve sevinç kaplamıştı.

Sarıseki İskelesi ana baba günüydü…Analar,babalar oğullarını Kıbrıs’a uğurlamak için ülkenin dört bir yanından buraya gelmişlerdi.

Hatay,Dört yoldaki birliğimizden cemselerle Sarıseki İskelesine gelmiştik.Başımızdaki komutanlarımız duygusal çöküntü yaşamamamız için sürekli marşlar söyleterek moralimizi yükseltmeye çalışıyorlardı; ama ağzımız marş söylesede yüreklerimizde  garip bir tedirginlik vardı.

Ailesi gelen askerlere görüşmeleri için bir saat gibi bir süre verildi,gelmeyenlerde bir köşede bekliyorlardı.

Hatay-Dörtyoldaki komando birliğimizden ayrılmadan bir hafta önce babamla telefonla görüşmüş ve bir bahane uydurarak annemin beni uğurlamaya gelmesini engellemesini istemiştim.Baba-oğul aynı düşüncedeydik.Dağıstanlı sülalesinin ve ailemin ilk çocuğu olduğum için anacığım mutlaka gelmek istiyordu.Neyse ki babam annemin gelmemesi için ikna edecek bir şeyler bulmuş.

Toplan borusu çaldığında analar,babalar bir türlü oğullarından ayrılmak istemiyorlardı; ama emir demiri keserdi.Sarılıp öpüşmelerden sonra Onaran gemisinin merdivenlerinden tırmanmaya başladık.Yukarı çıkmak için bastığımız her basamaktan sonra aşağıdakiler giderek küçülüyorlardı.

Birliğimizin adı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı  Değiştirme Birliği idi.

Türkiye’nin dört bir yanından 1946/6 tertip olarak askere çağrılan gençlerden Kıbrıs Birliği’ne seçilen bizler önce Isparta 3.Piyade Er Eğitim Tugayı’nda 8 ay kadar eğitim  gördükten sonra İskenderun’da Komando Eğitimi almıştık.

Onaran Gemisi aralıklarla üç kez veda borusu çaldıktan sonra Kıbrıs’a hareket etti.

Rıhtımdan bekleyenlerin önce salladıkları elleri  sonra da kendileri görünmez oldu.

Şimdi Akdenizin masmavi sularında sessizce yol alıyoruz..

Onaran gemisi dalgalarla sallandıkça güvertede oturanlardan midesi bulananlar daha fazla dayanamıyorlar..

Onaran Gemisi’nin sancak ve iskele tarafında iki muhrip bize eşlik ediyorlar,görevleri olası bir düşman saldırısında bizi korumak.

Artık,ne anamız,ne babamız,ne kardeşimiz ne de sevgililer var aklımızda,hepsini Türkiye’de bırakıp  kutsal görevimize odaklandık.Ver elini YAVRU VATAN KIBRIS,MEHMETÇİKLER GELİYOR…

Onaran Gemisi’nin güvertesi şenlik yeri gibi…

Cennet ülkemin dört bir yanından bu kutsal göreve seçilmiş gençler  kendi yöresel kültürlerini sergiliyorlar..Sazlar,davullar,zurnalar,kavallar,klarnetler,tulumlar çalıyor,oyunlar oynanıyor.

Komutanlarımız da bizlerle birlikte.

-komutanım Türkiye Kıbrıs arası kaç kilometre?

-Kilometre değil,97 deniz mili.

Bir deniz mili 1852 metre olduğuna göre,demek ki 190 kilometre civarında..

Nöbetçi subayımızın düdüğü eğlencemize ara verdiriyor…

Yemek zamanı…

Onaran Gemisi’nde ki görevli askerler ellerinde karavanalarla güvertede konuşlanıyorlar…

Bahriyeli kardeşlerimiz gruplar halinde hepimize sıcak tayin dağıtıyorlar,geminin fırınından yeni çıkmış,onca ay askerlik yaptık sıcak bir tayin yiyemedik.Mis gibi kokuyor….

Yemeğimizde farklı; etli türlü, kuru fasülye,pirinç pilavı,üzüm hoşafı ve peynirli börek..Oldukça zengin..

Kuytu bir köşede Kıbrıs’a nasıl geldiğimi düşünüyorum…Tüm anılarım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp gidiyor…Vay anasını..görmediğim denizi,binmediğim gemiyi görmüş, binmiş gibi hayal etmiştim şimdi gerçekleşti, nasıl oldu bu iş?

……………………………

Babam Kars’ta görevliyken her gün eve beş gazete alırdı.Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Akşam ve Yeni Sabah. Gerçi gazeteler haftalık gelirdi; ama bir bakıma da avantajlı olurdu; çünkü Pazartesi’nden başlayıp Pazar’a kadar arka arkaya okurduk.Ta o zamanlar Kıbrıs ve Kıbrıs Türkü ,Türkiye’nin gündemindeydi.En fazla da  Hürriyet Gazetesi’nin Sahibi Sedat Simavi  yazılarıyla bu konuyu sıcak tutardı.Babam; Sedat Simavi’yi okudukça heyecanlanır,’Bu gazeteci de olmasa Kıbrıs’ı kimse  düşünmeyecek.’ gibi sözler söylerdi.Babamın davranışları, konuşmaları beni çok etkilemişti, çocuk başımla Kıbrıs’ı kurtarmak için çareler üretiyordum. Bunlardan  yapmayı en çok istediğim eylem şuydu:

Dünyadaki tüm devletler toplanmışlar ve bu duruma kesin bir çözüm bulmak için bir formul üretmişler.Türk Hava Kuvvetlerinden ve Yunan Hava Kuvvetlerinden birer pilot Akdeniz üzerinde bire bir savaşacaklar,hangi pilot kazanırsa Kıbrıs,o ülkeye verilecek.

Türk Hava Kuvvetleri’nden savaş pilotu olarak ben seçiliyorum. O muhteşem gün geliyor.Anamın,babamın ellerini öpüp,komutanıma tekmil verdikten sonra uçağıma biniyorum.

Masmavi gökyüzü ile Akdeniz’in mavi suları arasında Yunan pilotuyla kapışıyorum, uçağımın her tarafı Türk Bayrağı ve Atatürk’ün resimleriyle dolu…

Yunan savaş uçağı Akdeniz’in mavi sularına gömülürken ben Kıbrıs’a iniyorum,her taraf insan seli,beni karşılıyorar…

Onaran gemisinden Magusa Limanı’na indiğimiz zaman  bizi karşılamaya gelen insanları gördüğümde anılarım aklıma geldi,ürperdim..

Bunlar benim çocukluk anılarımdı…

Askerlik çağım geldiğinde Erzurum Askerlik Şubesi Başkanı’na bir mektup yazdım. Bu anı öykümü anlattım ve beni Kıbrıs’a tertip etmesini diledim; çünkü Aydın Askerlik Şubesi benim için yabancı şube olduğundan tertip edilemiyordum.

Sonunda beklediğim mektup geldi. Erzurum Askerlik Şubesi Başkanı yazdığım mektuptan etkilenmiş olacak ki,’ Oğlum Atilla’ diye başladığı mektupu,’seni Kıbrıs’a tertip ettim.Hayırlısı olsun.Aydın Askerlik Şubesine başvur.Gözlerinden öperim.’ diye bitiriyordu.

Bekle beni Kıbrıs, ne yapayım Kore’yi…

**Kıbrıs Şehidi Yüzbaşı Cengiz Topel..

 

**Kıbrıs'ta görevliyken eşi ve üç çocuğu çeteci rumlar tarafından öldürülen Dr.Binbaşı Nihat İlhan

 

 

 

30.11.2016
Bu yazı 729 defa okundu.

Diğer Yazıları